Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/25852 E. 2013/16709 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/25852
- Karar No
- 2013/16709
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak fesih edildiğini ileri sürerek, ihbar ve kıdem tazminatları istemiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacı işçinin, 21.09.2008 tarihinde davalıya ait işyerinden kendi isteği ile istifa ederek ayrıldığını, istifa eden bir işçinin, işverenden ihbar ve kıdem tazminatı talep edemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, düzenlenen istifa dilekçesinin davacının gerçek iradesini yansıtmadığı, davalı işveren tarafından davacıdan istifa dilekçesi alındığı, bu durumda işverenin feshi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davalı temyiz etmiştir. Gerekçe: Taraflar arasındaki iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği uyuşmazlık konusudur. Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, hak sahibine karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı kanunun 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında 4857 sayılı Kanun'da işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir. İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi halinde kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir. İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanılamaz. Somut olayda, davacı davalı işverene verdiği 21.09.2008 tarihli dilekçede, kendi isteği ile işten ayrıldığını belirtmiş, taraf tanıkları da davacının işyerinden kendisinin ayrıldığını beyan etmişlerdir. Davacı asil, duruşmadaki beyanında, 21.09.2008 tarihli dilekçedeki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmiştir. Öte yandan, davacı işçi, istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratıldığını da ispat edememiştir. Bu durumda davacı işçi, iş sözleşmesini istifa ile sona erdirmiş olup, ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamayacağından, davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.