Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/8283 E. 2024/6257 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2023/8283
Karar No
2024/6257
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/895 E., 2022/417 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama, kısmî bozma Şikâyetçi ... vekilinin temyiz isteği yönünden; suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen, davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmayan ... vekilinin vaki temyiz inceleme isteğinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır. Katılan ... İdaresi vekili ve sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEPEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanığa alt sınırdan ceza verilmesi ve nakil aracının iadesine karar verilmesi nedenleriyle hükmün bozulması talebine ilişkindir. 2.Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya seçenek yaptırımlara çevrilmesi hususu değerlendirilmeden karar verilmesine ve re'sen nedenler ile hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE A. Şikâyetçi ... Vekilinin Temyizi Yönünden Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen, davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmayan ... vekilinin temyiz talebinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır. B. Nakil Aracı Yönünden Batum'dan Türkiye'ye giriş yapan sanığın sevk ve idaresinde bulunan araçtan beyan harici 89 karton sigara ve 2 şişe içki ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; araçta gizli bölmenin bulunmaması, ele geçen eşyanın hacimsel olarak aracın taşıma kapasitesinin ağırlıklı bölümünü oluşturmaması ile hakkaniyet hususu ayrıca dikkate alınarak 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) 13.maddesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54. maddesinde yazılı yasal şartların oluşmaması nedeniyle nakil aracının müsaderesine yer olmadığına ilişkin hükümde bir isabetsizlik bulunmamıştır. C. Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Suç tarihinde Batum'dan Türkiye'ye giriş yapan sanığın sevk ve idaresinde bulunan araçta X-RAY cihazı yapılan taramada, beyan harici 89 karton (890 paket) yabancı menşeili sigara ve 2 şişe yabancı menşeili içki ele geçirilmiş ve 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Sanık savunmalarında; ele geçen eşyayı satmak amacı ile Batum'dan aldığını söyleyerek atılı suçlamayı ikrar etmiştir. Kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında belirtilen gümrüklenmiş değerin "pek hafif" değerde olduğu görülmüştür. Sanığa ait olan ... plakalı nakil aracının 1996 model, ... marka otomobil olduğu ve alınan bilirkişi raporuna göre; araçta gizli bölme bulunmadığı, kaçak eşyanın hacimsel olarak aracın taşıma kapasitesinin ağırlıklı bölümünü oluşturmadığı, kasko değerinin 43.000,00 TL olduğu bildirilmiştir. Batum'dan Türkiye'ye giriş yapan sanığın sevk ve idaresinde bulunan araçtan beyan harici 89 karton sigara ve 2 şişe içki ele geçirilmesi, ikrarı ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Sanığa 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gümrüklenmiş değerin iki katını hüküm verilinceye kadar ödemesi halinde soruşturma aşamasında ihtar yapılmadığı gözetilerek cezasında 1/2 oranında indirim yapılacağının bildirilmesi gerekirken "1 aylık süre" verilmesi ve cezasında 1/3 oranında indirim yapılacağının bildirilmesi suretiyle sanığın yanıltılması ve ödemediğinden bahisle hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A. Şikâyetçi ... Vekilinin Temyizi Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle şikâyetçi ... vekilinin temyiz isteğinin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Nakil Aracı Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık müdafii ve katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle nakil aracının iadesine dair hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, C. Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 05.06.2024 tarihinde karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık müdafii, katılan kurum vekili ve müşteki kurum vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Yerel Mahkemenin 07.04.2022 tarih ve 2022/417 sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkûmiyetine, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkûmiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkûmiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker ..., Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortadan kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hâkimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 05.06.2024

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/8283, K. 2024/6257, T. 05.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2023-8283-e-2024-6257-k-4158d508b57f