Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/9460 E. 2015/6457 K. – Kayıt Kabul
Konu: Kayıt Kabul
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 23. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2014/9460
- Karar No
- 2015/6457
- Karar Tarihi
- Konu
- Kayıt Kabul
MAHKEMESİ Asliye Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki kayıt kabul davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacı vekili, davalı... Mahkemesi'nin 10.10.2011 tarih ve 2010/525 Esas, 2011/54 Karar sayılı ilamı ile iflasına karar verildiğini, davacının kooperatife makbuz karşılığı ödemiş olduğu 31.778,65 TL aidatın ödenmesi için iflas idaresine başvurduğunu, iflas idare memurluğunun, kooperatifin 28.08.2010 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı hazirun listesinde aktif üye olarak gözüktüğü gerekçesi ile alacak talebini 4.sıra kapsamında reddettiğini, oysa, ödentilerin iflas kararı ile birlikte muaccel hale geldiğini ileri sürerek, 31.778,65 TL alacağın işlemiş faiziyle birlikte masaya kayıt ve kabulünü talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin 17.04.2012 tarihli ön inceleme duruşmasında müvekkilinin iflastan önce kooperatiften istifa etmediğini beyan ettiği, 29.05.2010 ve 28.08.2010 tarihli genel kurul hazirun cetvellerinde davacıya yer verildiği, kooperatifin karar defterlerine ve diğer defter ve kayıtlarına iflas idaresi tarafından ulaşılamadığı, davacı vekili tarafından sunulan yazıda davacının istifasının yönetim kurulunca kabul edildiği yazılı ise de, yönetim kurulu kararının dosyaya sunulmadığı, kayıt kabul davasının niteliği gereği ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davacının kooperatifin iflasından önce kooperatif üyeliğinden ayrıldığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, çıkma payı alacağının kayıt kabul istemine ilişkindir. Anonim şirketlerde, TTK'nın 329. maddesinde, belli istisnalar haricinde şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği öngörülmüş, buna paralel olarak TTK'nın 405/2. maddesinde ise "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur." hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle, anonim şirket ortağı ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olmaz. Zira, ortakların payları için yapılan ödemeler ortaklığın sermayesini oluşturur. Sermaye payı ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından ortaklığın iflası halinde ortaklar kural olarak iflas alacaklısı olamazlar. Diğer bir anlatımla, ortaklar ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremezler. Ancak, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK'nın 196. maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılması mümkündür. İflastan önce istifa eden ortağın 1163 sayılı Kanun'un 17/1. ve anasözleşmenin 15/1. maddeleri uyarınca hesaplanması gereken çıkma payı alacağı, ödediği aidatların toplamı kadar olmayıp, yapılan toplam ödemeden ayrıldığı yıl sonu bilançosunda yer alan genel giderlerden davacıya isabet eden kısımlarının mahsubundan sonra bakiyesidir. Bu alacak, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollamasıyla, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 329. ve 405/2. (6102 sayılı TTK'nın 379. ve 480/3.) maddeleri kapsamında bir alacak olmayıp, iflas masasına kaydı mümkün alacaklardandır. Dairemizin 12.02.2013 tarih ve 2012/6955 E, 2013/752 K; 17.06.2013 tarih ve 3502 E, 4141 K; 21.06.2013 tarih ve 4136 E, 4294 K; 21.11.2013 tarih ve 5728 E., 7320 K; 18.03.2014 tarih ve 2013/8059 E., 2014/2038 K. sayılı ilamları bu yöndedir. Anonim şirketlerde sermayenin korunmasını amaçlayan ve ancak hisse senetlerinin şirketçe satın alınmasını yasaklayan, hisse senetlerinin başkasına devri suretiyle el değişikliğine imkan veren yapısı ve özelliği ile kooperatiflerin yapısı ve amacı aynı değildir. Anonim şirketlerde, hisse senetlerin, maliki olan ortakların kendi arasında veya dışarıdan birine devri mümkün ise de, çıkma mümkün olmayıp, sermaye payının ödenmemesi nedeniyle TTK'nın 407. maddelesi uyarınca çıkarılma (ıskat) imkan dahilindedir. TTK'nın 329. maddesinde şirketin, kendi hisse senetlerinin maliki olmasının mümkün olmadığı ve bunun istisnaları açıklanmıştır. Diğer anlatımla, TTK'nın 405 ve 329. maddeleri uyarınca, ortakların hisse bedelini geri istemeleri mümkün olmadığı gibi, anonim şirketlerin de kendi hisse senetlerini geri alabilmeleri de mümkün değildir. Kooperatiflerden açık kapı ilkesi uyarınca istifa ve ihraç mümkün olup, çıkma