Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/26164 E. 2024/8748 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/26164
- Karar No
- 2024/8748
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/772 E., 2021/459 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak sigaraların müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında 7242 sayılı Kanun gereği dosyanın iadesi üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; münhasıran nakil aracının müsadere edilmesi gerektiğine ilişkindir. 2.Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanık hakkında fazla ceza tayin edildiğine, adli para cezası yönünden kazanılmış hakkın gözetilmediğine ve re'sen gözetilecek hususlarla usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Suç tarihinde Şanlıurfa 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 04.08.2015 tarihli ve 2015/2548 Değişik İş sayılı önleme araması kararı uyarınca sanığın sevk ve idaresindeki 73 FE 491 plakalı araçta yapılan aramada toplam 1.450 karton gümrük kaçağı sigaranın ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18, 3/5, 3/10. maddeleri ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 ve 54. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanığın alınan savunmasında, ele geçirilen sigaraları satmak amacıyla satın aldığını beyan ederek atılı suçu ikrar ettiği anlaşılmıştır. Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır. Suç tarihi itibarıyla eşyaların gümrüklenmiş değerinin 102.297,27 TL ve fahiş değerde olduğu anlaşılmıştır. İddianamede müsaderesi talep edilmeyen ve mahkemece de herhangi bir hüküm kurulmayan nakil aracı hakkında incelemeye konu hüküm bulunmadığından bu husus inceleme dışı bırakılmıştır. Hükümden önce 05.08.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 291/1. maddesinde düzenlenen ve Bölge Adliye Mahkemelerinin kararlarına karşı 7 gün olarak öngörülen temyiz süresinin 15 gün olarak değiştirildiği, ancak Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden önce verilen ve Yargıtay'dan geçen dosyalar hakkında 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca hüküm kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ila 326. maddelerinin uygulanması gerektiği ve aynı Kanun’un 310. maddesi uyarınca da temyiz süresinin 1 hafta olduğu gözetilmeden temyiz süresinin 15 gün olduğu belirtilmek suretiyle yanıltıcı ifadeler kullanılmış olması, kanun yoluna ilişkin süreler konusunda 1412 sayılı Kanun ve 5271 sayılı Kanun'da farklı düzenlemelere yer verilmesi, 7035 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonra temyiz süresi konusunda tereddütler oluşması ve ilk derece mahkemelerince yanıltıcı ifadeler kullanılmasının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 13.10.2015 tarihli, 2015/11-120 Esas, 2015/313 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, avukatlar da dahil olmak üzere başvurucuların kanun yolunda yanılmalarına sebep olduğu gibi, Anayasa Mahkemesinin 2014/4987 başvuru numaralı, 09.06.2016 tarihli ve 2014/1382 başvuru numaralı, 22.09.2016 tarihli kararlarına göre bu durumun adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde bulunması nedeniyle sanık müdafiinin temyiz talebinin süresinde olduğu belirlenmiştir. Dava konusu olayda ele geçen 1.450 karton gümrük kaçağı sigaranın Dairemiz uygulamalarına göre ticari miktar ve mahiyette olması, sanığın alınan savunmasında üzerine atılı suçu ikrar ettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak; 17.12.2015 tarihli hükümde sanık hakkındaki netice cezanın 100,00 TL adli para cezası olarak belirlendiği ve hükmün yalnızca sanık müdafii ve nakil aracıyla sınırlı katılan ... İdaresi vekili tarafından temyiz edildiğinin anlaşılması karşısında, 7242 sayılı Kanun gereği dosyanın iadesi sonrası yapılan yargılamada sanık hakkındaki netice adli para cezasının 3.740,00 TL olarak belirlenmesi suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 326. maddesinin son fıkrasına muhalefet edilmesi, hukuka aykırı bulunmuş olup, söz konusu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği, hükümde netice cezanın belirlendiği fıkraya “3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadesinden sonra gelmek üzere hükme "1412 sayılı Kanun'un 326. maddesinin son fıkrası uyarınca kazanılmış hakkı gözetilerek sanığın cezasının 3 yıl 9 ay hapis ve 100,00 TL adlî para cezası üzerinden infazına" cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.10.2024 tarihinde karar verildi.