Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/2030 E. 2025/3448 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2023/2030
Karar No
2025/3448
Karar Tarihi

B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/187 E. 2022/179 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak; 1.Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değiştirilen 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu (5607 sayılı Kanun) ile 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinin somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanık hakkında lehe kanun tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, denetime imkan verecek şekilde somut lehe kanun

tespiti yapılmadan hüküm tesisi,

2.Mahkemenin, eşyanın değerinin hafif olduğu yönündeki kabülü karşısında, sanığın eyleminin, suç tarihi ve ele geçirilen eşyanın niteliği itibarıyla suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun kapsamında kaldığı gözetilmeden, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesi nazara alınarak,olay tarihinde yürürlükte olmayan ve lehe hüküm içermeyen 6545 Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun uyarınca hüküm tesisi,

3.Sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ihtaratı da yapılmadığı gözetilerek; eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarı yatırması halinde hakkında 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca yarı oranda indirim yapılacağı ihtarı yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken sanığa etkin pişmanlık hükmünün mahiyetini içeren yasal ihtarat yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi,

4.Dosyada mevcut KEMT varakasına göre eşyanın gümrüklenmiş değerinin 22.125,00 TL olduğu, hükmün gerekçesinde ise eşyanın gümrüklenmiş değerinin 9.084,97 TL kabul edildiği cihetle, bilirkişi raporu ile KEMT varakasındaki CIF değerler arasındaki fark da gözetilerek, eşyanın gümrüklenmiş değerinin 9.084,97 TL olduğuna dair KEMT varakası var ise dosyaya eklenmesi, yok ise bilirkişinin belirlediği CIF kıymet üzerinden Gümrük İdaresine KEMT varakası düzenlettirilerek eşyanın değerinin ve yapılacak ihtaratların düzenlenecek KEMT varakasındaki değerler esas alınarak yapılması gerektiğinin gözetilmemesi ile hükmün gerekçesinde eşyanın gümrüklenmiş değerinin 9.084,97 TL olduğu kabul edilmekle, bu değerin Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre pek hafif olduğu halde hafif olduğunun kabul edilmesi,

5. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 6455 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 5607 sayılı Kanun'un 3/5. maddesinde düzenlenen suçun üst sınırının iki yıl olduğu gözetilerek; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1. maddesinin (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi'nin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte, iptal kararının sonuçları itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı Kanun’un 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 7. ve 5271 sayılı Kanun’un 251. maddeleri

uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

6. Sanığın mahkumiyetine dair 26.03.2015 tarihli hükmün yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği, sanığın aleyhine temyiz bulunmadığı cihetle, sanığın cezada kazanılmış hakkı gözetilmeden hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle, sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 06.03.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/2030, K. 2025/3448, T. 06.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2023-2030-e-2025-3448-k-112c559151d6