Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2013/7912 E. 2013/10507 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/7912
Karar No
2013/10507
Karar Tarihi

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... vd. aleyhine 23/09/2010 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; köy tüzel kişiliği yönünden davanın reddine, ... yönünden davanın kısmen kabulüne dair verilen 07/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davalı ...'ın temyizi yönünden; Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken, kusurları sonucu kişilere zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar görenlerin kamu görevlileri aleyhine açtıkları maddi ve manevi tazminat davasıdır. Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi, ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır.( TC Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler, emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır. Davaya konu edilen olayda; Köy muhtarı olan davalının görev sınırlarını aşarak davacının evini yıktığı bu nedenle uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istenmiştir. Şu durumda, yerel mahkemece kamu görevlisi olan davalı hakkında, kusuruna dayanılarak açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile işin esası incelenerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 2-Davalı köy tüzel kişiliği yönünden; Köy muhtarının kusurlu eylemi(yıkım işlemi) nedeniyle uğranılan zararın, muhtarla birlikte köy tüzel kişiliğinden müştereken ve müteselsilen tahsili istenmiştir. Bu haliyle idari eylemden kaynaklanan zarar iddiasıyla açılan bir dava söz konusudur 11/02/1959 günlü ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının II. bendi hükmünce tam yargı davasının konusunu oluştururlar. Bu davaların ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi hükmünce idari yargı yerinde görülmesi gerekir. Görev kuralları kamu düzeninden ve dava şartı niteliğinde olup her aşamada ve gerektiğinde resen nazara alınması gereken kurullardan olması nedeniyle (6100 sayılı HMK'nun 114. ve 115.maddeleri) mahkemece köy muhtarlığı yönünden de davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda(1 ve 2) no'lu bentlerde gösterilen nedenle BOZULMASINA; ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2013/7912, K. 2013/10507, T. 03.06.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2013-7912-e-2013-10507-k-6b7c795fb72a