Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/12669 E. 2025/6844 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12669
- Karar No
- 2025/6844
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/988 E., 2022/1134 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/532 Esas - 2021/213 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 18.10.2016 tarih ve 2016/1624 - 25700 sayılı tahkik emri ile davalıların master/doktora eğitim programlarına katılım sağlayacak ve görev süresi uzatımı yapılacak personel ile ilgili alınan 24.06.2009 tarihli İçişleri Bakanlık Makam Onayını ve bu onaylara ilişkin alınan süre uzatma onaylarını, mevzuata aykırı olarak hazırladıkları ve hukuka aykırı olarak imzaları ile paraf ettiklerinin tespit edildiğini, davalıların usulsüzlüğü tespit edilen onayın alınmasında gerekli inceleme ve değerlendirmeleri yapmayarak, görevlerinin gereklerini yapmakta ihmal gösterdiklerini ve istihsalini önlemediklerini, onayları paraf etmek suretiyle hukuka aykırı olarak ödeme yapılmasına ve kamu zararına sebebiyet verdiklerini, davalılar tarafından mevzuata aykırılıklar konusunda üst makamların bilgilendirilmediğini, gerekli araştırma, değerlendirme ve bilgilendirmelerin yapılmadığının tespit edildiğini, davalılar tarafından paraf edilen makam onayı ile yüksek lisans eğitim onayı en fazla 2 yıla kadar, doktora eğitimi en fazla 3 yıla kadar verilebilmesine karşın mevzuata aykırı olarak doğrudan 4 yıla kadar eğitim süresi verilmesinin temin edildiğini belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi gereğince 1.000,00 ABD Doları, 1.000,00 Sterlin ve 1.000,00 Euro tutarındaki kamu zararının faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, meydana geldiği ileri sürülen kurum zararı ile müvekkili tarafından yapılan paraf işlemi arasında uygun bir illiyet bağının bulunmadığını, müvekkilinin görevini mevzuata uygun olarak yerine getirdiğini, müvekkilinin görevi nedeniyle yapmış olduğu işlemin onaya hazırlık işlemi olduğunu, müvekkilinin görev döneminden önce yurt dışına gönderilen personelin eğitim, öğretim sürelerinin uzatılmasına ilişkin işlemde sadece paraf yetkisinin bulunduğunu, imza yetkisinin bulunmadığını, yurt dışında yüksek lisans veya doktora öğrenimi yapan personelin yurt dışında bulunma sürelerinin uzatılması kararı veya onayı ilgili genel müdürün imzası ile gerçekleştiğini, bakan onaylı, müsteşar ve genel müdür vekili imzalı olan davaya konu işlemlerde müvekkilinin sadece parafının bulunduğunu, iddia edilen kamu zararının doğmasında hiçbir sorumluluğunun söz konusu olmadığını, müvekkilinin yurt dışı görev süreleri uzatılan personelleri bilmediğini ve tanımadığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; kamu görevlisi olarak yetkisi dahilindeki tüm iş ve işlemlerin usul ve hukuka uygun olduğunu, yetkili amir ve üstlerinin talimatları ve astlarının önerileri çerçevesinde gerçekleştirildiğini, tesis edilen iş ve işlemlerde usul ve hukuka hiçbir aykırılık bulunmadığını, herhangi bir kamu zararının söz konusu olmadığını, belirtilen eğitim konularının aynısının onay yazısında zikredilmek suretiyle alınan onayın tamamen usule uygun olduğunu, ... yurt içi - yurt dışı lisansüstü eğitim yönergesi hükümleri uyarınca başvuru ve seçim işlemleri Eğitim Dairesi Başkanlığınca değerlendirildiğinde ve başarılı görülen personelin seçimi için komisyona sunulduğunu, komisyon tarafından başarılı görülen personelin bakanlık onayı alınmasına yönelik sekreterya işlemlerinin yani onaya hazırlık belgelerinin düzenlenmesinin Dış İlişkiler Daire Başkanlığınca yapıldığını ve bakan onayına sunulmak üzere genel müdürlük makamına sunulduğunu, bakanlık makamının onay talimatı üzerine süre uzatım işlemleri yapılamadığını belirterek davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 24.06.2009 tarihli bakanlık onayında doktora eğitimi gören personelin üç yıllık doktora eğitim sürelerinin mevzuata uygun bir şekilde 1 yıl uzatıldığını, bu hali ile herhangi bir mevzuata aykırılık yahut kamu zararından söz edilmesinin mümkün olmadığını, yani anılan onay ile hiçbir personel yönetmelikle düzenlenen süreden daha fazla süre ile finanse edilmemiş ve kamu tarafından daha fazla bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin yaptığı görevin şube müdürlüğü olduğunu, kendisinin onay makamı olmadığını, parafın icrai bir hukuki sonuç doğurmayacağını belirterek davanın reddini istemiştir. 