Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/3516 E. 2012/24708 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/3516
Karar No
2012/24708
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık ücretli izin alacağı, pazar çalışması, bayram çalışması ve ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, davacının 2008 yılı Ekim ayında davalıya ait işyerinde hamurkar ve pişirici olarak çalışmaya başladığını, Sosyal Güvenlik Kurumu bildirimlerinin tam yapılmasını ve yıllık izninin kullandırılmasını istemesi üzerine 15.04.2010 tarihinde işverence işten çıkarıldığını, yürürlükteki Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre ücret aldığını, her gün 02:00-19:00 saatleri arasında hafta tatili, bayram ve genel tatillerde çalıştığı halde ücretlerinin ödenmediğini, izinlerinin kullandırılmadığını iddia ederek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti ve ücret alacağı toplamı 650,00 TL'nın davalıdan faizleri ile birlikte tahsilini istemiş, talebini bilirkişi raporu doğrultusunda 23.01.2011 tarihinde ıslah ederek 15.914,39 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili, davacının işyerinde rahatsızlanan bir işçinin yerine geçici olarak bir hafta çalıştığını, başka çalışması olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iş sözleşmesinin davalı işverence davacının Sosyal Güvenlik Kurumu bildirimlerinin tam yapılmasını istemesi ve yıllık izin isteğinde bulunması üzerine haksız olarak feshedildiği,davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davalı işyerinde 01.10.2008-15.04.2010 tarihleri arasında çalıştığı, son net maaşının 873,87 TL olduğu, bilirkişi raporunun usul ve kanuna uygun olduğu, buna göre fazla çalışma ve hafta tatili ile genel tatil ücretlerinden 1/2 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak, yıllık izin ücreti ve ücret alacağı ile birlikte kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dosya içeriğinden, davacının 2008/Ekim-2010/Nisan ayları arasında kesintisiz çalıştığını iddia ettiği, davalının bir hafta çalıştığını ileri sürdüğü, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında 26.03.2009-22.06.2009 tarihleri arasında 1026160 sicil nolu işyerinde yetmişdört gün çalışmanın görüldüğü, bu işyerinin kime ait olduğunun araştırılmadığı anlaşılmıştır. Kıdem tazminatına ve diğer alacaklara esas alınması gereken süre konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Kıdem tazminatı, feshe bağlı haklardan olsa da, iş sözleşmesinin sona erdiği her durumda talep hakkı doğmamaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 120. maddesi hükmüne göre yürürlükte bırakılan 1475 sayılı kanunun 14. maddesinde kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin işverene ait işyerinde en az bir yıl çalışmış olması gerekir. İşçinin işyerinde fiilen çalışmaya başladığı tarih en az bir yıllık sürenin başlangıcıdır. Tarafların iş ilişkisi kurulması yönünde varmış oldukları ön anlaşma bu süreyi başlatmaz. Yine iş sözleşmesinin imza tarihi yerine, fiilen iş ilişkisinin kurulduğu tarih, tazminatına hak kazanma ve hesap yönünden dikkate alınması gereken süreyi başlatacaktır. İşçinin çıraklık ilişkisinde geçen süreler de kıdem tazminatına esas alınacak süre yönünden değerlendirilemeyecektir. Buna karşın deneme süresi, kıdem süresine eklenir. İşçinin kıdem hakkı bakımından aranan en az bir yıllık süre, derhal fesihlerde feshin bildirildiği anda sona erer. Kural olarak fesih bildirimi muhataba ulaştığı anda sonuçlarını doğur. Bildirimli fesihler yönünden ise ihbar öneli süreye dahil edilir. 1475 sayılı kanunun 14/2. maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında da işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi hizmet birleştirmesi için gerekli bir koşuldur. Somut olayda, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 01.10.2008—15.04.2010 tarihleri arasında bir yıl altı ay ondört gün çalıştığı belirtilmiş ise de, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre bu süre içinde 26.03.2009-22.06.2009 tarihleri arasında 1026160 sicil nolu işyerinde yetmişdört gün çalıştığı anlaşılmış olup, bu işyerinin kime ait olduğu tesbit edilerek, davacının buna karşı beyanı alındıktan sonra varsa tarafların delilleri toplanarak davacının çalışma süresi kesin olarak belirlendikten sonra dava konusu tazminat ve alacakların hesaplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/3516, K. 2012/24708, T. 09.11.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2012-3516-e-2012-24708-k-326393b4b8f3