Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/17427 E. 2025/12342 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/17427
- Karar No
- 2025/12342
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/4 D.İş SUÇ : 5941 sayılı Kanun'a muhalefet
Sanıkların 5941 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan ayrı ayrı 33.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair Bursa 1. İcra Ceza Mahkemesinin 01.06.2021 tarihli ve 2019/126 E., 2021/389 K. sayılı kararının istinaf incelemesinden geçerek 14.09.2022 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanıklar müdafi tarafından karşılıksız çek bedelinin ödendiğinden bahisle infazın durdurulmasının talep edildiği, Bursa 1. İcra Ceza Mahkemesinin 21.02.2023 tarihli ve 2019/126 E., 2021/389 K. sayılı ek kararla istemin reddine karar verilmiş, sanıklar müdafi tarafından bu karara itiraz edilmiş, Bursa 2. İcra Ceza Mahkemesinin 24.02.2023 tarihli ve 2023/4 D. İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 26.07.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB - 2023/90240 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.09.2023 tarihli ve KYB - 2023/90240 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“10/10/2017 tarihli ve 30206 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26/07/2017 tarihli ve 2016/1 91... /131 sayılı kararı ile 5941 sayılı Kanun'un 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan, “çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından” şeklindeki ibarenin iptal edildiği, Her ne kadar 1982 Anayasasının 153/5. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceği belirtilmiş ise de; söz konusu iptal kararının sanık lehine bir durum ortaya çıkardığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesinde, "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenlemeler uyarınca, sanığın hukuki durumun yeniden değerlendirilerek lehe olan, söz konusu iptal kararı sonrası yürürlük kazanan 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde yer alan, "(Değişik: 15/7/2016-6728/63 md.) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı, (…)(2) az olamaz." hükmü gereğince çek bedelinin karşılıksız kalan miktarının 20/02/2023 tarihinde sanıklar müdafii tarafından alacaklı hesabına ödendiği anlaşılmakla sanıklar lehine bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, belirtilen gerekçe ile itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE Her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesinde, Anayasa Mahkemesinin 26.07.2017 tarihli ve 2016/191 E., 2017/131 K. sayılı kararıyla 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinde yer alan "çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından" ibaresinin iptal edildiği ve sanıklar tarafından da çek bedelinin karşılıksız kalan miktarının ödendiği anlaşıldığından sanıklar lehine bir karar verilmesi gerektiğinden Bursa 2. İcra Ceza Mahkemesinin 24.02.2023 tarihli ve 2023/4 D. İş sayılı kararının kanun yararına bozulması talep edilmiş ise de 5941 sayılı Kanun'un 5/1. maddesinin çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunu düzenlediği, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen ibarenin de suçun faillerine verilecek cezanın alt sınırının belirlenmesine ilişkin olduğu, buna karşılık bu suçla ilgili etkin pişmanlık müessesesinin aynı Kanun'un 6/1. maddesinde "Karşılıksız kalan çek bedelinin, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında,..." şeklinde düzenlendiği, dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin 26.07.2017 tarihli iptal kararı neticesinde suçun faili hakkında verilecek adli para cezasının altı sınırı yalnızca çek bedelinin karşılıksız kalan kısmı esas alınarak belirlenecekken, etkin pişmanlıkla ilgili düzenlemelerden istifade edilebilmesi için çekin karşılıksız kalan kısmının kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tamamen ödenmesi gerekeceği anlaşılmakla, sanıklar müdafiin infazın durdurulması talebinin reddine ilişkin Bursa 1. İcra Ceza Mahkemesinin 21.02.2023 tarihli kararına vaki itirazın, yukarıda açıklanan gerekçeyle reddine dair Bursa 2. İcra Ceza Mahkemesinin 24.02.2023 tarihli ve 2023/4 D. İş sayılı kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.10.2025 tarihinde karar verildi.