Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2012/8056 E. 2012/11550 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/8056
Karar No
2012/11550
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tahliye Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, işyeri ihtiyacı nedeni ile kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, dava dilekçesinde, davalının uzunca bir süredir kiralananda kiracı olduğunu, sözleşme süresiz hale geldiğinden, B.K.'nun 262 maddesi uyarınca 15/02/2011 tarihi esas alınarak 15/08/2011 tarihinde sona erecek olan kira sözleşmesinin yenilenmeyeceğini, başka bir taşınmazda kiracı olarak faaliyette bulunan oğlunun tahliye tehdidi altında bulunduğundan iş yeri ihtiyacı olduğunu ileri sürerek kiralananın tahliyesini istemiştir. Mahkemece, tahliye tehdidinin samimi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre kiralananın 6570 sayılı Kanun kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Esasen bu yön taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. 6570 sayılı Yasanın 7/b ve c maddesi hükmüne göre ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak tahliye davalarının İİK.nun 272. maddesinin kıyasen uygulanması suretiyle kira sözleşmesinin bitimini takip eden bir ay içinde açılması gerekir. Daha önce veya bu bir aylık süre içerisinde sözleşmenin yenilenmeyeceğine ilişkin tahliye iradesi kiracıya bildirilmiş ise bu bildirimi takip eden dönem sonuna kadar dava açılabilir. Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup, davalı ileri sürmese bile mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir. Davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenebilmesi için öncelikle kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin ve süresinin bilinmesi zorunludur. Davacının bildirdiği bu tarihlere davalı karşı çıkarsa uyuşmazlığın tarafların gösterecekleri tanık dahil bütün deliller toplanarak bir hadise olarak çözüme kavuşturulması gerekir. 1/7/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 350/1-3 maddesi de benzer hükümler getirmiştir. Öte yandan; 6570 sayılı Yasanın 7/c maddesine göre işyeri ihtiyacına dayalı olarak açılan tahliye davalarında ihtiyaçlının kirada olması halinde ihtiyacın varlığının kabulü için ihtiyaçlının ya tahliye tehdidi altında bulunması veya kiralananın yapılacak iş için daha üstün nitelikte olması, en azından halen iş yapılan yerle eşdeğer nitelikte bulunması gerekir. Eşdeğerlik durumu varsa mülkiyet hakkına üstünlük tanınmalıdır. Bu iki halden birisinin varlığı ihtiyacın kabulü için yeterlidir. Her iki halin birlikte olması gerekmez. Tahliye tehdidinin varlığı davacı tarafından ileri sürülmemiş ise mahkemece kendiliğinden nazara alınamaz. Oysa kiralananın halen iş yapılan yerden üstün olduğu ileri sürülmemiş olsa bile ihtiyaç iddiasının içinde bu husus da mevcut olduğundan mahkemece uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılarak kıyaslama suretiyle bu hususun belirlenmesi gerekir. ./.. Somut olayımızda; 6570 sayılı Yasanın 7/c maddesine dayalı davanın süresinde açılıp açılmadığının tespiti için öncelikle sözleşmenin başlangıcının, süresinin, diğer koşullarının ve bitiş tarihinin davacı tarafından yasal delillerle kanıtlanması gerekir. Bu itibarla, davacıya kira sözleşmesinin başlangıcı, süresi ve diğer koşullarını kanıtlaması için imkan tanınması, buna ilişkin delil ve belgelerin sorulması, karşı koyması halinde davalının bu konudaki beyanları alınarak, varsa mukabil delil ve belgelerinin ibrazının sağlanması, tarafların bildireceği deliller ve belgeler birlikte değerlendirilerek, davanın süresinda açılıp açılmadığının belirlenmesi, süresinde açıldığının anlaşılması halinde az yukarıdaki ilke doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. GBC

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/8056, K. 2012/11550, T. 13.09.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2012-8056-e-2012-11550-k-920ce2302df2