Yargıtay · 22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2011/13565 E. 2012/12901 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 22. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/13565
- Karar No
- 2012/12901
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin işverenin güvenini kötüye kullanılması ve sürekli olarak doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması, şirketi zarara uğratması sebebiyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-e maddesi gereğince haklı sebeplerle feshedildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu hükme esas alınarak, feshin haklı ve geçerli sebeplerle yapıldığının işverence ispalanamadığından, feshin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Dosya içeriğinden, davacının 07/05/2007-09/12/2010 tarihleri arasında münferit tur departman müdürü olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 13/12/2010 tarihli fesih bildirimi ile, iş sözleşmesinin esaslı unsurlarından olan işyerine ve işverene sadakat, güven, iyiniyet hususlarının yok olduğu ve davacının işverenin güvenini kötüye kullandığının 08.12.2010 tarihi itibariyle tesbit edildiği belirtilerek 4857 Kanun'un 25/II-e maddesince 08/12/2010 tarihi itibariyle haklı sebeple feshedildiği, 17.06.2010 tarihinde davacının işverenin ve amirlerinin haberi olmadan müşteriden ödeme almadan gemi seyahati rezervasyonu açtığı, müşterinin vazgeçmesi üzerine şirketin gemi firmasına 650 Euro ödediği ve zarar ettiği belirtilerek davacıdan savunmasının istendiği ve ihtar edildiği, 30.09.2010 tarihinde, davacının amirlerinin ve işverenin haberi olmadan akrabası Mehmet Oktay Demirtepe adına rezervasyon yaparak 21.09.2010 tarihinde tatile gönderdiği, bu tatilin tur bedelinden 1.524.00 Euro tutarın tahsil edilemediği, şirketin zarara uğradığı ileri sürülerek davacının uyarıldığı, davacının davalı şirkete gelen tur davetiyesini kendi adına davetiye düzenlettiğinin iddia edildiği, bu davetiye ile ilgili davacının şirketçe tahsis edilen e-posta adresine ... isimli kişi tarafından gönderilen 19.11.2010 tarihli mailde, Finlandiya, Helsinki ve Lamplan bölgelerinin Türk Outgoing Tur Operatörlerine tanıtılmasının hedeflendiği, Türk-Avrupa Turizm Konseyi ve Finlandiya Sivil Havacılık işbirliği ile 29.11.2010-02.12.2010 tarihleri arasında famtrip düzenleneceği, uygun görmesi halinde davacının ya da şirketi temsilen Oftgoing departmanından bir arkadaşın görevlendirilmesinin talep edildiği, bilirkişilerce şirket ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucu, davacının bu seyahate katılmaya çalıştığına dair delil bulunmadığını, seyahatin iş amaçlı olduğunu, davacının şahsen davet edildiğini, davacının seyahate katılmadığını, davacının akrabasının 09.09.2010-21.09.2010 dönemine ilişkin ... seyahati satın aldığını, seyahat bedelinde %5 indirim yapıldığını, toplam 3.224 Euro seyahat bedeline mahsuben ilgili kişi tarafından 28.08.2010 tarihinde 700 Euro, 14.09.2010 tarihinde 1.000 Euro ödendiği, bakiye 1.524 Euro nun 22.09.2010 tarihinde 507.58 Euro, 22.10.2010 tarihinde 507 Euro ve 06.12.2010 tarihinde 509.42 Euro olarak davacının maaşından kesilerek tahsil edildiği, ihtardan önce taraflar arasında yapılan mutabakat gereği ödenme işlemine başlandığının tesbit edildiği, şirketin 650 Euro ödediğine dair makbuz vs belge sunulmadığını, zarar ettiğinin ıspatlanamadığını, söz konusu gemi seyahatinin başka bir müşteriye satıldığını tesbit ettikleri anlaşılmıştır. Somut olayda, davacının müşteriden ödeme almadan gemi seyahati rezervasyonu açması ve akrabası Mehmet Oktay Demirtepe'ye yine seyahat bedelini almadan rezervasyon yapmasına ve seyahata göndermesine dair usulsüz eylemlerinin şirketin zarar etmemiş olması nedeniyle 4857 sayılı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmasa da, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlar niteliğinde olduğu, davacının bu davranışlarının işyerinde olumsuzluklara yol açtığı sebebiyle iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedilmesi şartlarını oluşturduğu gözetilmeden davanın reddi yerine kabulüne yönelik yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 570,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 08.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.