Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2010/12164 E. 2010/13871 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/12164
- Karar No
- 2010/13871
- Karar Tarihi
Görevi ihmal suçundan sanık ...’in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 230/1, 59/2.maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis ve 366,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5-6.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 231/8.maddesine göre 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına dair İzmir 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 16.11.2009 tarihli ve 2009/272 esas, 2009/314 sayılı kararına itirazın reddine dair İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.11.2009 tarihli ve 2009/1008 müteferrik sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 11.04.2010 gün ve 2009/22488 sayılı yazısı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.04.2010 gün ve 2010/95526 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi: Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre, sanığın avukatlık görevini ihmal ettiği kabul edilerek verilen kararda, dosya arasında mevcut hukuki danışmanlık sözleşmesi ve bu sözleşmeye ilişkin alacağın tahsili için İzmir 6.İcra Müdürlüğünün 2005/9800 sayılı takip dosyasının bulunması karşısında, vekalet görevine dayanarak takip ettiği dosyayı temyiz etmeyerek vekalet görevini ihmal ettiği, sözleşme ücreti nisbetinde zararın gerçekleştiği, zararın giderildiğinde ilişkin belgede bulunmadığı, 5271 sayılı Kanun’un 231/6 maddesi yer alan objektif unsurunun gerçekleşmediği gözetilerek itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir. Gereği görüşüldü; İncelenen Dosyada, görevi ihmal suçundan yargılanan sanığın 765 sayılı TCY.nın 23/1, 59/2. maddeleri gereği 2 ay 15 gün hapis ve 366 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CYY.nın 231. maddesinin 5, 6. fıkraları uyarınca, sanığın öncenden işlediği bir suçun bulunmaması, tekrar suç işlemeyeceği kanaatine ulaşılması ve eyleminin belirlenebilir somut bir maddi zarara yol açmadığı gerekçeleriyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına ilişkin olarak İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen hükme yakınanın itirazı üzerine dosya kendisine gönderilen merci İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda, 2. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 5560 sayılı Yasanın 23. maddesi ile CYY.nın 231. maddesinde yapılan değişiklik sonucunda kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu; zarar suçlarında mağdurun zararının karşılanmasını sağlaması ve daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki davranışlarının gelecekte tekrar suç işlemeyeceği kanısını uyandırması durumunda, belirlenecek denetim süresi sonuna kadar başka bir suç işlememesi koşuluyla, verilen hükmün sonuçlarının doğmasını önlemesi ve böylece kişiye işlediği suçun sonuçlarıyla yüzleşip pişmanlık duyarak mağdur, zarar görenler ve toplum karşısında hukuk kurullarına uygun ve barış içerisinde yaşaması için yeni bir olanak sunulması amacıyla düzenlenen hukuksal bir kurumdur. CYY.nın 231/6. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, önceden suç işlememiş olma ve suçun işlenmesi nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararı giderme gibi objektif koşullar ve tekrar suç işlemeyeceği yolunda olumlu kanıya ulaşılması şeklinde sübjektif koşulun varlığı aranmıştır. Yasada mağdurun ve kamunun uğradığı zararın giderilmesi koşulu ise “eylemle nedensellik ilişkisi kurulabilen ve eylemin doğrudan yol açtığı belirlenebilir maddi zararlar” şeklinde kabul edilmelidir. İncelenen olayda, sanığın katılan vekili sıfatıyla takip ettiği ceza davasında yargılanan sanığın beraatine ilişkin hükmü temyiz etmemesi biçiminde gerçekleşen eyleminin doğrudan yol açtığı maddi zararın bulunduğuna yönelik olarak dosyada bir iddia, bilgi ve belge bulunmamaktadır. Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma isteğini içeren tebliğnamede bozma istemine gerekçe olarak her ne kadar, sanık ile yakınan arasındaki vekalet sözleşmesinin karşılığı olan vekalet ücreti yönünden maddi zararın doğduğu ileri sürülmüş ise de; taraflar arasındaki hukuksal ilişkiyle alakalı olan bu hususun eylemin yol açtığı maddi zarar olarak kabul edilmesi olanaklı bulunmadığından, itirazı inceleyen merciin; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itirazı reddetmesi yasaya uygun görülmekle, CYY.nın 309. maddesi koşullarını taşımayan YASA YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 14.7.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.