Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/8764 E. 2025/16072 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/8764
- Karar No
- 2025/16072
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2020/1388 E., 2022/290 K. SUÇ: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM: Mahkûmiyet, gümrük kaçağı eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin, 19.10.2020 tarihli ve 2019/11310 Esas, 2020/13001 Karar sayılı bozma ilamına uyma kararı verildiği halde, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hususunda usulüne uygun şekilde ihtarat yapılmayan sanığa suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarı Devlet Hazinesine hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, cezasında ''1/2'' oranında indirim yapılacağı hususunda ihtarat yapılmaması ve hakkında ödemediğinden bahisle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması,
Kabule göre de; 1.Suç teşkil eden kaçak eşyanın tümü itibarıyla ticari miktar ve mahiyette olduğuna, suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre, sanığın eyleminin kaçak cep telefonu yönüyle 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/1-2.cümlesi kapsamında, kaçak sigara yönüyle 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 44. maddesi uyarınca ise sanığın eyleminin kül halinde 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3. maddesinin 1. ve 10. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde; suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545, 72 42... sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/1-2.cümle, 3/ 10... /2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine yazılı şekilde hüküm tesisi ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un sanık lehine olduğu kabul edilerek, anılan Kanun uyarınca temel cezanın belirlenmesinden sonra uygulama olanağı bulunmayan 5607 sayılı Kanun'un 3/22. maddesi uyarınca temel cezada indirim yapılması suretiyle karma uygulama yapılması, 2.Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 50/1-a. maddesi uyarınca ''adli para cezası'' seçenek yaptırımına çevrilen cezanın zamanında ödenmemesi halinde, 5237 sayılı Kanun'un 50/6. maddesi gereğince işlem yapılması yönünde ihtarat yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 08.12.2025 tarihinde karar verildi.