Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/92 E. 2024/9943 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/92
- Karar No
- 2024/9943
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/393 E., 2022/9 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair verilen kararın Dairece bozulmasına karar verilmiş; bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili, dahili davalı ... vekili, dahili davalı ... vekili ile davalı ... vekili ve ... vekili tarafından (davalılar ... ve ... vekillerince adli yardım talepli olarak) temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Davalılar ... ve ... adli yardım talepli olarak temyiz istiminde bulunmuşlarsa da Adli yardım talebi temyiz yoluna başvuru sırasında istendiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, davacı yönünden adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir. Adli yardım 6100 sayılı Kanun'ıun 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardım şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgelerin de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir. Adı geçen davalılara ilişkin adli yardıma esas bilgi ve belgeler dosya arasına ibraz edilmediğinden (adli yardım talebinde bulunan tarafın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu yönünde kanaat oluşmadığından) adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmişse de maktu temyiz başvuru harcı yatırıldığı için davalılar ... ve ...'in de temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Afşin-Elbistan Termik Santralinin 4. gurubunda 17.03.2000 günü türbin arazası medyana gelmesi sonucunda Turbo Generatör setinde bir daha kullanılmayacak boyutta ağır hasar oluştuğunu ve bir daha elektrik üretemez ... geldiğini, 22.375.000 € kurum zararı oluştuğunu, işletme müdürü ...’ün doğrudan verdiği emir sonucu hasarın meydana geldiğini, bir kısım görevlinin ünitenin talimatlara aykırı olarak çalıştırıldığını iletmelerine rağmen ...’ün çift valf yerine tek valfle üretimi devam ettirdiğini, bu durumu daire başkanlığına bildirmediğini, olay tarihinde Afşin-Elbistan Termik Santrali İşletme Müdürlüğünde, türbin işletme ustabaşısı olarak çalışan davalı ...’in, Türbin İşletme Talimatı ve eğitim notlarında generatörde yük varken kesicinin kesinlikle elle açılmaması gerektiği belirtildiği halde, türbinin devrinin yükseldiğini görmesi neticesinde yanlış bir operasyonla 380 kw’lık generatör ana kesicisini elle açtığını, bunun sonucunda türbinin aşırı hıza gittiği ve sonuçta Turbo-generatör setinde bir daha kullanılmayacak boyutta ağır hasar oluştuğunu, olay tarihinde türbin işletme ustabaşı olarak çalışan davalı ... ile türbin bakım servisi başteknisyeni olarak çalışan ...’ın valflerin gövdelerini tümüyle sökerek bakım ve kontrollerini yapmadıklarını, sadece servomotorun arızalı olduğuna karar verdiklerini, ancak bu karardan sonra servomoturu tümüyle demonte edip tek tek parçalarını kontrol ederek arızayı tespit etmeleri ve gerekli tamiratı yapmaları gerekirken servomoturu demonte etmedikleri arızayı tespit edip tamir etmedikleri arızalı olan valfi tümüyle bloke ederek kapattıkları ve üniteyi bu şekilde gayri nizami işletme şartlarında işletmeye verdiklerinin belirlendiğini belirterek 22.375.000 € kurum zararlarının olay tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının suçlamasını kabul etmediğini, kendisine verilen imkanlar dahilinde sistemi durdurmaya çalıştığını, olayda herhangi bir kasıt ve ihmalinin olmadığını, öncesinde türbin işleyişindeki aksaklıkların da davacıya bildirildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; santralin tüm işlerinden sorumlu teknik müdür yardımcısı İsmail Hakkı Kurtul'un, dolayısıyla tüm işlerin takibi idaresi bu şahıs tarafından gerçekleştirildiğini, olay öncesinde gerekli bildirimlerin davacı idareye yapıldığını, santralin idari ve organik anlamda bunu gerektirdiğini, hiçbir araştırma yapmadan kendisine böyle bir suçlamada bulunulmasının haksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; söz konusu zararla ilgili baş sorumlunun davacı taraf olduğunu, davacının gerekli ekipman ve eğitimi personele sağlamadığını, uyarılara rağmen gereken tedbiri almadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin, 20.02.2012 tarih ve 2001/91 Esas, 2012/64 Karar sayılı ilamıyla; maddi zararın, artan enerji talebi karşısında santralin sürekli üretimde kalması amacıyla üretime ara verilmesi sonucunu doğuracak bakım ve onarımların zamanında yapılmaması, kullanım süreleri dolan parçaların temininde yavaş davranılması, revizyon için gereken sürelerin ayrılmaması sebebiyle 17.03.2000 tarihinde oluşan hasarın işletme kusurundan kaynaklandığı, davalıların kusursuz oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin, 