Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/17515 E. 2012/29938 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/17515
Karar No
2012/29938
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :... Mahkemesi DAVA : Davacı, yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Mahkemece, karar davalının yüzüne karşı verilmesine rağmen, kanuni temyiz süresi içinde kararın davalı tarafça temyiz edilmediğinden temyizin reddine karar vermiştir. Davalı bu kararı dahi temyiz etmiştir. O halde, bu yön üzerinde özellikle durulmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 321/2. maddesinde, “Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.” hükmü düzenlenmiş olup, somut olayda, mahkemece kısa kararda hükmün gerekçesi açıklanmadığı gibi bunun sebebine dair açıklamada da bulunulmadığından davalıya yapılan tefhim usulüne uygun yapılmamıştır. Bu durumda, davalı temyizinin süreden reddi doğru değildir. Mahkemenin 07.12.2011 tarihli temyizin reddi kararının kaldırılarak davalının temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi: Davacı vekili, davacı işçiye daimi kadroya geçmeden önceki aralıklı çalıştığı dönemlerde izin kullandırılmadığını, ... sözleşmesi sona erdirilmesine rağmen karşılığı ücretin de ödenmediğini belirterek, bu dönemde hak ettiği yıllık ücretli izinleri karşılığı ücret alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının daimi kadroya geçmeden önce mevsimlik olarak çalıştığını, 4857 sayılı ... Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca yıllık ücretli izne hak kazanamayacağını belirtilerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davacının yılın her ayında çalıştığı, belli mevsimlerde yoğunlaşma olmadığı, çalışma süreleri ve işin niteliğine göre davacının mevsimlik ... niteliğini aşacak şekilde çalıştırıldığı, davacının kadro aldıktan sonra da işinin niteliğinde değişme olmadığı, işin mevsimlik olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Uyuşmazlık davacının davalıya devirden önce Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünde daimi kadroya geçmeden önce işyerinde yaptığı işin mevsimlik ... olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Çalışmanın sadece yılın belirli bir döneminde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler mevsimlik ... olarak tanımlanabilir. Söz konusu dönemler işin niteliğine göre uzun veya kısa olabilir. Her zaman aynı miktarda işçi çalıştırmaya elverişli olmayan ve işyerinde yürütülen faaliyetin niteliğine göre işçilerin her yıl belirli sürelerde yoğun olarak çalıştıkları ve fakat yılın diğer döneminde işçilerin ... sözleşmelerinin ertesi yılın faaliyet dönemi başına kadar ara vermeyi gerektiren işler mevsimlik ... olarak değerlendirilebilir. 4857 sayılı Kanun'un 53/3. maddesi uyarınca, mevsimlik işlerde yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümler uygulanmaz. Bir başka anlatımla, mevsimlik işçi, 4857 sayılı Kanun'un yıllık ücretli izin hükümlerine dayanarak, yıllık ücretli izin kullanma veya buna dayanarak ücret alacağı isteminde bulunamaz. Hemen belirtmek gerekir ki, 53/3. maddedeki kural, nispi emredici kural olup, işçi lehine bireysel ... sözleşmesi ya da Toplu ... Sözleşmesi ile yıllık ücretli izne ilişkin hükümler düzenlenebilir ve mevsimlik işçiler için yıllık izin ... tanınabilir. Dosya içeriğine göre 2001 yılında daimi kadroya geçen davacı işçinin o tarihten sonra Köy Hizmetleri Müdürlüğünde aralıksız çalıştığı, Köye Hizmetleri İl Müdürlüğünün 5286 sayılı kanun ile kapatılarak işyerlerinin davalı ... İdaresine devredildiği, davacının emekli olduğu ... sözleşmesinin bu şekilde sona erdiği, davacının daimi kadroya geçmeden önce çalıştığı sürelerde yıl içinde çalıştığı gün sayısının üçyüzaltmış günden az olduğu anlaşılmaktadır. Keza davacının