Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/10150 E. 2025/9382 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/10150
- Karar No
- 2025/9382
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/3685 E., 2021/1280 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, suça konu aracın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.12.2018 tarihli ve 2018/502 Esas, 2018/865 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan ayrı ayrı 11 ay 7 gün hapis ve 200,00'er TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, hapis cezalarının ertelenmesine, suça konu aracın müsaderesine karar verilmiştir. B. İstinaf Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 19.09.2019 tarihli ve 2019/419 Esas 2019/2574 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan ... İdaresi vekili ve sanık ...'ın istinaf başvurusunun kabulü ile, duruşmalı olarak yapılan inceleme neticesinde, sanıkların 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00'er TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, suça konu aracın müsaderesine karar verilmiş, anılan karara karşı katılan ... İdaresi vekili ve sanıklar ... ve ...'ın temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.10.2020 tarihli kararı ile 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesine dayanılarak lehe yasa değerlendirmesi için iadesine karar verildiği, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 02.06.2021 tarihli ve 2020/3685 Esas, 2021/1280 Karar sayılı kararı ile sanıkların 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00'er TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, suça konu aracın müsaderesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Sanıklar ... ve ... hakkında hükmedilen hapis cezalarının ertelenmemesi gerektiğine, sanıklar hakkında alt sınırdan ceza tayininin hukuka aykırı olduğuna, suçun üç kişi ile birlikte işlenmesi nedeniyle cezalarında artırım yapılması gerektiğine, takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Tüm dosya kapsamının incelenmesinde ... Gürcistan plakalı 2005 model Range Rover marka aracın 27.11.2016 tarihinde Gürcistan uyruklu ... tarafından Sarp sınır kapısından yurda sokulduktan sonra ... isimli şahsın Türkiye'den ayrıldığı, suça konu aracın 24.02.2017 tarihinde yurtdışına çıkarılması gerekirken yurtdışına çıkartılmadığı, yapılan incelemede sanıklar ... ve ...'ın Gürcistan ülkesinden daha ucuza araç alabileceklerini düşünerek sanık ... ile irtibata geçtikleri ve araç alımı hususunda vekâletname verdikleri, sanık ...'in aracın Gürcistan'daki ruhsat işlerini yaparak aracı Türkiye'de diğer sanıklara teslim ettiği anlaşılmakla, geçici ithalat kapsamında yurda turistik kolaylıktan yararlanmak suretiyle araç sokma hakkı bulunmayan sanıkların kastının başlangıçtan itibaren yurda gümrük işlemine tabi tutmaksızın eşya sokmak suretiyle aracı yurt içinde bırakmak ve suça konu aracı daimi olarak kullanmak olduğu, bu suretle eylemin geçici ithalat kapsamında değerlendirilemeyeceği ve eylemlerine uyan 5607 sayılı Kanun'un 3/1. maddesi gereğince hüküm kurulması gerekirken suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi, 2.Yapılan incelemede sanıklar ... ve ...'ın Gürcistan ülkesinden daha ucuza araç alabileceklerini düşünerek sanık ... ile irtibata geçtikleri ve araç alımı hususunda vekâletname verdikleri, sanık ...'in aracın Gürcistan'daki ruhsat işlerini yaparak aracı Türkiye'de diğer sanıklara teslim ettiği anlaşılmakla, geçici ithalat kapsamında yurda turistik kolaylıktan yararlanmak suretiyle araç sokma hakkı bulunmayan sanıkların kastının başlangıçtan itibaren yurda gümrük işlemine tabi tutmaksızın eşya sokmak suretiyle aracı yurt içinde bırakmak ve suça konu aracı daimi olarak kullanmak olduğu, sanıkların olayın başından beri kaçakçılık eylemine fikir ve eylem birliği içerisinde katıldıklarının anlaşılması karşısında; 5607 sayılı Kanun'un 4/2. fıkrasında düzenlenen suçun üç veya fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi koşulunun gerçekleştiği ve sanıkların eyleminin toplu kaçakçılık suçunu oluşturduğu hususu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1-b maddesi uyarınca takdiren Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.06.