Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/8007 E. 2025/4957 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2024/8007
Karar No
2025/4957
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1704 E., 2024/1807 K. SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma Manisa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2021 tarihli mahkûmiyet kararının sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine sanık hakkındaki mahkûmiyet kararı kaldırılarak beraatine karar verilmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi kararının, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 24.04.2024 tarihli kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin 11.09.2024 tarihli kararıyla, sanığın 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet suçundan neticeten 10 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafin Temyiz İstemi Katılanın penye kıyafet konusunda marka hakkının bulunmadığına, bu yönde araştırma yapılmadan karar verildiğine, sanığın arama esnasında hazır olmadığına, ele geçen ürünlerin sanığın olduğu yönündeki kabulün hatalı olduğuna, arama neticesinde usule aykırı olarak tutulan tutanakta sanığın imzası bulunmadığına, ürünlerin kendisine ait olduğu yönünde kabulünün de bulunmadığına, arama kararında arama saatinin gösterilmediğine, delil elde ediliş biçiminin hukuka aykırı olduğuna, el koyma kararı bulunmadığına, el koyma işleminin bu nedenle kendiliğinden ortadan kalktığına, uzlaşma prosedürünün usule uygun olarak tamamlanmadığına, sanığa ulaşılmadan sonlandırılmasının hatalı olduğuna, şikâyet ekinde yer alan fişten hangi ürünün alındığının belli olmadığına, makul şüphe olmadan verilen arama kararının da usule aykırı olduğuna, bozma kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer verilen gerekçenin açıkça Anayasa, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) ve Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı olduğuna, usule riayet edilmeden, sanığın hazır bulunmadığı bir ortamda yapılan ve sanık tarafından kesin bir şekilde kabul edilmiş olmayan ürünlerin delil olarak kabul edilmesi ile mahkûmiyet kararı verilemeyeceğine, arama sırasında izin ya da sonrasında icazet alınmasının da aramayı hukuka uygun hale getirmeyeceğine, Yargıtay emsal kararlarında arama tanığının bulunmadığı durumlarda arama işleminin hukuka aykırı olduğunun kabul edildiğine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da açıkça arama işleminin hukuka uygun, yerinde, gerekçeli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilirken arama tanığı koşulunu göz önünde bulundurulduğuna, arama işleminin hukuka uygun olduğuna, ürünlerin satışa arz edildiği hususunun da sabit olmadığına, ev hanımı olan sanığın cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmemesi ya da ertelenmemiş olmasının büyük ailevi sorunlara yol açacağına, kararın bozulması talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda, hukuka aykırılık görülmemiştir.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Manisa 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2024/8007, K. 2025/4957, T. 08.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2024-8007-e-2025-4957-k-79ef593ee9b5