25.02.2014 tarihli ve 2014/1965 Esas, 2014/2999 Karar sayılı ilamıyla; "...zararın oluşmasında tarafların kusur oranının tespitine ilişkin raporlar çelişkili olup hüküm kurmaya elverişli değildir. Aynı olaya ilişkin bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden esas hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece, başka bir teknik üniversiteden konusunda uzman üç kişilik bir bilirkişi heyetinden tarafların kusuru olup olmadığı, varsa kusurun nedeni hakkında yeni bir rapor alınması, önceki raporların da tartışılarak çelişkinin giderilmesinden sonra karar verilmesi gerektiğinden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, açıklanan nedenle kararın bozulması gerekmiştir. ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verimiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen ikinci Karar Mahkemenin 24.03.2024 tarih ve 2014/358 Esas, 2016/292 Karar sayılı ilamıyla; zarar görenin ağır kusurunun illiyet bağını kesen sebepler arasında yer aldığı, somut olayda da zarar gören davacının zararın meydana gelmesinde ağır kusurlu olduğu ve bu durumda, haksız fiilin illiyet unsuru gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. C. Dairenin İkinci Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin, 26.04.2027 tarih ve 2016/13622 Esas, 2017/2198 Karar sayılı ilamıyla; "...Dosyada mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için mahkemece üçüncü bir bilirkişi raporu alınmıştır. Konusunda uzman bilirkişiden alınan 21/12/2015 tarihli raporda, her ne kadar davacı işletme asli kusurlu bulunmuş ise de davalılar ... ve ...'in de tali kusurları olduğuna dair görüş bildirilmiştir. Bu rapor oluşa ve dosya kapsamına da uygun olup adı geçen davalıların paylarına düşen kusur oranlarına göre zarar kapsamı belirlenmelidir. Zararın meydana gelmesinde davacının da etkili olması dolayısıyla, kusurunun bulunduğu da gözetilerek olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43. maddesi gereği tazminat miktarından hakkaniyet indirimi yapılıp yapılmayacağı da değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece, açıklanan yönler gözetilmeden davacının kusurunun illiyet bağını kestiği gerekçesiyle davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla, davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede; davalının işletme müdürü olarak çalıştığı halde, santral sisteminde yer alan arızaları bildirmiş olmasına rağmen bakım onarım ve revizyonlar için gerekli yapılanmaların tamamlanması beklenilmeksizin santrali çalıştırmaya devam etmesi nedeniyle sorumlu olduğu tazminat miktarından hakkaniyet indirimi yapılmaması yönünde kanaat oluştuğu, diğer davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede; davalının işletme müdür yardımcısı olarak çalıştığı halde, santral sisteminde yer alan sinyalizasyon eksikliklerini ve şebeke yön durumunun tayin edememesi nedeniyle sorumlu olduğu tazminat miktarından hakkaniyet indirimi yapılmaması yönünde kanaat oluştuğundan hakkaniyet indirimi uygulanmaksızın kusurlarına denk gelen tazminat miktarları yönünden davanın kısmen kabulüne dair karar verilmesi gerektiği, kusuru bulunmayan diğer davalılar yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 2.054.036,00 TL'nin olay tarihi olan 17.03.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, 513.509,02 TL'nin olay tarihi olan 17.03.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile dahili davalı ... vekili ve dahili davalı ... vekili, davalı ... vekili ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; en son kusur raporu ile davacı ...'ün %10, ...'in %5 kusurulu olduğunun tespit edilmesinin anlaşılabilir bir yönü bulunmadığını, kararın bu yönüyle usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı yararına nispi oranda vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; hesaplanacak vekalet ücretinin nispi olarak belirlenmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili adli yardım talepli temyiz dilekçesinde; davalının işletme müdürü olarak görev yaptığı süre boyunca dikkatli ve basiretli bir şekilde işletmeyi idare ettiğini, bir işletme müdürü olarak üzerine düşen vazife ve sorumluluğu gerektiği gibi icra ettiğini, davalının termik santralde 1998-1999 yılları arasında 4 milyar kwh’lik fazla üretimle enerji darboğazına giren ülkeyi büyük bir sıkıntıdan kurtardığını, 1998-1999 yıllarında termik santral, öngörülen enerji üretim değerine en üst sınırda ulaşıldığını, 4. ünitenin ventil arızasının davacıya sözlü ve arıza raporlarıyla yazılı olarak aktarıldığını, türbin malzemelerinin acilen temini ile ilgili olarak davalının genel müdürlüğü zamanında uyardığını ve görevini etkin hızlı ve neticeye odaklı olarak