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE Sanıklar ..., ... ve ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, kaçakçılık suçunun oluşmaması nedeniyle sanıkların beraatine karar verilmesi gerekçesiyle bozulması yerine, sayın çoğunluğun hükmün subutu kabul edilerek yazılı gerekçelerle bozulmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Sanıklardan ... adına kayıtlı bulunan suça konu Gürcistan plakalı Range Rover marka aracın park halinde yakalanması üzerine, sanıklar ..., ... ve ...’in 5607 sayılı Kanunun 3/2-6. maddelerinden cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Dosya kapsamına göre suça konu araç sanık ... adına kayıtlı olup, en son 27.11.2016 tarihinde Gürcistan uyruklu ... tarafından turistik kolaylıkyardan yaralanılarak Sarp sınır kapısından Türkiye’ye getirildiği, 24.02.2017 tarihinde sürenin dolması nedeniyle ülke dışına çıkarılması gerektiği, 23.05.2017 tarihinde park halinde yakalandığı anlaşılmaktadır. Sanık ... savunmalarında özetle; eşi İbrahim’le araba baktıklarını, sanık ...’nın vekalet vermeleri halinde Gürcistan’dan ucuza araba getirebileceğini söylemesi üzerine, Mustafa’ya vekalet verdiğini, beğendikleri arabanın Gürcistan makamlarınca düzenlenmiş ruhsatı ile birlikte aracı İzmir’de teslim aldıklarını söylemiştir. Sanık ... savunmalarında özetle; eşi Muhterem’le araba baktıklarını, sanık ...’nın vekalet vermeleri halinde Gürcistan’dan ucuza araba getirebileceğini söylemesi üzerine, Mustafa’ya vekalet verdiğini, beğendikleri arabanın Gürcistan makamlarınca düzenlenmiş ruhsatı ile birlikte aracı İzmir’de teslim aldıklarını, suç olduğunu bilmediklerini söylemiştir. Sanık ... savunmalarında özetle; aracı getiren ...’i suça konu aracı satın alırken tanıdığını, aracı Artvin’de Karlo’dan teslim alıp sanıklardan İbrahim’e teslim ettiğini, aracın resmi yollardan satın alındığını söylemiştir. İlk derece mahkemesi; sanıkların 5607 sayılı Yasanın 3/6. maddesinden 11 ay 7 gün hapis ve 200,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, sanıklar ... ve ... yönünden hapis cezasının ertelenmesine karar vermiş, kararın katılan ... İdaresi ile sanık ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi sanıkların 5607 sayılı Yasanın 3/2. maddesinden 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, sanıklar ... ve ... yönünden hapis cezasının ertelenmesine karar vermiştir. Yine kararın katılan ... İdaresi vekilinin temyiz etmesi üzerine Dairemiz çoğunluk görüşü ile eylemin 5607 sayılı Kanunun 3/1. maddesindeki kaçakçılık suçunu oluşturduğundan bahisle hükümler bozulmuştur. Öncelikle konuyla ilgili Yasa maddelerine bakmak gerekmekte olup; 5607 sayılı Kaçakçılık Kanununun 3. madde 4. fıkrası; “Belli bir amaç için kullanılmak veya işlenmek üzere ülkeye geçici ithalat ve dahilde işleme rejimi çerçevesinde getirilen eşyayı hile ile yurt dışına çıkarmış gibi işlem yapan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” hükmünü içermektedir. Geçici ithalat rejimi Gümrük Kanunu'nun 128-134. maddelerinde, bu rejimin işleyişine ilişkin usul ve esaslar da Gümrük Yönetmeliğinin 376-394. maddelerinde düzenlenmiştir. Gümrük Kanunu 128. maddesinde Geçici İthalat Rejimi tanımlanmış olup, “Geçici ithalat rejimi, serbest dolaşıma girmemiş eşyanın ithalat vergilerinde tamamen ya da kısmen muaf olarak ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın, Türkiye Gümrük Bölgesi içinde kullanılması ve bu kullanım sırasındaki olağan yıpranma dışında herhangi bir değişikliğe uğramaksızın ihracına olanak sağlayan hükümlerin uygulandığı rejimdir.” Gümrük yönetmeliği madde 381. geçici ithal eşyanın ayniyeti, “(1) Geçici ithaline izin verilen eşya, rejim altında kaldığı süre içinde giriş ayniyetine ve tahsis amacına uygun olarak tahsis edildiği yerde kullanılmak zorundadır. (2) Rejim kapsamındaki eşya, giriş ayniyetini korumaya yönelik olağan bakım faaliyetleri dışında başka bir işleme tabi tutulamaz. (3) Gümrük İdareleri rejim süresi içinde değişik aralıklarla eşyanın tahsis yerinde, tahsis amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığını denetleme hakkına