Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/9754 E. 2025/5985 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/9754
- Karar No
- 2025/5985
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/ 497 D.İş-2023/499 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : İHK-2023/34135 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2023/144428 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının nikahsız eşi olan ...'in yolcu olarak bulunduğu araç ile davalıya sigortalı araç sürücüsü arasındaki 04.06.2022 tarihli kazada vefat ettiği ve davacının destekten yoksun kaldığı, davalıya sigortalı araç sürücünün kazada tam kusurlu olduğu, belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davada 107.000,00 TL destek tazminatı, 1.000,00TL cenaze ve defin giderini temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte talep etmiş, 14.04.2023 tarihli dilekçesi ile talebini 491.230,62 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; usule uygun evraklar ile başvuru yapılmadığını, alt ve üst soyu gösterir nüfus kayıt örneği sunulmadan başvuru yapıldığını, müteveffanın desteğinden yoksun olan kişilerin belirlenmesini, faiz türüne itiraz ettiklerini, vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; desteğin ölmemiş olması halinde imam nikahlı eşine destek olacağı, davalının 490.230,62 TL destek tazminatından sorumlu olduğu, 1.000,00 TL cenaze gideri talebinin reddi gerektiği gerekçesi ile başvurunun kısmen kabulüne, 490.230,62 TL destek tazminatının 01.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 1.000,00 TL cenaze gideri talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; destekten yoksun kalma tazminatının talep edilebilmesi için yasal mirasçı olma zorunluluğunun bulunmadığı, ancak destek ilişkisinin ispat edilmesi gerektiği, dosyaya sunulan belgelerden müteveffa ile başvuranın ortak çocuklarının olduğu ve halen birlikte yaşadıkları anlaşıldığından destek ilişkisinin tespit edildiği sonucuna varıldığı, davalının uyuşmazlığın mahkemede çözülmesi gerektiği ve el çekme kararı vermesi gerektiği yönünde itirazı olduğu, ancak dava konusu talebin tahkim yargılamasına uygun düstüğü sonucuna varıldığı, davacı lehine takdir edilecek vekalet ücretinin maktu vekalet ücretinin altında kalmamak şartı ile nispi vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiği gerekçesi ile itirazın vekalet ücreti bakımından kabulüne ve davacı lehine 14.326,40 TL vekalet ücreti takdirine, davalının diğer itirazlarının ise reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; usule uygun başvuru yapılmadığı, müteveffanın başvurana destek olduğunun ispatı ve uyuşmazlığın mahkemede çözümlenmesi gerektiği, kusur oranını kabul etmedikleri, hesaplama yönteminin hatalı olduğu, müterafık kusur indirimi yapılması gerektiği gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 04.06.2022 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze gideri talebine ilişkindir. 1.Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı TBK. md. 53/3 düzenlenmiş olup; "Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar" şeklinde hükme bağlanmıştır. Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK 53/3 maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde, destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte, destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Önemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu’nun 53 maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK'nın 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E. - 411 K. sayılı ilamı). Somut olayda; davacı vekili Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru dilekçesinde davalıya trafik sigortalı araç ile desteğin yolcu olarak bulunduğu aracın 04.06.2022 tarihinde yaptığı kaza neticesinde , davacının resmi nikah olmadan birlikte yaşadığı eşi ...'in vefat ettiğini ileri sürerek destekten yoksun kalma tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından davacı ile müteveffanın ortak çocukları olduğu, halen birlikte yaşadıklarının anlaşıldığı gerekçesi ile talebin kabulüne karar verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere desteklik ilişkisi için resmi evlilik şartı bulunmayıp, tazminat talep eden ile desteğinin eylemli ve düzenli olarak karı-koca gibi birlikte yaşamaları, hayatlarını birleştirmelerinin yeterli olduğu açıktır. Ancak dosya kapsamından davacı ve desteğin nikah olmaksızın birlikte yaşadıklarının gösteren herhangi bir delil bulunmamaktadır. Nüfus kayıt örneklerinin incelenmesinde desteğin ve davacının 10/02/1987 tarihinde boşandıkları ve 3 tane müşterek çocukları olduğu anlaşılmaktadır. Ancak davacı ve desteğin boşandıktan sonra nikahsız olarak birlikte yaşadıklarına dair dosyada delil bulunmamaktadır. Bu nedenle destek olgusunun öncelikle zabıta marifetiyle araştırılması, olayla ilgili olarak açılmış ise ceza dosyası ve dosyada mevcut iddianameye göre davacının (gayri resmi nikahlı eş sıfatıyla) müşteki olup olmadığının, yine boşanma dosyasının getirtilerek incelenmesi, davacıya nafaka bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, ilgili muhtarlık kayıtlarının getirtilmesi, elektrik, su, telefon aboneliği kayıtlarının araştırılması, seçim kurulu kayıtlarının getirtilmesi, ondan sonra tüm dosya kapsamı birlikte irdelenerek desteklik olgusunun mevcut olup olmadığı hususunda varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentlerinde bentte sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın İtiraz Hakem Heyetine iletilmek üzere mahkemesine gönderilmesine16.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.