Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4333 E. 2025/2728 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4333
Karar No
2025/2728
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/452 E., 2024/687 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/178 E., 2021/38 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya ait çiftliğin girişine davalı tarafından elektrik direği dikildiğini, direğin can ve mal güvenliğini tehdit ettiğini, bu konuda delil tespiti yapıldığını ve ihtarnameye rağmen ihlalin giderilmediğini belirterek dava konusu direğin can ve mal güvenliğini sağlayacak bir konuma getirilmek suretiyle muarazanın giderilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, dava konusu direğin TEDAŞ tarafından projesine ve yasal mevzuata uygun şekilde (kamusal alana) dikildiğini, davacının mülkiyet hakkını engellemediğini, can ve mal güvenliğine tehlike oluşturmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davanın kabulüne, müdahalenin men’ine, dava konusu direğin can ve mal güvenliğini sağlanacak bir konuma getirilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; a.İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonrasında düzenlenen 08.03.2020 bilirkişi raporunda, dava konusu direğin daha önceki şebeke uygulamasında olduğu gibi, bu projede de kamusal alana dikildiği, davacının mülkiyet haklarına herhangi bir tecavüzün söz konusu olmadığı, enerji iletkenleri Alpek olarak isimlendirilen izole tipte olduğundan yapılara yaklaşma mesafesi bakımından herhangi bir güvenlik mesafesi ihlalinin bulunmadığı, işin doğası gereği mevcut direği demonte etmeden yeni direk tesis edilmesi mecburiyetinden dolayı direklerin yerlerinin küçük oynamalar gösterebildiği ve mevcut hâliyle fen kurallarına uygun olduğunun rapor edildiği, b. Dava konusu direğin, mahalle şebekesine ait alçak gerilim (AG) direği olup davacının iştirak halinde malik olduğu taşınmaz sınırları dışına, kamuya ait yola TEDAŞ tarafından 15.03.2018 gün ve 33216 sayı ile onaylanarak Bursa İli, ... İlçesi, ... Mahallesi Şebeke Yenileme Projesi çerçevesinde tesis edildiği, c. Dava konusu direğin davacının mülkiyet hakkına müdahale etmediği, d. Davacı talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeninden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve dosya kapsamındaki beyanlar da izah edilerek dava konusu direğin can ve mal güvenliği açısından tehlike oluşturduğunu, bilirkişi raporları ile iddialarının ispat edildiğini, direğin eski yerinin bu soruna sebebiyet vermediğini ancak yeni yerin mülkiyet hakkına tecavüz ettiğini, çiftliğe mal ve ürün girişine engel teşkil ettiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, el atmanın önlenmesi suretiyle muarazanın giderilmesi isteğine ilişkindir. Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet, geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıktan kaçınmakla yükümlü kılan aynı Kanunun 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir. O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini göz önünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır. Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının eski 1331 (yeni 172 ada 29) parsel sayılı ( ve bahçe vasıflı) taşınmazın elbirliği şeklindeki maliklerinden olup davalı tarafından verilen müzekkere cevabında, niza konusu direğin, alçak gerilim (AG) direği ve mahalle şebekesi olduğu, yürüme yoluna tesis edildiği, kamulaştırma yoluna gidilmediği ve söz konusu şebekenin Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'ne uygun şekilde projesi hazırlanarak tesis edildiği belirtilmiştir. Somut olayda, 18.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; bahse konu direğin 15.03.2018 gün ve 33216 sayı ile onaylanmış, Bursa İli, ... İlçesi, ... Mahallesi Şebeke Yenileme Projesi çerçevesinde UEDAŞ tarafından dikilen mahalledeki tek trafonun F kolunun 04 nolu direği olduğu, direğin eski ve yeni yerleri arasında sadece yarım metre fark bulunduğu, dava konusu direğin daha önceki şebeke uygulamasında olduğu gibi bu projede de kamusal alana dikildiği, davacının mülkiyet haklarına herhangi bir tecavüzün söz konusu olmadığı, öte yandan enerji iletkenleri Alpek olarak isimlendirilen izole tipte olduğundan yapılara yaklaşma mesafesi bakımından herhangi bir güvenlik mesafesi ihlalinin de söz konusu olmadığı, şebeke yenileme uygulamaları için yapılan çalışmalarda, yeni şebeke tesis edilirken yerleşim ya da sanayi bölgelerinin uzun süre enerjisiz kalmaması için mevcut şebeke demonte edilmeden yeni şebekenin tesis edilmesinin esas olduğu, bu nedenle, birçok noktada eski direk yeri ile yeni direk yeri arasında incelenen olayda olduğu gibi çok az mesafe olabildiği, işin doğası gereği, mevcut direği demonte etmeden yeni direk tesis edilmesi mecburiyetinden dolayı, direklerin yerlerinin küçük oynamalar gösterebildiği, taşınmazın girişinin 90 derece açı ile dönen bir sokak köşesinde bulunduğu, sık manevra konumunda olup direğin bulunduğu noktanın büyük araçların manevrası esnasında kazaya daha açık durumda olduğu, çiftlik giriş kapısının 615 cm, yüksekliğinin ise 435 cm’ye ulaştığı, direğin dip tarafından yaklaşık 15 cm'sinin çiftliğin kapı hizasında kaldığı, her ne kadar kapı kanat ve profillerinin direğe çarpmadan daha rahat ve güvenli bir şekilde açılıp kapanabilmesi için mevcut sistemde tadilat yapmak mümkün olsa da direğin alt kısımda 15 cm’sinin kapı hizasında kalması sebebi ile giriş ve çıkışlarda hareket kısıtlılığı yaratacağı, mevcut haliyle fen kurallarına uygun ve herhangi bir güvenlik mesafesi ihlali teşkil etmemesine rağmen ve uygulama esnasında işin doğası gereği ilk yerinden farklı yere dikilmesi bir mecburiyet olan dava konusu direğin, tekrar eski yerine ya da yakın mesafede daha uygun bir yere kaydırılabileceği ifade edilmiştir. Dava konusu direğin Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'ne uygun şekilde (projesi hazırlanarak) tesis edilmesi muarazanın yaşanmayacağı anlamına gelmez. Nitekim, hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, çiftlik girişinin 90 derece açı ile dönen bir sokak köşesinde bulunduğu, sık manevra konumunda olup direğin bulunduğu noktanın büyük araçların manevrası esnasında kazaya daha açık durumda olduğu, direğin alt kısımda 15 cm’sinin kapı hizasında kalması sebebi ile giriş ve çıkışlarda hareket kısıtlılığı yaratacağı açıkça tespit edilmiştir. Sonuç itibariyle, meydana gelen muarazanın yukarıda izah edilen ilkelere uygun bir şekilde giderilmesi gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, değinilen yönler gözetilerek, mahallinde uzman bilirkişi heyeti ile yeniden keşif yapılarak taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, tarafların itirazlarını karşılar nitelikte ayrıntılı ve infaza elverişli rapor alınıp muarazanın ne şekilde giderilebileceğinin araştırılması, dava konusu direğin gerektiğinde eski yerine deplase edilmesi dahil tüm alternatiflerin değerlendirilmesi, bu konuda koordinatlı kroki de çizdirilmek suretiyle dosya kapsamına uygun biçimde muarazanın giderilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi. K A R Ş I O Y Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya münderecatına göre mahkemece kurulan hüküm usul ve yasaya uygun olduğundan onanması görüşünde olduğumdan kararın bozulması yönündeki çoğunluğun görüşüne katılamamaktayım.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/4333, K. 2025/2728, T. 21.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2024-4333-e-2025-2728-k-dc2a1627acf6