Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/17279 E. 2012/19062 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/17279
Karar No
2012/19062
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

İş sözleşmesinin geçerli sebep olmaksızın davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir. Davalı işveren, davacının Şirketin tüm birimleri ile alışveriş merkezindeki tüm alanlarının denetiminin yapılması konusunda Genel Koordinatör .. tarafından verilen talimatın kendisine bildirilmesi sırasında, bu talimata uymayacağını, kendi sorumluluğundaki alanlara denetim için hiç kimsenin girmesine izin vermeyeceğini, denetleme işlemine karşı olduğunu, yüksek sesle söyleyerek hızla uzaklaşması üzerine bu konu ile ilgili olarak yazılı savunma vermesi istendiğini, savunma vermeyeceğini söylediğini, konu ile ilgili olarak savunmasını vermesi konusunda tarafına verilen yazıyı da tebliğ almaktan imtina ettiğini, bugüne kadar işyerinde uyumsuz tavırlar sergilemiş olması, gerek işyerindeki amirleri ve iş arkadaşlarıyla, gerekse alışveriş merkezindeki mağaza çalışanları ile sık sık kendisinden kaynaklanan sorunlar yaşaması, son olarak da yukarıda açıklanan ve savunması istenen soruna sebep olması sebebiyle iş sözleşmesinin 31.05.2010 tarihi itibariyle geçerli sebeple feshedildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli veya haklı sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. Yargılama sırasında bu sebeplerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık, işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu sebeple iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa 4857 sayılı Kanun'un 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar. 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davalı işverene ait alış veriş merkezindeki işyerinde elektrik işlerinden sorumlu teknik müdür yardımcısı olarak çalışan davacının 13.02.2006 tarihinde işletme sorumlusu Yalçın Ömür ile anons yüzünden tartıştığına ilişkin Yalçın Ömür tarafından işverene dilekçe verildiği; genel müdürün 19.01.2007 tarihinde denetim sırasında saptanan eksiklikler ve olumsuzluklarla ilgili ve bunların giderilmesi, personelin uyarılmasına ilişkin davacıya yazı yazdığı; 06.08.2008 ve 07.08.2008 tarihlerinde davacı ile mali işler şefi arasında geçen kavga sebebiyle savunmasının alındığı; 27.02.2010 tarihinde Operasyon Destek Müdürü Yaşar Mehmet Cezairli'nin genel müdüre davacı ile aralarında geçen tartışmayı anlatan yazı yazdığı ve en son ise 2010 yılı Mayıs ayında teknik mahalleri Operasyon Destek Müdürü Yaşar Mehmet Cezairli ile birlikte dolaşması ve denetlemesi konusunda Genel Koordinatör Ahmet Volkan Eren tarafından verilen talimata karşı çıkması sebebiyle savunmasının istendiği, görev tanımlarına bakıldığında ise, bu tür bir denetimin istenebileceği anlaşılmaktadır. Davacı işçinin, üste karşı yönetim otoritesini sarsıcı şekilde davranışta bulunması, ayrıca geçmişte de iş ilişkilerinde olumsuz hareketlerinin olması, iş akışını bozucu niteliktedir ve delil durumuna göre işyerinde olumsuzluk yaratmıştır. Artık işverenden iyiniyet kuralları çerçevesinde iş ilişkisini devam ettirmesi normal ölçülerde beklenemez. Fesih geçerli sebebe dayanmaktadır ve davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 88,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 21.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/17279, K. 2012/19062, T. 21.09.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-22-hukuk-dairesi-2012-17279-e-2012-19062-k-50ab9ab67dd9