Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/3303 E. 2024/9209 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2024/3303
Karar No
2024/9209
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/269 E., 2023/340 K. SUÇ : 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Ölüm nedeniyle düşme, beraat, iade TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar ... ve ... hakkında Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.06.2015 tarihli ve 2013/152 Esas, 2015/242 Karar sayılı kararı ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 11.01.2017 tarihli ve 2016/1022 Esas, 2017/180 Karar sayılı kararı ile düzeltilerek onanasına karar verildiği, anılan karara yönelik itirazın ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.03.2019 tarihli ve 2017/19-185 Esas, 2019/217 Karar sayılı kararıyla reddedildiği, bu defa sanıklardan ... tarafından yapılan bireysel başvurunun; bulaşan içeren ürünlerin, genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünleri kapsamında görülmesinin kanunun olağan anlamından çıkarılmasının zorlayıcı bir yorum olacağı, genetiği değiştirilmiş organizma bulaşan çeltik ürününün genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünleri olarak değerlendirilmesinin kanuni düzenlemenin özünden uzaklaşan, genişletici ve öngörülmez bir yorum olduğu sonucuna varılarak suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlali sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair Anayasa Mahkemesi'nin 17.05.2023 tarihli kararından sonra dosya yeni bir esasa kaydedilerek yeni hükümlerin kurulduğu anlaşılmakta ise de; bir hak arama yolu olan bireysel başvurunun, Anayasa Mahkemesini üst temyiz mercii durumuna getirmeyeceği, sanıklar hakkında verilen mahkûmiyet ve ürünlerin müsaderesine ilişkin hükümlerin düzeltilerek onanmasına dair temyiz merciince verilen kararların itirazen olağanüstü yasa yolu olarak incelenip Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.03.2019 tarihli ve 2017/19-185 Esas, 2019/217 Karar sayılı kararıyla kesinleşmiş olması, dolayısıyla Kanun hükümlerinin yorumlanmasına ihtiyaç duyulan hallerde bu yorumu yapma ve uygulama yetkisinin derece Mahkemelerine ve Yargıtay'a ait olması, salt Kanunlarda yer alan düzenlemelerin farklı yorumlanma ihtimallerinin bulunmasının, yapılan yorumda bariz bir takdir hatası bulunduğu ya da yapılan yorumun genişletici bir yorum olduğu anlamına da gelmeyeceği, anılan yorumların yerinde ve/veya isabetli olup olmadığını denetleme yetkisinin ise Anayasa Mahkemesine ait olmadığının açıkça sabit olmasına ve Anayasa Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen ilkelere uygunluk göstermediğinin anlaşılmasına karşın, gerek Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 153. maddesinde gerekse 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinde yer verilen düzenlemeler uyarınca; anılan ihlal kararı uyarınca yeniden yargılama yapılmasında yasal zorunluluk bulunduğu değerlendirilerek yapılan incelemede; Sanıklar ..., ... ve ... hakkında verilen karar verilmesine yer olmadığına dair kararların hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. GEREKÇE A.Sanık ... hakkındaki ölüm nedeniyle düşme hükmü bakımından; Sanığın, 27.02.2020 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan düşme hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir. B.Sanık ... hakkındaki beraat hükmü ile iddianamelere konu ürünlerin tamamının iadesine ilişkin hüküm bakımından; Anayasanın 141, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısını ve herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine imkân verecek biçimde olması gerekir. Yargıtay’ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapabilmesi için; kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ile mağdur ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımın ne gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak hükmün gerekçesine yansıtılması gerekirken, açıklanan bu hususlara uyulmadan beraat ve iade kararları verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. II. KARAR A. Sanık ... hakkındaki ölüm nedeniyle düşme hükmü bakımından; Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle katılan vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B.Sanık ... hakkındaki beraat hükmü ile iddianamelere konu ürünlerin tamamının iadesine ilişkin hüküm bakımından; Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle katılanlar vekillerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 15.10.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2024/3303, K. 2024/9209, T. 15.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2024-3303-e-2024-9209-k-650be71df7f9