Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2023/10535 E. 2024/12710 K. – Silahla Birden

Konu: Silahla Birden Fazla Kişi İle Birlikte Tehdit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2023/10535
Karar No
2024/12710
Karar Tarihi
Konu
Silahla Birden Fazla Kişi İle Birlikte Tehdit

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/867 E., 2019/446K. SUÇ : Silahla birden fazla kişi ile birlikte tehdit HÜKÜMLER : Beraat kararları kaldırılarak yeniden kurulan mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama I. Sanık ... Hakkında Silahla Birden Fazla Kişi ile Birlikte Tehdit Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İtirazlarının İncelenmesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Oluş ve dosya içeriğine göre, silahla birden fazla kişi ile birlikte tehdit tehdit suçunun yasal unsurlarının oluştuğu ve sanık hakkında kurulan hükümde, herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir. Yapılan yargılamaya ve dosya içeriğine göre, sanık hakkında silahla birden fazla kişi ile birlikte tehdit kurulan hükme yönelik ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 05.02.2019 tarihli ve 2018/867 Esas, 2019/446 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, hukuka aykırılık görülmediğinden aynı sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, II.Sanık ... Hakkında Silahla Birden Fazla Kişi ile Birlikte Tehdit Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İtirazlarının İncelenmesinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın savunmalarında üzerine atılı silahla tehdit suçuna ilişkin suçlamayı ısrarla kabul etmediği, oluş, dosya içeriği ve sanıkların aksi kanıtlanamayan savunmalarına göre, sanığın diğer sanıklarla olay yerinde bulunduğuna ve suça iştirak ettiğine dair hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediği hususu tüm dosya kapsamı ile hep birlikte değerlendirildiğinde, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanığın atılı silahla birden fazla kişi ile birlikte tehdit suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/10535, K. 2024/12710, T. 02.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2023-10535-e-2024-12710-k-e0990f64045b