Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2025/1058 E. 2025/7989 K. – Hakaret

Konu: Hakaret

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2025/1058
Karar No
2025/7989
Karar Tarihi
Konu
Hakaret

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/423 E., 2024/129 K. SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hakaret suçundan sanığın, mahkumiyetine dair yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.02.2025 tarih ve 2025/11098 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; Benzer bir olay sebebiyle, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 18/05/2022 tarihli ve 2022/5106 esas, 2022/12618 karar sayılı ilâmında yer alan“... Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir… sözlerin hakaret suçunu oluşturmadığından… KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE…” ve Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15/10/2024 tarihli ve 2021/35515 esas, 2024/12592 karar sayılı ilâmında yer alan "İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. " şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, sanığın, Twitter isimli sosyal paylaşım sitesinde katılan Emre Bostancı'yı kastederek yazdığı "Emre yukarıdaki tweetleri okursan neredeyse tamamında Fetullah ile alay ettiğim anlaşılıyor, zekası olmayan anlamaz tabi" şeklindeki sözler sebebiyle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, anılan sözlerin kullanış şekli ve cümle kurgusu dikkate alındığında kaba söz ve eleştiri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, kullanılan sözlerin niteliği ve sanığın amacının katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından, sanığın hakaret suçundan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.04.2012 gün ve 10/438-141 sayılı kararında belirtildiği üzere, öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı Kanun'un 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararında belirtildiği üzere; kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı Kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. İnceleme konusu somut olayda, sanığın katılana yönelik sözleri hakaret niteliğinde kabul edilip mahkumiyet hükmü kurulduğuna göre, takdirde yanılgıya düşüldüğünden bahisle, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, 2. Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2025/1058, K. 2025/7989, T. 29.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2025-1058-e-2025-7989-k-70f783bd059c