Yargıtay · 23. Hukuk Dairesi

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/5453 E. 2015/7301 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
23. Hukuk Dairesi
Esas No
2014/5453
Karar No
2015/7301
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

I T A Y İ L A M I MAHKEMESİ :. Asliye Ticaret Mahkemesi .. Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, davacı arsa sahibinin, davalıya teminat senedi verdiğini, borçlu olmamasına rağmen tahsilata koyduğunu ileri sürerek, borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiş; davalı vekili, senedin davacıya verilen borç nedeniyle düzenlendiğini savunarak, davanın reddini istemiş; cevaba cevap dilekçesinde davacı vekili,davacının paraya ihtiyacı bulunmadığını, senedin okuma yazma bilmemesi ve yaşlı olmasından faydalanılarak imzalatıldığını ileri sürmüştür. Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen ilk kararın bozulması üzerine, tanıkların beyanına göre, davacının okur yazar olmadığı, senedin sözleşmenin tanzimi sırasında düzenlenen evraklarla birlikte imzalatıldığı, davacının yaşı ve ekonomik ve sosyal durumu dikkate alındığında borç almasını gerektiren bir durumunun bulunmadığı, davacının okuma yazma bilmemesinden faydalanılarak senedin imzalatıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 1) Davacı vekili, dava dilekçesinde eldeki menfi tespit davasına konu senedin önce 05.02.2010 günlü arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle teminat olarak verildiğini ileri sürmüş ise de, bilahare replik dilekçesinde bu iddiasını değiştirerek,müvekkilinin yaşlı ve okur yazar olmamasından yararlanılarak davacı yanca böyle bir senedin imzalatıldığı şeklinde beyanda bulunulmuştur. 6100 sayılı HMK'nun 141/1. maddesi uyarınca tarafların cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde serbestçe iddia veya savunmalarını genişletmeleri yahut değiştirmelerinde usule aykırı bir durum bulunmamaktadır. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde değiştirdiği iddia hukuki niteliği itibariyle 6098 sayılı TBK'nun 36. (818 sayılı BK. md. 28) maddesinde tanımlanan aldatmaya dayalıdır. Hükmüne uyulan bozma ilamında bu husus üzerinde inceleme yapılması gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bu doğrultuda sadece davacının kızı ve komşusu tanık olarak dinlenmiş, ancak tanık beyanlarında hile iddiasının varlığına ilişkin hiçbir olgu açıklanmamıştır. Bunun dışında, taraflar arasındaki 05.02.2010 günlü arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde açıkça davacı asılın okur yazar olduğunu beyan ettiği ve sözleşmede yazılı hükümleri imzalamak suretiyle benimsediği görülmektedir. Resmi şekline uygun olarak düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki bu olguların aksine usulüne uygun bir delil ileri sürülüp kanıtlanmış da değildir. Bu durumda bozma doğrultusunda yapılan inceleme sonucuna göre ıspatlanamayan davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. 2) Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harçların istek halinde iadelerine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2014/5453, K. 2015/7301, T. 13.11.2015, www.arakarar.com/karar/yargitay-23-hukuk-dairesi-2014-5453-e-2015-7301-k-aeef7999dff9