Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2023/17659 E. 2025/8914 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/17659
- Karar No
- 2025/8914
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/1525 E., 2023/307 K. SUÇLAR : Tehdit, hakaret HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. GEREKÇE 1. Sanığa Yönelik Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yapılan İnceleme; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) anlaşılmıştır.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık ile katılanlar arasında önceye dayalı husumet bulunduğu, sanığın aşamalardaki istikrarlı savunmalarında suçlamayı kabul etmediği, tanık ...'in soruşturma ve kovuşturma aşamasında sadece karşılıklı hakaret cümleleri duyduğunu belirttiği, hükme esas alınan tarafsız tanık ..... soruşturma aşamasında alınan ifadesinde sanığın tehdit ettiğini belirtmişse de kovuşturma aşamasında hakaret içerikli sözler duyduğunu ancak tehdite ilişkin duyumunun bulunmadığını belirttiği ve mahkeme aşamasında tanıktan sorularak çelişkinin de giderildiği anlaşılmakla şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanık hakkında tehdit suçundan beraat kararı verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Sanığa Yönelik Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yapılan İnceleme; 07.11.2024 günlü ve 7531 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 75/6. maddesinin (a) bendinin (1) numaralı alt bendinden sonra gelmek üzere aynı Kanun'un 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile dördüncü fıkrasının ön ödeme kapsamına alınması ve bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na 7531 sayılı Kanun'la eklenen geçici 7/2. maddesinde yer alan “soruşturma veya kovuşturma evresinde bulunan dosyalar bakımından” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 27.03.2025 tarihli ve 2024/197 Esas, 2025/86 Karar sayılı kararıyla Anayasanın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi ve bu düzenlenmenin 29.05.2025 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanması karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve suç tarihi itibariyle 5237 sayılı Kanun'un 75. maddesi kapsamına giren hakaret suçu yönünden Anayasanın 38. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
II. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Aksaray 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 23.10.2025 tarihinde karar verildi.