4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sadece büro amiri olarak görev yaptığını, dava konusu edilen makam onaylarında hiçbir yetkisinin bulunmadığını, onaylarda müvekkilinin imzası değil sadece parafının bulunduğunu, ortada kamu zararı yahut mevzuata aykırı bir işlem bulunmadığını, süre uzatım onayları için Devlet Personel Başkanlığından görüş alındığını, iddia edilen kamu zararının tespitinde neyin ölçü alındığının taraflarınca tespit edilemediğini, kabul anlamına gelmemek ile birlikte bir kamu zararı meydana gelmiş olsa bile müvekkilinin bundan sorumlu olmayacağını belirterek davanın reddini istemiştir. 5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; bir emniyet teşkilatı mensubunun yurtdışı yüksek lisans ve master için yurtdışına gönderilmesi konusunda birim içi yazışmalarda onayların yapıldığını, müvekkili tarafından mevzuata uygun bir şekilde hazırlanan onay belgesi işleminin genel müdürlük makamı tarafından uygun görüldüğünü, genel müdür yardımcısının parafı, emniyet genel müdürünün ve içişleri bakanlığı müsteşarının imzası ve içişleri bakanının imzası ve onayı ile sonuçlandığını, yapılan işlemde hukuka aykırılık ve ihmalin bulunmadığını, herhangi bir kamu zararı meydana gelmediğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yurt dışında yüksek lisans veya doktora öğrenimi için bulunan personelin eğitim ve öğrenim sürelerinin uzatılmasının ancak makam onayı ile mümkün olduğu, belgenin kim ya da kimler tarafından düzenlendiğini, kim ya da kimler tarafından kontrol edildiğini ve kim ya da kimler tarafından onaya sunulduğunu gösteren paraf işlemlerinin herhangi bir hukuki varlık doğurmayan ve kamu zararının doğmasına neden olmayan bir işlem olduğu, davalılara atfedilecek herhangi bir kusur, kasıt, hata ve ihmal bulunmadığı, davalıların hukuka aykırı belgeler düzenlediği iddiasının somut belgelerle ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ilgili yönetmelik ve yönergenin süre uzatımına ilişkin düzenlemeleri dikkate alındığında, doktora düzeyindekilere bir yıla, yüksek lisans düzeyindekilere altı aya kadar süre uzatımı verilebileceğinin kabul edilmiş olduğu, buna göre yüksek lisans öğrenimi bakımından 2,5 yıl, doktora öğrenimi görenler bakımından 4 yıl olmak üzere toplam 6,5 yıllık bir sürenin öngörülmüş olduğu, bu süreler dikkate alındığında dava konusu olay yönünden dava dışı personellere yönelik süre sınırının aşılmamış olduğunun anlaşıldığı, yurt dışında eğitim alan personele yapılan ödemelerde davalıların bir usulsüzlük yaptıklarına ilişkin tespit bulunmadığı, anılan dönemde idare tarafından bu uzatmanın olağan şekilde uygulandığı, kaldı ki kurum personelinin doktora sürelerinin 4 yıl olarak uygulanmasına ilişkin idari işlemde davalıların karar verici konumda bulunmadıkları, yurt dışına gönderilen personellere ilişkin davacı kurumun işleyişi ve önceki uygulamaları doğrultusunda yapılan işlemi paraf etmek suretiyle amirlerine sundukları, işlemin geçerliliğinin üstleri tarafından uygun görülmesi ve imzalanmasına bağlı olduğu, davalıların yapılan idari işlemde üstlerini yanıltıcı bir belge ya da sahte bir evrak kullandıklarının iddia edilmediği, bu itibarla davalıların kasıt, kusur veya ihmali işlem ve eylemleri ile davacı kurumu zarara uğrattıklarının ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ... Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 18.10.2016 tarih ve 2016/1624 - 25700 sayılı tahkik emri ile davalıların master/doktora eğitim programlarına katılım sağlayacak ve görev süresi uzatımı yapılacak personel ile ilgili alınan 24.06.2009 tarihli İçişleri Bakanlık Makam Onayını ve bu onaylara ilişkin alınan süre uzatma onaylarını, mevzuata aykırı olarak hazırladıkları ve hukuka aykırı olarak imzaları ile paraf ettiklerinin tespit edildiğini, davalıların usulsüzlüğü tespit edilen onayın alınmasında gerekli inceleme ve değerlendirmeleri yapmayarak görevlerinin gereklerini yapmakta ihmal gösterdiklerini ve istihsalini önlemediklerini, onayları paraf etmek suretiyle hukuka aykırı olarak ödeme yapılmasına ve kamu zararına sebebiyet verdiklerini, davalılar tarafından mevzuata aykırılıklar konusunda üst makamların bilgilendirilmediğini, gerekli araştırma, değerlendirme ve bilgilendirmelerin yapılmadığının tespit edildiğini, davalılar tarafından paraf edilen makam onayı ile yüksek lisans eğitim onayı en fazla 2 yıla kadar, doktora eğitimi en fazla 3 yıla kadar verilebilmesine karşın mevzuata aykırı olarak doğrudan 4 yıla kadar eğitim süresi verilmesinin temin edildiğini, davalıların üst makamlara eksik ve yanlış bilgilendirme yapmak suretiyle hukuka aykırı olarak onay alınmasına sebep olduklarını ve kamu zararına sebebiyet verdiklerini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalıların ilgili mevzuat ve Bakanlar Kurulu Kararına aykırı olacak şekilde yüksek lisans/doktora eğitim programlarına katılım sağlayacak ve görev süresi uzatımı yapılacak personelin onaylarını almak üzere İçişleri Bakanlık makam olurunu hukuka aykırı olarak paraf ettiklerinden bahisle oluşan kamu zararının tahsiline ilişkindir. 1. Dosya kapsamından; davalı ...'in olay tarihinde ... (EGM) Dış İlişkiler Daire Başkanlığında görevli daire başkanı, ...'ın başkan yardımcısı, ...'in şube müdürü, ...'un Bürolar Amiri ve ...'ın ise Büro Amiri olduğu, davanın dayanağı olan tanzim raporu ile 24.06.2009 tarihli İçişleri Bakanlığı makam oluru işleminin davalılar tarafından hukuka aykırı olarak paraf edildiğinin ve bu nedenle davacı kurumun zarara uğradığının tespit edildiği, eldeki davada meydana geldiği iddia edilen kurum zararının tazmininin talep edildiği, ayrıca anılan tazmin raporuna istinaden davalılar hakkında Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/637 Esas sayılı dosyası ile görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalılar ... ve ... yönünden zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine, davalılar ..., ... ve ...'un ise beraatine karar verildiği, verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulduğu ve kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Yine davalılar hakkında 24.06.2009 tarihli İçişleri Bakanlığı makam oluruna dayalı olarak Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/534 Esas sayılı dosyası ile görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı ve yargılamanın hâlen devam ettiği görülmektedir. 6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi uyarınca hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 Esas, 2014/1091Karar). Davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak davalıların görevi kötüye kullanma suçundan yargılandıkları Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/637 Esas sayılı dosyasının henüz istinaf incelemesinin sonuçlanmadığı ve düşme ile beraat kararlarının kesinleşmediği; Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/534 Esas sayılı dosyasında ise yargılamanın halen devam ettiği anlaşılmaktadır. Dava konusu olayın özelliği nedeniyle ceza davalarının sonucunun eldeki davayı etkilemesi söz konusudur. Açıklanan nedenle, ceza mahkemesindeki davaların kesinleşmesi beklenilmeli, kesinleşmiş ceza kararları da değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 2. Bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.