Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/31470 E. 2025/7178 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/31470
- Karar No
- 2025/7178
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/817 E., 2021/760 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının iadesi TEMYİZ EDENLER : Katılan kurum vekili, sanık müdafi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I.Nakil Aracı Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan kurum vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle nakil aracının iadesine ilişkin hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, II. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçen eşya miktarı ve tüm dosya kapsamı karşısında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Sanığın sevk ve idaresindeki, inceleme dışı ...'in içinde bulunduğu kiralık aracın kasa kısmındaki sanık ... tarafından oluşturulmuş gizli bölmede 1.538 karton kaçak sigara ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olay nedeniyle; ... hakkında Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığının 13.09.2013 tarihli, 2013/4495 Soruşturma numaralı kararı ile ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, karara karşı katılan ... İdaresi vekilinin itirazının Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2014 tarihli ve 2014/377 Değişik İş sayılı kararı ile anılan kurumun katılma ve itiraza hakkı olmadığından bahisle kesin mahiyette esastan reddine karar verildiği, sanık ... hakkında açılan dava nedeniyle incelemeye konu dosyada verilen Iğdır 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2014 tarihli ve 2013/481 Esas, 2014/548 Karar sayılı mahkûmiyet kararının Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 30.09.2020 tarihli ve 2019/16250 Esas, 2020/12080 Karar sayılı ilâmı ile bozulması sonrası aynı Mahkemenin incelemeye konu 24.06.2021 tarihli ve 2020/817 Esas, 2021/760 Karar sayılı kararının verildiği, ancak yapılan Uyap kontrolünde, Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığının 17.06.2016 tarihli ve 2016/1110 sayılı iddianamesi ile ... hakkında daha önce verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın sonradan kaldırılarak dava açıldığı, yapılan yargılama neticesinde Iğdır 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.06.2018 tarihli ve 2016/578 Esas, 2018/1034 Karar sayılı kararı ile hem ... hem de hakkında o dosyada dava bulunmadığı halde ... hakkında mahkûmiyet kararı tesis edildiği, anılan kararın sanıklarca ve katılan ... İdaresi vekilince istinaf edilmekle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 14.06.2021 tarihli ve 2016/578 Esas, 2018/1034 Karar sayılı kararı ile hakkında o dosyada kamu davası açılmayan ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu tespiti yapılmak suretiyle ... hakkında inceleme yapılarak bozma kararı verildiği anlaşılmıştır. Bu haliyle ... hakkında görülmekte olan davanın akıbetinin araştırılarak dosya derdest ise aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunan her iki davanın birlikte görülmesi, kesinleşmiş ise dosyanın aslının ya da onaylı suretinin incelemeye konu iş bu dosya arasına alınarak delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre sanık ...'ın hukuki durumunun tespiti gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuştur. Kabule göre de; 1.Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi yollamasıyla 3. maddenin 5., 10., 23. fıkraları ve aynı Kanun'un 5/2. maddesi hükümlerinin olaya ayrı ayrı tatbiki sonrası ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle, lehe Kanun'un denetime imkân sağlayacak şekilde belirlenerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, 2.Sanıktan 1.538 karton kaçak sigara ele geçirilen ve teşdit uygulanması gereken olay nedeniyle bozma ilâmında açıkça hakça teşdit sınırı aşılarak ceza tayin edildiği belirtildiği halde, teşdit uygulanmadan alt sınırdan hüküm kurulmak suretiyle ve uyulmasına karar verilen ilâmın gereği yerine getirilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekilinin ve sanık ... müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 15.05.2025 tarihinde karar verildi. KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık ile katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Yerel Mahkemenin 24.06.2021 tarih ve 2021/760 sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın iadesine karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın iadesine ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın iadesine ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 15.05.2025