Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/2553 E. 2013/6961 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/2553
Karar No
2013/6961
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, iş sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle işe iade davası açtığını, İzmir 7. İş Mahkemesinin 2008/514 E. sayılı dosyası ile işe iadesine karar verildiğini, kararın kesinleşmesi üzerine kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, boşta geçen süre ücreti, ücret alacağı ve işe başlatmama tazminatının tahsili için kısmi dava açtığını, bilirkişi raporunun alınması üzerine davasını ıslah ettiğini, sehven ıslah dilekçesinde faiz talep etmeyi unuttuğunu, kıdem tazminatı faiz alacağının tahsili için icra takibi yaptığını, icra takibine davalı tarafça itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı, davacının kıdem tazminatı ve diğer alacakları yönünden müddeabbihi artırdığını, ancak faiz talebinde bulunmadığını, icra konusu yapılan alacakların 12.06.2012 tarihinde ödendiğini, davacının haksız olarak İzmir 15. İcra Müdürlüğünün 2012/7247 E. sayılı dosyası ile takip yaptığını, davacının talebinin yasal dayanağı olmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının kıdem tazminatı talep ederken faiz talep etmediği, ancak ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu, davacının kıdem tazminatı faizini her zaman isteyebileceği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İşe iade davası sonrasında işçinin süresi içinde başvurusuna rağmen işverence işe başlatılmadığı tarih fesih tarihi olmakla, kıdem tazminatı bakımından faiz başlangıcı da, işçinin işe alınmayacağının açıklandığı tarih ya da bir aylık işe başlatma süresinin sonudur. Somut olayda; davacı İzmir 9. İş Mahkemesinin 2011/209 E.-2011/541 K. sayılı dosyasında dava dilekçesinde 2.000,00 TL kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarını talep etmiş, faiz talebinde bulunmuştur. 22.07.2011 tarihli ıslah dilekçesinde ise dava dilekçesinde talep edilen 2.000,00 TL kıdem tazminatı talebine ek olarak 9.078,23 TL kıdem tazminatı daha talep etmiş, ancak faiz talep etmemiştir. İzmir 9. İş Mahkemesinin 28/07/2011 tarih ve 2011/209-541 E.K. sayılı kararı ile davacının dava dilekçesinde talep ettiği 2.000,00 TL ve ıslah dilekçesinde talep ettiği 9.078,23 TL kıdem tazminatının faizsiz olarak davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karar taraf vekillerince temyiz edilmiş, Yargıtay 22. H.D.’nin 09/02/2012 tarih ve 2011/10427 E.- 2012/1483 K. sayılı kararı ile dava dilekçesinde talep edilen miktarlar için faiz talep edildiği halde Mahkemece “ faiz talep edilmediğinden karar verilmesine yer olmadığına ” şeklindeki hükmün hatalı olduğu gerekçesi ile karar bozulmuştur. Bozma kararı üzerine Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyularak “ 2.000,00 TL net kıdem tazminatının iş akdinin fesih tarihi olan 01/11/2008 tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ıslahta talep edilen 9.078,23 TL net kıdem tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ıslah dilekçesinde faiz istenilmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar Yargıtay 22.H.D.nin 27/09/2012 tarih ve 2012/17411-19924 E.K. sayılı ilamı ile onanmıştır. Davacı, İzmir 15. İcra Müdürlüğü’nün 2012/7248 E. sayılı takip dosyasında 9.078,23 TL kıdem tazminatının iş akdinin feshi tarihi olan 01/11/2008 ile İzmir 9. İş Mahkemesinin 2011/209 E.-2011/541 K. ve 28/07/2011 tarihi ilam tarihine kadar işlemiş faizi olarak 6.460,21 TL işlemiş faiz talebinde bulunmuş, davalı tarafça borca tüm fer’ileri ile birlikte itiraz edilmiştir. Mahkemece itirazın iptali davasında alınan hükme esas bilirkişi raporunda İzmir 9.İş Mahkemesince kıdem tazminatının faiz başlangıç tarihi olarak 01/11/2008 tarihi esas alınması nedeniyle 01/11/2008 ile 28/07/2011 tarihleri arasındaki faizin hesaplandığı belirtilmiştir. İşe iade kararı sonrası Yargıtay ilamı davacıya 03/01/2011 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili davalı işverene 12/01/2011 tarihli ihtarname ile işe iade talebinde bulunmuş, ihtarname davalı tarafa 18/01/2011 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı taraf davacıyı süresi içinde işe başlatmamıştır. Bu durumda davacının iş sözleşmesinin feshi tarihi davacının işe başlatılmadığının kesinleştiği 18/02/2011 tarihidir. İtirazın iptali davasına konu davacının kıdem tazminatı faizi 18/02/2011 ile 28/07/2011 tarihleri arasındaki dönem için hesaplanmalıdır. 1.11.2008 faiz başlangıç tarihi 22.H.D.nin 27/09/2012 tarih ve 2012/17411-19924 E.K. sayılı onama ilamı İzmir 9. İş Mahkemesinin 2011/209 E.-2011/541 K sayılı kararında hükmedilen 2.000,00 TL kıdem tazminatı yönünden kesinleşmiş olup ıslah dilekçesinde talep edilen dava konusu faize esas 9.078,23 TL için bağlayıcı değildir. Mahkemece davacının iş akdinin fesih tarihi 18/02/2011 tarihi olarak kabul edilmesi gerekirken 01/11/2008 tarihi esas alınarak yapılan hesaplama hükme dayanak tutulmak suretiyle karar verilmesi hatalıdır. 3-İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının Yasada gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilir. İcra inkâr tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Özellikle, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları, işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlardır. 4857 Yasanın 8 inci ve 28 inci maddelerinin, işverene bu gibi konularda belge düzenleme yükümü yüklediği de gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkâr tazminatına hükmedilemez (Yargıtay HGK. 4.3.2009 gün 2009/ 9-57 E, 2009/ 110 K). Borçlu belirli bir alacak için yapılan icra takibinde borcun bir kısmına itiraz etmek istediğinde, itiraz ettiği kısmı açıkça göstermek zorundadır. Borçlu buna uymaz ve borcun tamamına itiraz ederse, itirazın iptali davası sonucunda borçlu olduğu miktar bakımından icra inkâr tazminatı ödemekle yükümlüdür. Alacağın likit olması şartıyla, itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkâr tazminatına hükmedilmelidir. İcra inkâr tazminatı, asıl alacak bakımından söz konu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkâr tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir. İcra takibinde işlemiş faiz için de takip tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olması durumunda, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi, faize faiz yürütülmesi anlamına gelir ki, Borçlar Kanununun 104/son maddesi ile 3095 sayılı Yasanın 3 üncü maddesi uyarınca faize faiz yürütülmesi mümkün olmaz. Bu halde, asıl alacak bakımından takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmelidir. Kıdem tazminatı faizi gecikme faizi niteliğinde olduğundan, faize faiz yürütülmesi mümkün olmaz. Dairemiz kararları bu yönde kökleşmiştir. Faiz alacağı başlı başına icra takibi ya da davaya konu olmuş olsa dahi, faiz niteliğini kaybetmediğinden ayrıca faize hak kazanılamaz. Somut olayda; takibe konu alacak faiz niteliğinde olup faiz alacağı hakkında talep edilen icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 18.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/2553, K. 2013/6961, T. 18.04.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-2553-e-2013-6961-k-e0026b92f0a1