Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/7739 E. 2012/19007 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/7739
Karar No
2012/19007
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I İş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir sebep olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı işveren vekili, davacının kendi isteği ile istifa etmek istediğini belirttiğini, davacının bu teklifi üzerine şirketin konuyu değerlendirdiğini ve istifa etmek isteyen bir işçinin işletmeye katkısı bulunmayacağı dikkate alınarak davacının iş sözleşmesinin anlaşma ile sona erdirildiğini, bu anlaşma çerçevesinde davacıya iş sözleşmesinin sona ermesinden doğan tazminatlar ile ek tazminat ödendiğini, davacı tarafından firmalarına verilen ibraname ve feragatnamenin de bu durumu teyit ettiğini, davacıya ödenecek toplam bedelin brüt 132.954,95 TL olup net miktarın 92.426,14 TL olduğunu, bu tutarın net 68.273,64 TL tutarının davacıya ödendiğini, kalan tutarın ise 09.03.2011 tarihinde davacıya ödeneceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının işten ayrılma yönünde bir iradesi bulunmamasına karşın davalı işveren tarafından sunulan seçenekler sonucunda davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından sona erdirildiği, her ne kadar davalı işveren tarafından davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte bir aylık ücret tutarında ek tazminat ile dört aylık ücret tutarında ödeme yapılmış ise de davacının istifa niyeti olmaksızın davalı işverenin istemi üzerine istifa dilekçesinin tanzim edildiği ve davalı işveren tarafından yapılan ödemeler karşılığı davacının 07/01/2011 tarihli ibraname ve feragatnameyi imzaladığı, bu itibarla yapılan işlemin iş sözleşmesinin karşılıklı ortadan kaldırılması diğer bir deyiş ile ikale olarak nitelendirilmeyecek olup davalı işveren tarafından davacının iş sözleşmesine son verildiği ve ayrıca bu işlemi gerektirecek geçerli bir sebebin bulunduğunun da tespit edilemediği anlaşıldığından davacının iş sözleşmesinin geçerli sebebe dayanmaksızın davalı işveren tarafından sona erdirildiği gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili emyiz edilmiştir. Taraflar arasındaki iş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği uyuşmazlık konusudur. Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı hak sahibine karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı sebeple derhal fesih hakkı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin süreli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı kanunun 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında Kanun'da işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir. İşçinin haklı bir sebebe dayanmadan ve bildirim süreli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi halinde kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir. Şarta bağlı istifa ise kural olarak geçerli değildir. Uygulamada en çok karşılaşıldığı üzere işçinin ihbar ve kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla ayrılma talebi istifa olarak değil, olsa olsa ikale (bozma sözleşmesi) yapma yönünde icap biçiminde değerlendirilmelidir. İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverence tazminatların derhal ödenmesi ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. İşverenin haklı fesih sebeplerine dayanarak işçiye istifa dilekçesi vermesi halinde baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine de gerçek anlamda istifa olarak değer vermek mümkün olmaz. Dairemizce bu gibi hallerde feshin işverence gerçekleştirildiği, ancak işveren feshinin haklı olup olmadığını değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. İşçinin haklı sebeple derhal fesih sebepleri mevcut olduğu ve buna uygun biçimde bir fesih yoluna gideceği sırada, iradesi fesada uğratılarak işverence istifa dilekçesi alınması durumunda da istifaya geçerlilik tanınması doğru olmaz. Bu ihtimalde ise işçinin haklı olarak sözleşmesini feshettiği sonucuna varılmalıdır. İstifa belgesine dayanılmakla birlikte işçiye ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmiş olması, Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan bildirimde işveren feshinden söz edilmesi gibi çelişkili durumlarda, her bir somut olay yönünden bu çelişkinin istifanın geçerliliğine etkisinin değerlendirilmesi gerekir. İstifa belgesindeki ifadenin genel bir içerik taşıması durumunda, işçinin dava dilekçesinde somut sebepleri belirtmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu halde de istifanın ardındaki gerçek durum araştırılmalıdır. İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanılamaz. Bundan başka işçinin işverene ihbar tazminatı ödemesi yükümü ortaya çıkabileceğinden istifa türündeki belgelerin titizlikle ele alınması gerekir. İmzaya itiraz ya da metin kısmına ilaveler yapıldığı itirazı mutlak olarak teknik yönden incelenmelidir. İkale ise, sözleşmenin, tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olduğundan tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Bu bağlamda ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaat(makul yarar) sağlanmalıdır. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davalı işyerinde medikal tanıtım sorumlusu olarak çalışmakta olan davacı işçi, 07.01.2011 tarihinde işveren verdiği dilekçe ile ibranamede belirtilen hakların ödenmesi şartı ile hiçbir baskı altında kalmadan kendi rızası ile istifa ettiğini bildirmiştir. Aynı tarihli ibranamede ise kendi rızası ile istifa ederek işten ayrıldığını, kanuni hakları dışında bir aylık ücreti tutarında ek tazminatı 07.01.2011 tarihinde aldığını, dört aylık ücretinde denk gelen tazminatı da 09.03.2011 tarihinde tahsil edeceğini belirtmiştir. Anlaşıldığı üzere davacıya kanuni hakları dışında beş aylık ücreti tutarında ek menfaat temin edilmiştir. 09.03.2011 tarihinde ödeneceği vaat edilen dört aylık ücretin ödenmemesi ise davacının işe iade davası açması üzerine verilmiş bir karardır. Kaldı ki işveren çektiği ihtarname ile işe iade davasından vazgeçmesi halinde dört aylık ücretini ödemeye hazır olduğunu bildirmiştir. Dosya içeriğinden iş sözleşmesinin sonlandırılması noktasında taraf iradelerinin birleştiği ve irade sakatlığı halinin ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 1.004,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 20.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/7739, K. 2012/19007, T. 20.09.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2012-7739-e-2012-19007-k-b8cc438b6efa