Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/5194 E. 2012/25519 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/5194
- Karar No
- 2012/25519
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, tatil yardımı, haftasonu çalışma ücreti, fazla çalışma ücreti, giysi ve çocuk yardımı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı işçi davalı belediyede çalıştığı süre boyunca yaptığı fazla mesailerin, hafta tatili ile genel tatil günleri çalışmalarının karşılığı ücretlerinin ödenmediğini, ayrıca toplu iş sözleşmesinde öngörülen kimi haklarının verilmediğini, iddia ederek söz konusu alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiş, buna karşılık davalı, zamanaşımı definde bulunmuş ve davacının TİS'den kaynaklanan alacaklarının ödendiğini, bordroları ihtirazi kayıtsız imzaladığını diğer taleplerinden de, alacağı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davacının hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan, fazla mesai ile hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri alacaklarından 1/3 oranında indirim yapılarak belirlenen miktarların ve tatil yardımı ile giyim yardımı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm taraflar avukatlarınca temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Davacının dava konusu giyim yardımı ve tatil yardımı talepleri toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacalara ilişkindir. 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun 61. maddesinde “Toplu iş sözleşmesine dayanan ... davalarında ifaya mahkum edilen taraf, temerrüt tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek işletme kredisi faizi üzerinden temerrüt faizi de ödemeye mahkum edilir.” hükmü yer almaktadır. Öte yandan toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan işçilik alacaklarında TİS'de açıkça ödeme günü kararlaştırılmış olanlar bakımından belirlenen ödeme tarihi, ödeme günü tespit edilmemiş olanlar yönünden ise işverenin temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren bankalarca uygulanan en yüksek işletme kredisi faizine hükmolunması gerekir. Buna göre, davacının söz konusu alacakları için toplu iş sözleşmesinde ödeme günü belirlenmiş ise temerrüdün bu tarihte gerçekleştiği kabul edilerek TİS'de öngörülen ödeme tarihinden itibaren işletme kredisi faizi yürütülmesi, TİS'de ödeme günü kararlaştırılmamış ise şimdiki gibi dava ve ıslah tarihinden itibaren en yüksek işletme kredisi faizi yürütülmelidir. Mahkemece bu yönler dikkate alınmadan söz konusu alacaklara, (giyim yardımı ve tatil yardımı) dava ve ıslah tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi hatalıdır. Davacının fazla mesai ile hafta tatili ve genel tatil günlerine ilişkin alacak taleplerinin davacı tanıklarının beyanları esas alınarak hesaplamanın yapıldığı bilirkişi raporuna itibar edilerek kabul edilmiş ise de beyanları hesaplamaya esas alınan tanıklardan biri emekli olarak işten ayrılmış, diğeri ise işverene karşı davası bulunmaktadır. Ayrıca tanıkların beyanları çelişkilidir. Davalı ... yerel bir kamu kuruluşu olup, kamu kurum ve kuruluşlarında her türlü harcamaların ve harcamaların dayanağı olan eylem ve işlemlerin genel olarak kayıt altına alınmasının zorunlu olduğu nazara alındığında kayıt ve belgelerle desteklenmeyip doğrulanmayan soyut ve çelişkili tanık beyanları ile söz konusu alacak iddialarının ... olduğu kabul edilemez. Bu hususlar dikkate alınarak davalı belediyede iş makinası operatörü olarak çalışan davacının dava konusu alacaklarının ait olduğu dönem içerisindeki görevlendirme belgeleri, hafta tatili ve genel tatil çalışmalarına ilişkin nöbet çizelgeleri, davalı belediyenin işyerinde işin düzenlenmesine ve özellikle günlük çalışma süresinin belirlenmesine yönelik kayıt ve belgelerin getirtilmesi, işyerine giriş ve çıkışların kayıt altına alınıp alınmadığının araştırılması, varsa bu yöndeki bilgi ve belgelerinde getirtilmesi, davacıya dava konusu fazla çalışmaya yönelik talimatların kim tarafından verildiğinin açık bir şekilde tespit edilmesi, talimatı verenin de çağrılıp dinlenmesi ve bundan sonra elde edilecek tüm bilgi ve belgelerle birlikte dosyadaki tüm delillerin birlikte değerlendirmeye tabi tutularak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken sadece tanık sözleriyle yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.11.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Davacı fazla mesai, hafta ve genel tatillerde çalıştığını ileri sürerek alacak isteğinde bulunmuştur. Mahkemece isteğin kabulüne karar verilmiştir. Davacı iddiasını kanıtlamak bakımından tanık dinletmiş olup, tanıklar davacının iddiasını doğrulamışlardır. Davacı tanıklarından birisinin davalı belediyeye karşı davası bulunmakta ise de, bu tanığın beyanının aksini gösteren karşı delil sunulmadığı gibi, davalı ile husumeti bulunmayan diğer tanık da davacının fazla mesai, hafta ve genel tatillerde çalıştığını belirtmiştir. Buna karşın davalı işverence herhangi bir kayıt ve belge sunulmamış, tanık da dinletilmemiştir. Sayın çoğunluk kamu kurumu olan davalıdaki belgelerin istenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yönünde görüş ortaya koymuş ise de, bu sonuç 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 25. maddesinde öngörülen “taraflarca getirilme ilkesi”ne aykırı düşer. Anılan hükme göre kanunla belirtilen durumlar dışında hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz. Buna göre, Kanunla belirtilen durumlar dışında hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz. Dava malzemesinin ve delillerin gösterilmesi konusunda tarafların mutlak yetkisi bulunmaktadır. Dava konu fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ve hafta tatili alacakları tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir konudur. Bu nedenle hâkimin re’sen delil toplama yetkisinden söz edilemez. Tarafların kendi ellerindeki delilleri mahkemeye ibraz etmeleri, başka yerden getirtilecek delilleri ise nereden getirtileceği konusunda bilgi vererek mahkemeden getirtilmesini talep etmeleri gerekir. Mahkemece tarafların dosyaya sunduğu tüm deliller incelenerek sonuca gidilmiştir. Davalı kurum, bozmada sözü edilen belgelere dayanmadığı gibi bu belgelerin tamamı zaten davalı tarafın elindedir. Çalışma hayatında işverenlerin ekonomik ve sosyal üstünlükleri karşısında işçilerin tanık bulmada zorluk yaşadıkları bilinen bir gerçektir. Aynı konuda davası bulunan tanığın beyanları dosya içeriği, davacının yaptığı işin niteliği gibi olgular dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Salt aynı konuda davası bulunduğu için davacı tanığının beyanlarına itibar edilmemesi ve davalı tarafın sunmadığı belgelerin re'sen getirilerek davacı aleyhine sonuç çıkarılması 6100 sayılı Kanun'un 27. maddesine düzenlenen “hukuki dinlenilme hakkı”nı da ihlal edeceği gibi, hâkimin tarafsızlığına ve adalete olan güveni de sarsabilir. Bu nedenle kararın onanması gerektiği görüşü ile sayın çoğunluğu bozma yönündeki kararına katılamıyorum.15.11.2012