Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/13011 E. 2013/15513 K. – Yağma
Konu: Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/13011
- Karar No
- 2013/15513
- Karar Tarihi
- Konu
- Yağma
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ... ve ... savunmanları tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle;
Sanık ... ve savunmanının duruşma gününden usulen haberdar edildikleri, ancak sanık ...'a bildirilen davetiyeye, "vefat ettiği" şerhi düşülerek Dairemize iade döndüğü, savunmanının geçerli bir mazeret bildirmeksizin duruşmaya gelmediği anlaşılmakla adı geçen sanık yönünden duruşmasız, sanık ... yönünden duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü;
I-Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve sanık ... bakımından duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunma doğrultusunda yapılan incelemede;
Sanıkların yakınanı, telefon ile sanık ...’ın işyerine bir iş görüşmesi bahanesiyle çağırıp silahla etkisiz hale getirerek el ve ayaklarını bağlamak suretiyle suça konu senetleri almaları eylemlerinin 765 sayılı TCY.nın 499/1. maddesindeki suçu oluşturduğu, anılan maddedeki yağma suçu ile 5237 sayılı TCY.nın 148 ve 149. maddelerinde tanımlanan yağma suçunun öğelerinin farklı olduğu, eylemin 5237 sayılı TCY.nın 149/1-a-c-d-h maddesine uyan yağma suçunun yanı sıra aynı Yasanın 109/2, 109/3-a-b maddelerine uyan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu da oluşturduğu gözetilmeden yazılı biçimde uygulama yapılması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış;
Dosya içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıkların, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması;
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz dilekçelerinde ve sanık ... savunmanı avukat ...’ün duruşmada ileri sürdükleri itiraz ve savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanık ... bakımından duruşmalı temyiz incelemesi yapılan hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA; bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından TCY’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine, “Sanıkların, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına,” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
II-Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin incelenmesine gelince;
Sanık ... savunmanının süresinden sonra vaki duruşmalı inceleme isteminin 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca REDDİNE;
1-Yakınan savunmanı Av. ...’ın 11.06.1993 tarihli dilekçesi üzerine soruşturma işlemlerine başlandığı ve anılan dilekçede sanıklar ..., ... ve ...’ün isimleri açıkça belirtilmesine karşın, dördüncü sanıktan “kimliği belirlenemeyen bir şahıs” olarak bahsedildiği; kolluk tarafından düzenlenen 16.6.1993 tarihli fezlekede ise dördüncü sanık olarak önce daktilo ile “kimliği belirsiz” kişi olarak belirtilip, sonradan kalemle yalnızca isim olarak ... yazıldığı, sonradan yakınan savunmanının 21.6.1993 tarihli dilekçesiyle sanık ...’a ait nüfus kayıt bilgilerinin verilmesi üzerine, şikayet dilekçesinde belirtilen meçhul kişi ile kimlik bilgileri verilen kişinin aynı kişi olup olmadığı konusunda bir araştırma yapılmadan, yakınanın ve kolluğun anılan kişinin kimliğine nasıl ulaştığı saptanmadan, sanığında bu aşamada savunması alınmadan 23.06.1993 tarihli ek iddianameyle sanık ... hakkında kamu davasının açıldığı; yargılama süresince de sanıkla yakınanın bir araya getirilip her hangi bir yüzleştirme yapılmadığı ve sanığın aşamalarda suçu kabul etmemesi dikkate alındığında, yakınanın anlatımlarında ... olarak belirttiği kişi ile yargılaması yapılan kişinin aynı kişi olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanıp belirlenmeden yargılamaya devamla yazılı biçimde hükümlülük kararı verilmesi;
2-Sanık ... savunmanının 14.06.2013 tarihli dilekçesine eklediği nüfus kaydına göre, sanığın hükümden sonra 05.02.2012 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 64/1. maddesinin uygulama olanağının değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, ilişkin oybirliğiyle alınan karar 03.07.2013 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ...'ın katıldığı oturumda, sanık ve savunmanının yokluklarında açıkça ve yönetimince okunup anlatıldı.