Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/2251 E. 2012/16825 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/2251
Karar No
2012/16825
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının performansının gerilediğini, sistem geçişi ile birlikte hızlı değişime ayak uydurmakta zorlandığını, işlerin yetiştirilmesi konusunda gerekli çabayı sarf etmediğini gerekli ikazların yapılmasına rağmen gelişme görülemediğini, teftiş raporu ve kurumsal e-posta yazışmalarından davacının banka faaliyetlerini küçümseyici yorumlarda bulunduğunu iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının 2009-2010 performanıs değirlendirmelerinin başarılı olduğunu, 2011 yılında performansının yetersiz olarak değerlendirilmesine ilişkin hususların somut olarak ispatlanamadığı, diğer fesih gerekçeleri bakımından eylemin niteliğine göre davacının uyarılması mümkün iken iş sözleşmesinin feshedilmesinin ağır sonuç olduğu gerekçesi ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Somut olayda, uygulama ve geliştirme yöneticisi olarak çalışan davacının maaşlarda gizlilik perensibi bulunmasına karşın diğer çalışanların maaş hesabını sorgulayarak yetkisini kötüye kullandığı; e-posta yazışmalarında banka itibarını zedelediği, 2011 yılı performans değerlendirmesinin olumsuz olması sebebi ile iş sözleşmesi feshedilmiştir. Davacının 2011 yılı performanıs değerlendirme puanının 2009-2010 yılına göre düşük olduğu; diğer çalışanların maaş hesabını gerekmediği halde gizlilik prensibine aykırı olarak sorguladığı teftiş raporu ile sabittir. Dosya içeriğine göre e-posta yazışmalarında "herkesin gayesi beli, cebini doldurmak koltuğu korumak, belli bir kaç kişi favori, primlerden de onlar nasiplenecek, şeklimizi değiştirdik ama bak kopya çıktı yaratıcılık yok ki, bütün dangalakları toplarsan böyle olur" şeklinde söylemde bulunan davacının davranışlarının tümü birlikte değerlendirildiğinde banka itibarını zedelediği kendisine duyulan güveni ortadan kaldırdığı anlaşıldığından fesih geçerli sebebe dayanmaktadır. Davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 30,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 13.07.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/2251, K. 2012/16825, T. 13.07.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2012-2251-e-2012-16825-k-8fc2b2d8c48e