sahiptir.” Geçici İthal Edilen Kara Taşıtlarına İlişkin Gümrük Genel Tebliği, çıkarılmayan taşıtlara ilişkin takip işlemleri başlıklı; 18. maddesi “(1) Gümrük İdareleri tarafından taşıt takip programları üzerinden her ay sorgulama yapılarak, kendi idarelerinden girişi yapılan ve süresi içerisinde çıkarılmayan kişisel ve ticari kullanıma mahsus kara taşıtları tespit edilir ve taşıtların çıkış yapıp yapmadığı ilgili programlardan 4 (dört) ay süre ile takip edilir yapılan araştırma sonucunda taşıtın yurt dışına çıkış yaptığının tespit edilmesi halinde kayıt kapatma işlemi gerçekleştirilir. (2) Yapılan araştırmadan sonuç alınmaması halinde, süresi içerisinde yurt dışı edilmeyen taşıtlara ilişkin bilgiler, İçişleri Bakanlığı nezdinde gerekli takibatlarda bulunulmak üzere her yılın Nisan-Ağustos-Aralık aylarında bağlı bulunduğu başmüdürlük aracılığıyla Bakanlığa (Gümrükler Genel Müdürlüğü) intikal ettirilir ayrıca 19. ve 20. maddede belirtilen işlemler yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20. maddesinin (d) fıkrası “Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri Noterler tarafından yapılır, Noterler tarafında yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir” hükmünü içermektedir. Dava konusu olaya gelince; Dosyada bulunan aracın giriş-çıkış kayıtlarını gösterir tabloya göre, suça konu araç en son 27.11.2016 tarihinde Gürcistan uyruklu ... tarafından yurda girişi yapılmıştır. Dava konusu araç yasal yollarla Turistik kolaylıklardan faydalanılarak yurda giriş yapmış olup, girişteki ayniyetine uygun olarak araca 23.05.2017 tarihinde el konulmuştur. 5607 sayılı Kaçakçılık Kanununun 3. madde 1. fıkrası “Eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar, adli para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, gümrük kapıları dışından ülkeye sokulması halinde verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır.” hükmünü taşımaktadır. Bu açıklamalar karşısında atılı suçun oluşabilmesi için eşyanın gümrük işlemlerine tabi tutulmadan yurda sokulması gerekir. Oysaki dava konusu araç dosyadaki belgelerden anlaşıldığı üzere geçici ithalat rejimi kapsamında turistik kolaylıklardan faydalanılarak yurda getirilmiş, dolayısıyla bir gümrük rejimine tabi tutulmuştur. Bu araç geçici ithal edilen kara taşıtlarına ilişkin Gümrük Genel Tebliği hükümlerine göre, Gümrük İdaresinin takip ve kontrolü altındadır. Çıkış süresinin dolması halinde idarenin bunu kolaylıkla tespit etmesi mümkün olacaktır. Kanımızca araç gümrük rejimine tabi tutularak yurda giriş yapmış olup kaçağa kalmamıştır. Yukarıda açıklandığı gibi, Gümrük Yönetmeliği 381. maddesi uyarınca, geçici ithaline izin verilen eşya, rejim altında kaldığı süre içinde giriş ayniyetine uygun olarak kullanılmak zorunda olup, meydana gelen olağan yıpranma dışında herhangi bir değişiklik yapılmadan süre sonunda yurt dışı edilmelidir. Dava konusu araca yurda giriş ayniyetine uygun olarak el konulmuş olup şase, motor numaraları silinip değiştirilmemiş, sahte belge kullanılarak trafiğe tescile çalışılmamış, araçta değişen veya eksik parça bulunmamıştır. Sanıkların Gürcistan’da yasal yollardan satın alıp Muhterem adına kaydını yaptırması da dikkate alındığında kaçakçılık kastının varlığından da bahsedilemeyecektir. Bu nedenlerle yasal yollarla yurda girişi yapılan, böylece gümrük rejimine tabi olup, Gümrük İdaresi'nin kontrolü altında bulunan aracı giriş ayniyetine uygun olarak, millileştirmek amacıyla hiçbir eyleme başvurmadan kullanma eyleminde (Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin istikrar bulmuş, 10.04.2014 tarih 2013/11501, 2014/8304-15.11.2012 tarih 2012/1256- 30385, 20.12.2010 gün 2008/5449 esas 2010/17020 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere), kaçakçılık suçunun unsurlarının oluşmadığı, kaldı ki Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.03.2022 tarih ve 2018/7-131 E., 2022/139 K. sayılı ilamının da aynı yönde olduğu gözetilerek sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun atılı suçun oluştuğu ve 5607 sayılı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca mahkumiyet gerektiğine ilişkin görüşüne katılmıyorum. 18.06.2025