Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/27358 E. 2013/24291 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/27358
Karar No
2013/24291
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :... Mahkemesi DAVA : Davacı, ihbar tazminatı, ücret alacağı ile fazla çalışma ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkili işçinin ... sözleşmesinin haklı sebep olmaksızın feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediği beyanla, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti ve aylık ücret alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili, davacının işyerinde işçi olarak çalışmadığını, müvekkiliyle davacı arasında ortaklık ilişkisinin bulunduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının ... sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin ... Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda ... mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı ... Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. 5521 sayılı ... Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre ... mahkemelerinin görevi, ... Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında ... sözleşmesinden veya ... kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesidir. İşçi sıfatını taşımayan kişinin talepleriyle ilgili davanın, ... mahkemesi yerine genel görevli mahkemelerde görülmesi gerekir. 4857 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca, 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanununun 2. maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde bu kanun hükümleri uygulanmaz. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesine göre esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister ... bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak belirtilmiştir. 507 sayılı Kanun, 5362 sayılı Kanun’un 76. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve maddenin ikinci cümlesi ile diğer kanunların 507 sayılı Kanuna yaptıkları atıfların 5362 sayılı Kanuna yapılmış sayılacağı açıklanmıştır. Esnaf ve sanatkâr faaliyeti kapsamında kalan işyerinde üç kişinin çalışması halinde, 4857 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (ı) bendi uyarınca, bu işyeri ... Kanununun kapsamının dışında kalmaktadır. Maddede üç işçi yerine “üç kişi”den söz edilmiştir. Bu ifade, işyerinde bedeni gücünü ortaya koyan meslek ve sanat erbabını da kapsamaktadır. İşinde bedeni gücü ile çalışmakta olan esnaf dahil olmak üzere toplam çalışan sayısının üçü aşması durumunda işyeri 4857 sayılı Kanuna tabi olacaktır. Somut olayda, davalı tarafın taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunduğuna ve davacının işletme ortağı olduğuna yönelik iddiaları, dosya kapsamına göre kanıtlanamamış olup, mahkemenin bu yöne ilişkin kabulü isabetlidir. Ancak, davacının bir kısım çalışma süresi bakımından, taraflar arasındaki ... ilişkisinin, 4857 sayılı Kanun'un, 4. maddesinin (ı) bendi uyarınca, ... Kanunu kapsamında dışında bulunup bulunmadığının araştırılmaması hatalıdır. Dosyaya celp edilen, davacının çalışma dönemini ( 30.04.2008-15.11.2008) kapsar, işyeri dönem bordrolarının incelenmesinden, Nisan 2008 ve Mayıs 2008 aylarında işyerinde dört kişi çalıştığı anlaşılmakla, bu aylar bakımından çalışan kişi sayısına göre başkaca hususların incelenmesine gerek kalmaksızın ... ilişkisinin ... Kanunu kapsamında kaldığı ve mahkemenin görevli olduğu sabittir. Fakat, 2008 yılının haziran ayından itibaren, fesih ayı da dahil olmak üzere geçen çalışma süresi boyunca, dönem bordrosuna göre çalışan işçi sayısı iki ve bir kısım aylarda bir olup, davalının da bu sayıya eklenmesi sonucu üç rakamı aşılmamaktadır. Bu durumda işyerinin 5362 sayılı Kanun'un 3. maddesinde belirtilen esnaf ve sanatkar faaliyeti kapsamında kalıp kalmadığının araştırılması zorunluluğu doğmaktadır. Anılan sebeplerle, çalışma süresinin 2008 yılının Haziran ayı ile fesih ayı arasındaki kısmına ilişkin olarak, yukarıda belirtilen ilke kararı doğrultusunda araştırma yapılarak, işyerinin 5362 sayılı Kanun'un 3. maddesinde belirtilen esnaf ve sanatkar faaliyeti kapsamında bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla bu süre bakımından taraflar arasındaki ... ilişkisine 4857 sayılı Kanun'un uygulanıp uygulanamayacağıyla görev sorunu çözümlenmelidir. Diğer taraftan, taraflar arasında aylık ücret miktarı yönünden de uyuşmazlık bulunmakta olup, mahkemece aylık ücret miktarının tespitinde emsal ücret araştırması yapılmaksızın sonuca gidilmesi de hatalı olmuştur. Anılan nedenle, davacının eğitim durumu, meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı ... bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek işçinin aylık ücret miktarı hususunda da bir sonuca gidilmelidir. Yukarıda yazılı sebeplerden, eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/27358, K. 2013/24291, T. 12.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2012-27358-e-2013-24291-k-b886e6fe7eb5