Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/5826 E. 2024/12606 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5826
- Karar No
- 2024/12606
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/539 E., 2024/83 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kararı davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Davalılar vekillerinin temyiz itirazları yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya kapsamından, İlk Derece Mahkemesince davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 10.000 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır. Dosya içeriğine göre kabul edilen ve temyize konu edilen toplam miktar 10.000 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 12.600 TL’nin altında kaldığından davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinin reddine, Davacı vekilinin temyiz dilekçesi kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davacı vekillerinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından 13/03/2003 tarihinde T.C. Honk Kong Başkonsolosluğu'ndan JB-2003-931 ve 932 numaralarıyla tasdik edilen menşe sertifikası ile Malezya menşeli bir kısım spor ayakkabılarının ithali maksadıyla Wanda adlı gemi ile 01.04.2003 tarihinde Haydarpaşa Gümrüğü'ne iki konteyner olarak gönderildiğini, emtialara toplam 36.938,00 USD ödeme yaptıklarını, emtiaların bazılarında Made İn China ibaresinin olduğunu, istenen emtianın Malezya Menşeli olduğuna dair Konsolosluk tasdikli menşe sertifikası düzenlendiği halde sertifikanın doğruluğu konusunda şüphe olduğu belirtilmek suretiyle müvekkiline ait emtialara el konulduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kaçak eşya statüsünde devlet malı sayılarak bir kısmının perakende satış yoluyla tasfiyesine karar verilen kalan kısmının ise satılamayacak durumda olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini bakımından haksız fiil tarihinden itibaren başlamak üzere en yüksek banka reeskont faizi uygulanmak suretiyle 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili, davada gerçek hasımın ... olduğunu, 1918 sayılı Yasaya göre dava konusu edilen eşyalar hakkında Mülga 3864 sayılı Kanun'un 1. maddesi 4926 sayılı Yasa'nın 23. maddesince meri 5607 sayılı Yasa'nın 16. maddesine göre işlem yapıldığını, davacının iddialarının yerinde olmadığını, davanın zamanaşımı nedeniyle ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Diğer davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2019 tarihli ve 2019/265 Esas 2019/554 Karar sayılı kararıyla, ... hakkında temsilcide yanılma bulunduğundan bu davalı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Maliye Hazinesi'ne karşı açılan davanın kısmen kabulü ile; 301.858,00 TL zararın ve 11.405,00 TL ardiye ücretinin 06.03.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 12.11.2020 tarihli ve 2020/566 Esas 2020/1092 Karar sayılı kararıyla, İlk Derece Mahkemesinin esasına yönelik istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 11.10.2022 tarihli ve 2021/38 Esas, 2022/11979 Karar sayılı ilâmı ile;"...Dava haksız el koymadan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerekçeye göre davacı ... davalı ... Bakanlığının tüm temyiz itirazlarının reddine, karar vermek gerekmiştir. 2-Dava dosyasının incelemesinde; davanın 31.05.2011 tarihinde açıldığı, davacının bilirkişi raporunda hesap edilen miktara göre maddi tazminat talebini 16.04.2018 tarihinde ıslah ettiği ve davalılar tarafından ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 60/1. maddesi haksız fiilden kaynaklanan tazminat taleplerinin, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl, her halde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık sürede zamanaşımına uğrayacağını düzenlemektedir. Davacı şirket yetkilisi ve gümrük memurlarının 1918 sayılı Yasa’nın 27/2-3 maddesi uyarınca Üsküdar 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/339 Esas 2004/ 647 Karar sayılı ilamı ile beraatlerine karar verilmiş, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 18.01.2008 tarih 2005/18143 Esas 2008/20221 Karar sayılı ilamı ile davanın zaman aşımı nedeni ile ortadan kaldırmasına karar verilmesi gerektiğinden bahisle beraate ilişkin hüküm bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonunda 06.03.2009 tarihli karar ile davanın zamanaşımı nedeni ile ortadan kaldırılmasına, el konulan malların iadesine karar verilmiştir. Davacı 28.01.2010 tarihinde ayakkabıların iadesi için Gümrük idaresine başvurmuş, ancak gümrük idaresi malları teslim edememiştir. Teslim edilmeme durumu net olarak bildirilmediğinden davacının zararı en geç ilk davayı açtığı 31.05.2011 tarihinde öğrenmiş olduğu kabul edilmelidir. Şu halde ilk dava süresinde açılmıştır. Ancak öğrenmenin bu tarih olduğu dikkate alındığında, 16.04.2018 tarihindeki ıslah dilekçesinin verildiği tarihe kadar, yasada öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Her ne kadar gerçek zarar miktarının yargılama sırasında bilirkişi raporları ile öğrenildiği, buna göre ıslahın zamanaşımı süresi içinde yapıldığı ileri sürülebilir ise de, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre zararın öğrenilmesi, kanunun açıkladığı anlamda zarar veren olayın sonuçlarını, gidişatını, kesinleşen durumunu ve zararın kapsamını belirleyebilecek bilgiye sahip olunması anlamına gelir. Davacı, el koymayı, el konulan eşyanın niceliğini ve niteliğini ceza mahkemesi kararının kesinleşmesini, davalı idarenin eksik iade yaptığını en geç dava tarihinde öğrenmiştir. Buna göre davacının dava açmaya yeter deredece zarar kapsamını bu tarih itibariyle öğrenmediğinden, ithalini gerçekleştirdiği ayakkabıların piyasa satış bedellerini bilmediğinden bahsedilemez. Bu durumda, ıslah edilen bölüm yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.." gerekçesi ile kararın bozularak İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak 10.000 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili şirketin tasfiye edildiği süreçte uğradığı zararın bilinmesi olanaksız olduğu halde, yargılama sürecinde bu zararı tespit etmenin yıllarca sürdüğünü, 2011 yılında açılan davanın bilirkişi raporunun yedi yıl sonra alınabildiğini, aslında ortada ne ayakkabı ne de işyeri kalmış olduğundan, zararın tespitinin de geçmişte yapılan yazışmalar, tespit raporları ile dosya üzerinden yapıldığını, normal koşullarda, haksız eylemde bulunan davalı idarenin özür dileyip müvekkilime para ödemesi gerekirken, 2003 yılından bu yana geçen yirmi yıldan sonra zamanaşımı nedeniyle zararın giderilemeyeceği noktasına gelindiğini, devletin görevinin; zamanaşımı gibi hukukun tali unsurlarını gerekçe yapıp mağdur etmemek ve yurttaşlarına verdiği zararı tazmin etmek olduğunu, dava konusu olayda müvekkilinin hiç bir kusuru olmadığı halde iflas etmesine yol açacak eylemlerde bulunan idarenin, yargılama aşamasında zararın belirlenememiş olması gerekçesiyle yirmi yıllık hukuksal süreci boşa çıkardığını, Anayasa Mahkemesinin, bu yönde verilmiş olan kararlarında, zararın doğduğu tarihte zararın miktarının bilinememesi nedeniyle mağdur olan kişilerle ilgili karar vermiş olması nedeniyle Yargıtay kararının yeniden gözden geçirilmesi ve kararın bozulması yönünde karar vermesi gerektiğini, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalılar vekilleri temyiz dilekçelerinde, davanın tümden reddini talep etmişlerdir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinin kesinlik sınırından REDDİNE, Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz peşin harcının onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.12.2024 tarihinden oy birliğiyle karar verilmiştir.