Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/5489 E. 2012/25914 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/5489
- Karar No
- 2012/25914
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret alacağı, ikramiye ücreti, fazla mesai ücreti alacağı ve sosyal yardım ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, davacının 02.06.2000–03.12.2008 tarihleri arasında presçi olarak en son 738.00 TL brüt ücretle ile çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı bir sebep olmaksızın feshedildiğini belirterek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve birkısım işçilik alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili davacının 01.12.2008–02.12.2008–03.12.2008 tarihlerinde hiçbir mazeret bildirmeksizin işe gelmediğini bu nedenle iş sözleşmesinin işveren tarafından 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-g. maddesi gereğince haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı işveren tarafından bilinen davacının hayati tehlike teşkil eden çocuğunun rahatsızlığı nedeniyle izin bitiminde işe gelemediğinden feshin haklı nedene dayanmadığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin kabulüne karar verilmiş; tanık beyanlarına göre ücret bordrosunda tahakkuk olmayan çalışma dönemleri dışlanarak yapılan hesaplanan tutardan 1/3 oranda hakkaniyet indirimi yapılarak fazla çalışma ücret alacağı hüküm altına alınmıştır. Hüküm davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının fazla çalışma ücret alacağına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, ikiyüzyetmiş saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir. Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir. Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedibuçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesine göre, günde yedibuçuk saat çalışılması gereken işlerde çalışan işçinin, yedibuçuk saati aşan çalışma süreleri ile yedibuçuk saatten az çalışılması gereken işler bakımından yönetmeliğin 5 inci maddesinde sözü edilen günlük çalışma sürelerini aşan çalışmalar, doğrudan fazla çalışma niteliğindedir. Sözü edilen çalışmalarda haftalık kırkbeş saat olan yasal sürenin aşılmamış olmasının önemi yoktur.Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, 4857 sayılı Kanun'un 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir. Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir. Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir. Somut olayda davacı işyerinde fazla çalışma yaptığını iddia ederek fazla çalışma ücreti isteğinde bulunmuştur. Dosyaya sunulan ücret bordrolarına göre; çalışma süresinin tamamına yakın aylarda fazla çalışma ücreti tahakkuk ettirildiği ve davacının bordroları itirazı kayıtsız imzalandığı anlaşılmaktadır. Karara dayanak kılınan hesap raporunda ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti tahakkuku olmayan aylar için davacı tanıklarının beyanlarına göre haftalık dokuz saat için hesaplanan fazla çalışma ücret alacağından 1/3 oranda hakkaniyet indirimi yapılarak belirlenen miktar hüküm altına alınmıştır. Ne var ki davacı tanıkları işyerinde fazla mesai yaptıklarında fazla çalışma (mesai) ücretinin ödendiğini beyan etmişlerdir. Tanık anlatımları ve tahakkuk bordroları birlikte değerlendirildiğinde davacının çalışma süresince fazla mesai karşılığı ücretlerin tahakkuk ettirilerek ücret bordroları ile ödendiği, tahakkuk olmayan bir kısım aylarda ise davacının fazla mesai yaptığının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda dava konusu fazla mesai ücreti isteği reddi yerine kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.