yaptığını, termik santraldeki arızalar saatlik, günlük, aylık ve yıllık üretim değerleri santral hakkındaki arıza bilgileri de dahil tüm bilgiler sözlü ve yazılı olarak Termik Santraller İşletme ve Bakım Dairesi Başkanlığı’na ve Yük Tevzi Dairesi Başkanlığı aracılığı ile Genel Müdürlüğe bildirildiğini, olayda tüm sorumluluğun davacı kurumda olduğunu, kendisine atfedilebilir bir kusur bulunmadığını verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili adli yardım talepli temyiz dilekçesinde; ülkenin içinde bulunduğu enerji krizi sebebiyle fazlaca yükleme yapılmış ve makinelerde meydana gelen arızalar bildirilmesine rağmen gerekli geri dönüşler ve incelemelerde bulunulmadığını, tam tersine idare tarafından bu hususların gözardı edilerek enerji üretimine devam edilmesi gerektiğinin bildirildiğini, gerekli uyarıların kuruma yapıldığını ancak kurumun ikazlara uymadığını, gerekli denetim ve onarımları yapmadığını ve 17.03.2000 tarihinde kazanın meydana geldiğini, davalı tarafından orta basınç türbinine gelen buhar miktarını kontrol eden valflerin arızalanması sebebiyle hatalı müdahalede bulunulmadığını, çünkü tabloda valfler kapalıdır uyarısı gördüğünden bu duruma göre müdahale ettiğini, aletlerin hatalı gösterdiğini, türbine verilen buhar kesildiğinden türbin devir sayısının valflerde ve türbinde olduğunu sandığını, olayı önlemek için çaba gösterdiğini, tabloda yer verilen olaya göre OFF durumuna getirdiğini, fakat gerçek durum tablodaki göstergelerden farklı olduğundan kazanın meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde tüm uyarılara ve ikazlara rağmen, kurumun ikazlara uymaması, gerekli denetim ve onarımları yapmamasından kaynaklandığını, illiyet bağının davalı yönünden kesildiğini aksi düşünülse dahi tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davaya konu yabancı para alacağı karar tarihindeki efektif satış üzerinden Türk Lirasına çevrilerek, yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hesaplanması gerektiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek; bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalıların haksız fiil nedeniyle oluşan kurum zararının tazmini tazmini talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427, 438 ve 439 uncu maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga) 41 inci maddesi (TBK.49). 3. Değerlendirme Davalılardan ... yargılama sırasında vefat etmiş ve mirasçıları davaya dahil edilmiş olup dahili davalı mirasçılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu durumun gözetilmemesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak görülmekle bozma sebebi yapılmamıştır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, bozmaya ilamına uyulmuş olmasına ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde maddi tazminat davalarının tümden reddi durumunda vekalet ücretinin Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümüne göre belirlenmesi gereğine, bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranlarının önceki bilirkişi raporları ve dosya kapsamına uyumlu olmasına göre, davacı vekili ile dahili ... vekili ve dahili davalı ... vekilinin tüm, davalılar ... vekili ve ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Hukukumuzda hakkaniyet, Borçlar Kanunu’nun 43 ve 44 (TBK 51 ve 52) maddelerinde düzenlenmiş, bazı şartların ve çözümlerin önceden saptanmasının doğuracağı düşünülen sakıncaları ortadan kaldırmak için hukuk kurallarının esnek veya eksik bırakıldığı hallerde etkisini gösteren ve belli somut olayların özelliklerine uygun karar verilmesini emreden kurallar bütünü olarak tanımlanmaktadır. Buna göre hakimin, tazminatı belirlerken durumun gereğini ve belirtilen maddede örnek olarak sayılan özel indirim sebeplerini göz önünde tutması gerekmektedir. Zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim, tazminat miktarını hafifletebilir. Somut davada, davalıların yoğun ve ağır çalışma koşulları, kasıtlı bir eylemleri olmaması, türbinin işleyişindeki aksaklıkları olaydan önce ilgili idari birimlere bildirmiş olmaları ve olay günü işletmenin devamı için kendilerince önlem almaya çalışmaları dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde, hesaplanan tazminattan önemli oranda indirim yapılması gerekirken bu durumun gözetilmemesi hakkaniyete uygun düşmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekili ile dahili davalı ... vekili ve dahili davalı ... vekilinin tüm, davalılar ... vekili ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalılar ... vekili ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya ve dahili davalılar ... ve ...'a yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılar ... ve ...'e iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.