üyesi olduğu sendika ile devirden önce işvereni olan YSE ve unvan değişikliği ile Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü arasında imzalanan Toplu ... Sözleşmelerinde daimi işçi yanında belirli süreli hizmetlerin yapılması için her yıl dokuz ayı geçmemek üzere bazı görevlerde belirli süreli ... sözleşmesi ile işçi çalıştırılabileceği kararlaştırılmış ve bu şekilde çalışan işçilerin sendikaya üye olmaları veya aidat ödemeleri halinde Toplu ... Sözleşmesinin belirli hükümlerinden yararlanacakları belirtilmiş, ancak belirtilen bu hükümler arasında yıllık ücretli izne yer verilmemiştir. Toplu ... Sözleşmesinde belirli süre ile yılın dokuz ayına kadar çalıştırılan işçilerin Toplu ... Sözleşmesindeki mazeret izinlerinden yararlanacakları kabul edilmiştir. Davacı işçi işyerinde daimi kadroya geçene kadar Toplu ... Sözleşmesinin belirli süreli ... sözleşmesi ile çalıştırılacak işçiler kapsamında çalıştırılmış, ağırlıklı olarak yılın son aylarında çıkarılmış ve yılın ilk aylarında yeniden çalışmak üzere işe alınmış ve Toplu ... Sözleşmesinin yıllık ücretli izninle ilgili hükümlerinden yararlandırılmamıştır. Davacının ifa ettiği görev, işin ve işverenin faaliyet alanı dikkate alındığında, çoğunlukla arazide çalışması gereken davacı işçinin çalışmalarının belli bir mevsimde yoğunlaşması olağan bir durumdur. Zira çalışmaların kapatılan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü işyerinde geçtiği gözetildiğinde, mevsim şartlarına göre belli dönemlerde daha fazla işgücüne ihtiyaç doğması da kaçınılmazdır. Toplu ... Sözleşmesinde bu kapsamda çalışacakların belirli süreli ... sözleşmesi ile çalıştırılmaları ve yıllık ücretli izinden yararlandırılmamaları mevsimlik çalışma şeklinin öngörülmesindendir. Davacı işçi daimi kadroya geçene kadar ki süre içinde herhangi bir yıllık ücretli izin isteminde bulunmamış, mevsimlik bir işte çalışmadığı, yıllık ücretli izinden yararlanması gerektiği yönünden bir isteği de olmamıştır. Davacının kadrolu işçi olmadan önceki yıllık çalışmaları genellikle üçyüz günün altında olup, yılın kalan bölümünde işyerinde çalışması olmayan davacı işçi bakımından ./.. yıllık izin hakkının doğmadığı kabul edilmelidir. Yılın çalışılmayan bölümünde davacı işçi bu hakkını kulanmış olup, kanun koyucunun mevsimlik işte yıllık izin öngörmemiş olmasının temel gerekçesi de çalışılan süre itibarıyla dinlenme ihtiyacının ortaya çıkmamış oluşudur. Bu durumda, mevsimlik ... sözleşmesi kapsamında çalışan davacı işçinin yıllık çalışma süresi üçyüzotuz günü geçen yıllar hariç olmak üzere yıllık izin hakkının doğmadığı kabul edilmelidir. Bununla birlikte, davacı işçinin üçyüzotuz gün üzerinde çalıştığı yıllar bakımından, çalışılan süre işçinin dinlenme hakkının varlığını gerektirmektedir. 4857 sayılı Kanun'un 53. maddesinde mevsimlik işlerde yıllık izin hakkının doğmayacağı belirtilmiş ise de, yılın ne kadar bölümünde çalışılma halinde mevsimlik ... sayılacağı yönünde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Öyle ki yılın tamamına yakın bir bölümünde çalışılma halinde Anayasal temeli olan dinlenme hakkının tanınmasının gerekeceği açıktır. Yapılan bu tespit ve açıklamalara göre davacının çalışmasının onbir ayın üzerine çıktığı yıllar için işyerinde fiilen çalışılan sürelere göre hesaplanacak olan izin ücretinin kabulüne karar verilmeli, daha önceki çalışmalar (11 ayı geçen yıllar hariç) mevsimlik ... statüsünde geçmiş olmakla isteğin reddine dair hüküm kurulmalıdır. Mahkemece gerekirse bu yönden bilirkişiden ek rapor alınmalı ve sonucuna göre istekle ilgili bir karar verilmelidir. Hatalı değerlendirme ile sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/17515, K. 2012/29938, T. 28.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2012-17515-e-2012-29938-k-2ee5b6065629