Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2010/10633 E. 2011/12662 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/10633
- Karar No
- 2011/12662
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vasisi ... aleyhine 22/01/2008 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabuyüne dair verilen 27/04/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ... vasisi ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Diğer temyiz itirazına gelince; dava, kamu görevlisinin kusuru nedeniyle hak sahiplerine ödenen tazminatların rücuen ödetilmesi istemine ilişkindir.Yerel mahkemece, istem kabul edilmiş; karar, davalı vasisi tarafından temyiz edilmiştir. a)Dosya kapsamından; davalı ...'ın, Palu Jandarma Komutanlığı'nda askerlik hizmetini yaparken, olay tarihinde sigara içmek için nöbetini izinsiz olarak arkadaşına devrettiği, o sırada iki başçavuşun kendisine müdahale etmesiyle aralarında çıkan tartışma sonucunda silahı ile ... ve ... 'u öldürdüğü ve olaya müdahale etmek isteyen Asteğmen ... ve jandarma er ...'ı yaraladığı anlaşılmaktadır. ...'ın yakınları ile olayda yaralanan ... tarafından ayrı ayrı ... aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılan davalarda; ...'ın anne, baba ve kardeşleri için hükmedilen maddi ve manevi tazminatlar için, haksahipleri tarafından yasal faiz ve vekalet ücretleri ile birlikte ilamların icrasıyla takip yapıldığı ve kendilerine 12/04/2007 tarihinde 66.305,00 TL ödeme yapıldığı, ... lehine hükmedilen 5.000,00 TL manevi tazminatın ise; icraya konulduğu ve 25/12/2007 tarihinde faiz ve yargılama giderleriyle birlikte 9.884,00 TL olarak ödendiği anlaşılmaktadır. Davacı, müteselsil sorumlu sıfatı ile üçüncü kişiye ödediği paranın halefiyet esasınca rücuen tahsilini istediğine ve davalı önceki davada davalı olarak yer almadığına göre iadenin kapsamı; davacının mahkum olup ödediği para, bu paranın kendisi hakkındaki davada verilen hükmün kesinleşmesine kadar işleyecek faizi , önceki davada hükmedilen avukatlık ücreti ve yargılama giderleri toplamından davalının payına düşen kısmıdır. Kendi kusurlu davranışı ile işin icraya düşmesine yol açan davacı, bu ihmali nedeniyle yapılmış olan icra giderlerini ve hükmün kesinleşmesinden sonra geçen sürede işleyecek faizi isteyemez . Çünkü sözü edilen giderlerle davalının eylemi arasında uygun sebep sonuç bağı yoktur. Mahkemece yapılacak iş, icra giderleri ile hükmün kesinleşmesinden sonra işlemiş olan faize ilişkin istek bölümünün hesaplanıp reddine karar vermekten ibarettir. Bu ilkelere aykırı düşüncelerle istemin tümünün hüküm altına alınmış olması doğru görümemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. b)Dava, askerlik hizmeti dolayısıyla verilen zarar nedeniyle müteselsil sorumlu devletin ödediği tutarın, öteki sorumluya rücuuna ilişkindir. Rücuun amacı, birlikte sorumlular arasında hakkaniyete göre denge kurmaktır. BK'nun 50. maddesi, hakimin takdirini temel almıştır. Anılan madde buyruğuna göre, ilgililerin birbirlerine karşı rücu hakları olup olmadığını ve varsa kapsamını hakim takdir edecektir. Bu madde, her ne kadar birden çok kimselerin ortak kusurlarıyla zarar oluşturmalarını düzenlemiş ise de onu izleyen 51. maddedeki birden çok kişilerin değişik hukuksal nedenlerden sorumluluğunda da belirtilen kural geçerlidir. Öyleyse, çok tipli teselsülde de hakim, rücu kapsamını takdir durumundadır. Kusur, kapsam belirlemede etkin ise de hakkaniyet de onunla birlikte değerlendirilmesi gereken önemli öğelerdendir. Davalı, Anayasa’nın 72. maddesi gereği, hakkı olan askerlik görevi sırasında kusuru ile zarara yol açmıştır. Hizmetin karşılığında ücret almaması ve bu hizmetin anayasal bir görev niteliğinde olması nedeniyle, tazminatın tamamından sorumlu tutulması, hakkaniyet öğesinin kapsam belirlemede dikkate alınmamış olunması sonucunu doğurur. Şu durum karşısında anılan öğe değerlendirmeye katılarak tazminattan belirli bir indirim yapılması gereklidir. Yerel mahkemece bu yönün gözetilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda (2 a ve b) sayılı benttlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, öteki temyiz itirazlarının ise (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29/11/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.