Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/14494 E. 2024/11014 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/14494
Karar No
2024/11014
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/1186 E., 2021/2148 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz nedenleri; sanık hakkında alt sınırdan hüküm kurularak takdiri indirim uygulanmasına, eşya değeri hafif olduğundan indirim yapılmasına, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine, eksik vekalet ücretine hükmedilmesine, hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, 14.01.2013 tarihinde sanığın birer adet video kamera ve cep telefonunu başka bir şahsa sattığı anlaşılmıştır. Suça konu eşyaların faturasız ve gümrük kaçağı olduğunun fark edilmesi üzerine başlatılan soruşturmada, sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır. Sanık savunmasında, suça konu eşyaları arkadaşından takas ile aldığını, kaçak olduğunu bilmediğini, olay tarihinde de paraya ihtiyacı olması nedeniyle bir şahsa sattığını kabul etmiş, bozma sonrası kovuşturma aşamasında, gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını ödeyerek makbuzunu dosyaya sunmuştur. Suça konu eşyanın belirlenen gümrüklenmiş değerinin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır. Sanığın tekerrüre esas nitelikteki adli sicil kaydının kaçakçılık suçuna ilişkin olmadığı anlaşılmıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan Gümrük İdaresi vekilinin aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 1. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen suçun üst sınırının iki yıl olduğu gözetilerek; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde yer alan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte, iptal kararının sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddeleri uyarınca sanığın eyleminin “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 2. 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması için sanığın kaçakçılık suçundan mükerrir olması gerektiği, adli sicil kaydına göre başka suçtan mükerrir olan sanık hakkında, gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını kovuşturma aşamasında ödediği halde, 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezasında 1/2 oranında indirim yapılması gerektiği halde, yazılı gerekçe ile etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi, 3. Katılan Gümrük İdaresi lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 4.080,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, eksik vekalet ücretine hükmedilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü yönünden katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 05.12.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/14494, K. 2024/11014, T. 05.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-14494-e-2024-11014-k-fe3990e11daa