Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/27597 E. 2013/24742 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/27597
- Karar No
- 2013/24742
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :... Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ulusal bayram genel tatili ve fazla mesai ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, davacının 10.04.2007 tarihinde fırıncı olarak işe başladığını, son aylık ücretinin net 1.600,00 TL olduğunu, ... Başkanlığına bildirimlerin asgari ücret üzerinden yapıldığını, işe girdiği tarihten itibaren 2009 yılı sonuna kadar gece çalıştığını, çalışma süresinin 18:00-6:00 saatleri arasında olduğunu, 2010 yılı ile 2011 yılı Ekim ayına kadar gündüzcü olarak çalıştığını, gündüz mesaisinin 9:00-21:00 saatleri arasında olduğunu ancak işin yetişmemesi nedeniyle 7:00-21:00 saatleri arasında çalıştığını, fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, çalışanlara kötü davranıldığını, hakaret edildiğini, 16.12.2011 günü işyeri sahibi ...’in hakaret ve küfürler ederek işyerinden kovarak ... sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini belirterek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili davacının 10.04.2007-16.11.2011 tarihleri arasında işyerlerinde çalıştığını, 16.11.2011 tarihinde kendi isteği ile işten ayrıldığını, davacının asgari ücret ile çalıştığını, fazla çalışma, Ulusal Bayram ve Genel Tatil ücretlerinin tamamen ve noksansız olarak ödendiğini, alacağının bulunmadığını, tüm sorunların davacının sorunlu kişiliğinden kaynaklandığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ... sözleşmesin işveren tarafından feshedildiği ispatlanamadığı gerekçesiyle ihbar tazminatı isteğinin reddine diğer isteklerin taleple bağlı kalınarak kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı ... Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir ... karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve ... aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir. ... sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. ... sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında ... sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323. maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. ... sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, ... sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Yasanın 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı ... sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı Yasanın 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8. ve 37. maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, ... sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, ... yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, ... sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı ..., işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı ... bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Dosya içeriğine göre davacının işyerinde fırıncı olarak çalıştığını son ücretinin aylık net 1.600,00 TL olduğu iddiasıyla işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili davacının asgari ücretle çalıştığını savunmuştur. Dinlenen davacı tanıkları davacının aldığı ücret konusunda davacı iddiasını doğrulamışlar, davalı tanıkları ise davacının ücretini bilmediklerini beyan etmişlerdir. İmzalı ücret bordrolarında asgari ücret seviyesinden ücret tahakkuk ettirilmiştir. Yapılan ücret araştırmasında ... Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği tarafından birlikte sadece esnaf kayıtlarının bulunduğunu belirterek emsal ücret bildirilmemiştir. Hesap raporunda davalı işyerinin özellikleri ve emsal işçilerin ücretleri dikkate alınarak taleple bağlı kalarak davacının iddia ettiği ücret seviyesinden hesaplama yapılmıştır. Davacı işçinin vasıflı işçi olması ve işyerindeki kıdemi dikkate alındığında asgari ücret seviyesinden düzenlenen ücret bordrolarının davacının gerçek ücret seviyesini yansıtmadığının kabulü yerindedir. Ancak mahkemece davacının emsal ücret tespitine ilişkin yapılan araştırmanın yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda işyerinin tabi bulunduğu işkolunda kurulu sendikalarla, ilgili işçi ve işveren meslek kuruluşlarından davacının yaptığı ... ve kıdemi belirtilmek suretiyle emsal ücret araştırması yapılarak gerekirse belirlenen ücret seviyesinden yeniden dava konusu tazminat ve alacaklar hesaplatıldıktan sonra sonuca gidilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.