payından kooperatif sorumludur. Bu konuda yasa ve anasözleşmede bir boşluk bulunmamaktadır. Boşluk bulunmadığına göre, TTK'nın anonim şirketler ile ilgili düzenlemelerinin kıyasen uygulanmasına ihtiyaç da bulunmamaktadır. İflas halinde kooperatifin bu borca ilişkin sorumluluğunu kaldıran bir hukuki düzenlemeye Kooperatifler Kanunun'da ve anasözleşmede yer verilmiş değildir. İflastan önce ayrılan kooperatif üyesinin yukarıda açıklanan şekilde hesaplanması gereken çıkma payı alacağı, ayrıldığı yıl sonu bilançosunu kabul eden genel kurulu izleyen bir ayın sonunda ihtara gerek kalmaksızın muaccel olup, çıkma payı alacağının bu tarihten itibaren iflas tarihine kadar işlemiş yasal faiziyle birlikte ulaşacağı meblağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmelidir. Çıkma payı alacağı, iflas tarihinden önce muaccel olmamışsa, iflasın müflisin müeccel borçlarını muaccel kılacağına ilişkin İİK'nın 195. madde hükmü gözönünde bulundurularak, muacceliyeti ile ilgili araştırma yapılması gerekmeden, çıkma payı alacağının iflas tarihinde muaccel olduğu kabul edilmelidir. Somut olayda, 17.04.2012 tarihli ön inceleme duruşmasında, davacı vekili, müvekkilinin iflastan önce üyelikten ayrılmadığını beyan etmiş ise de, ertesi oturumda bu beyanını düzeltmiş ve müvekkilinin iflas öncesi üyelikten ayrıldığını beyan etmiş olup, davalı taraf bu düzeltmeye karşı çıkmamıştır. Davacı tarafça 27.05.2013 tarihli dilekçe ekinde, kooperatif yönetim kurulu başkan ve yardımcısının imzasını taşıyan, davacıya hitaben yazılmış, "İstifanızın kabulü ve geri ödeme planı" başlıklı, 04.03.2009 tarihli yazı örneği sunulmuş, davacı avukatının imzasına benzer bir imza ile aslının aynı olduğu onaylanmıştır. Bu yazıda, Yönetim Kurulu'nun 20.02.2009 tarih ve 380 no'lu kararı ile istifanın kabul edildiği, 23.06.2008 tarihli genel kurulda alınan karar uyarınca, toplam ödeme tutarı 31.118,65 TL'nin Haziran 2009 ayından başlamak üzere toplam 10 ayda ödeneceği açıklanmaktadır. Mahkemece yargılama aşamasında bu belgenin aslı olup olmadığı sorulmadığı gibi, sunulması da istenmemiş, imza sahiplerinin yazı tarihi itibariyle kooperatif yetkilileri olup olmadıkları hususunda herhangi bir araştırma yapılmamış, ispat yükü davacıya yüklenerek kooperatifin defter ve kayıtlarına ulaşılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece, öncelikle davacı vekilinden 27.05.2013 tarihli dilekçesine, "Ek1" olarak eklenen 04.03.2009 tarihli yazının aslı olup olmadığı sorularak, varsa aslının sunulmasının sağlanması, aslı sunulur ise müflis davalı kooperatifin iflas idare memurlarından sorularak yazı altında imzası bulunan başkan ve başkan yardımcısının yazı tarihi itibariyle kooperatifi temsile yetkili olup olmadıklarının ve imzaların adı geçen şahıslara ait olup olmadığının araştırılması, bu belgenin doğru ve kooperatifi bağladığının tespiti halinde, davacının iflastan önce istifa ettiğinin ve 31.778,65 TL çıkma payı alacağının genel kurul kararına dayalı olarak yönetimce benimsediğinin kabulü ile bu alacağın muaccel olduğu tarihten iflas tarihine kadar yasal faiziyle birlikte ulaşacağı meblağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesi, aksi halde ise; davalı kooperatifin defter, kayıt ve belgelerine, yönetim kurulu karar defterine, genel kurul tutanaklarına, çağrı cetvellerine kooperatifin adresinde keşif yapılarak ulaşılması, buna rağmen inceleme yapılamaz ya da ulaşılamazsa anasözleşmenin 40. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Memurluğu'ndan, mümkün olmazsa anasözleşmenin 41. maddesi uyarınca ... Müdürlüğü'nden kooperatifin bilançosu, gelir ve gider cetvelleri, yönetim ve denetim raporları, genel kurul tutunakları, ortaklık ve hazirun cetvelleri getirildikten sonra, dosyada görüşüne başvurulan bilirkişi ya da kooperatifler konusunda uzman başka bir bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak, davacının istifa ettiğini iddia ettiği 20.02.2009 tarihinden itibaren iflas tarihine kadar yapılan tüm genel kurullara katılıp katılmadığı, aidat ödeyip ödemediği, genel kurullara çağırılıp çağırılmadığı hususlarında rapor alınıp, davalı kooperatifçe istifasının benimsenip benimsenmediği belirlendikten sonra davacının iflastan önce istifa ettiği kooperatifçe benimsenmiş ise çıkma payı alacağını ve işlemiş faizi hesaplayan dosyada mevcut bilirkişi raporu da denetlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye ve yanılgılı gerekçeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.