Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3161 E. 2025/3876 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3161
Karar No
2025/3876
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/2016 E., 2025/719 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçluya ait taşınmazın satıldığını, düzenlenen sıra cetvelinde ihale bedelinin sıra cetvelinde 1. sırada yer verilen davalının ipotek alacağına ve 2. sıradaki alacaklıya ödendiğini, başkaca para kalmadığından müvekkilinin alacaklı olduğu dosyalara ödeme yapılmadığını, sıra cetvelinde ilk sırada yer verilen davalının ipotek alacağının muvazaalı olarak tesis edildiğini, 2012 yılında tesis edilen ipotek alacağına ilişkin bu güne kadar hukuki yollara başvurulmadığını, davalının ipoteğinin müvekkili tarafından ihtiyati haciz kararı alınmasından kısa bir süre önce tesis edildiğini, ipoteğin tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığını, davalının ipoteğin tesisine konu alacağın varlığını usulüne uygun delillerle ispatlaması gerektiğini ileri sürerek davalının muvazaalı alacağının sıra cetvelinden çıkarılmasını, davalıya ayrılan payın müvekkili alacağına ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı alacağının müvekkili alacağından sonra doğduğunu, önce doğmuş alacağın daha sonra doğan alacak yönünden muvazaa oluşturmayacağını, müvekkilinin borçluya ödünç para vermesi karşılığında ipotek tesis edildiğini, ödünç verilen paraların banka havalesi ile ödendiğini, muvazaa bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın alacağının dayanağının 13.02.2012 tanzim, 25.12.2012 vade tarihli kambiyo senedi olduğu, davalı tarafın alacağının kaynağının 18.07.2012 tarihli ipotek olduğu, davacı tarafın alacağının, davalı lehine ipotek tesisinden önce doğduğu, ispat yükü kendisinde olan davalı alacaklının ipoteğe konu alacağının varlığını ve miktarını birbirini doğrulayan yazılı delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 25.01.2023 tarihli sıra cetvelinde, davalı lehine ayrılan payın, eldeki davada hükmedilen yargılama giderleri de dahil olmak üzere öncelikle davacının alacaklı olduğu takip dosyasına ödenmesine, bakiye kalması halinde bakiye miktarının davalıya bırakılmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının takibine dayanak bononun her zaman taraflar arasında düzenlenebilir mahiyette bir belge olduğunu, bononun davacı taraf alacağının varlığına tek başına delil olarak kabul edilemeyeceğini, davacı tarafın alacaklı olduğu icra dosyasında, borçlu tarafın kefil olarak bulunduğunu, takibe konu kambiyo senedinin genel kredi sözleşmesine bağlı olduğunu, genel kredi sözleşmesine bağlı kambiyo takibinin kefalet yönüyle geçerliliği ve davalının ipotek tesis tarihi itibariyle bulunup bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesince araştırılmadığını, davacı tarafın alacağının dayanağı olan genel kredi sözleşmesi incelenmeden kambiyo takibindeki bononun ve keşide tarihinin alacağın doğduğu tarih olarak kabul edilmesinin davanın hukuki niteliğine uygun olmadığını, davacının alacağının 2013 yılında doğduğunu, önce doğan alacağın sonraki alacağa muvazaa oluşturmayacağını, müvekkilinin ipotek alacağının dayanağının borçlu tarafa yapılan ödünç ödemeleri olduğunu, banka aracılığı ile yapılan ödemelerle davalı müvekkilinin alacağını ispat ettiğini, kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, muvazaa nedeniyle sıra cetveline itiraza ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/3161, K. 2025/3876, T. 13.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-3161-e-2025-3876-k-6f5ec7be4dab