Yargıtay · 21. Hukuk Dairesi

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2019/2189 E. 2019/6837 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
21. Hukuk Dairesi
Esas No
2019/2189
Karar No
2019/6837
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi. KARAR 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektiıici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan kusura ilişkin bilirkişi raporunun olay ve oluşa uygun bulunmasına göre davalının tüm. davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Dava, iş kazası sonucu sürekli işgörmezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemenin maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne dair hükmü taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizin ile davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddi ile karar tarihi ile hesap raporu tarihi arasında davalı işyerinde yeni TİS hükümlerinin yürürlüğe girdiği ve Mahkemenin bu nedenle ek rapor alınması yoluna gitmediği anlaşılmakla TİS'in uygulanması kamu düzeniyle ilgili olup talep olmasa dahi kendiliğinden gözönünde tutulmasının zorunlu olduğu, hesap raporuna esas alınan TİS’in sona ermesine göre, takip eden dönem için imzalanan TİS celbedilerek gerçek ücretin tazminatın hesabında esas alınması gerekirken, varsayıma dayalı olarak belirlenen ücrete göre tazminatın hesaplanmasının isabetsiz olup usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucunda mahkemece maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır: Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Somut olayda, bozma öncesi hükme esas alınan hesaba ilişkin bilirkişi raporuna esas alınan TİS’in sona ermesine göre, takip eden dönem için imzalanan TİS celbedilerek gerçek ücretin tazminatın hesabında esas alınması gerekmesi dışında diğer hususların kesinleşmesine rağmen davacının usuli kazanılmış hakkını ihlal eder şekilde bozma öncesi hükme esas alınan hesaba ilişkin bilirkişi raporunda esas alınan bir kısım ücretlerin düşürüldüğü, bozma öncesi ve bozma sonrası ücret tablolarının farlılık gösterdiği, düşürülen bir kısım ücretlerin neden düşürüldüğünün de açıklanmadığı anlaşılmaktadır. O halde denetime elverişli olmayan hesaba ilişkin bilirkişi raporunun hükme esas alınması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yapılacak iş, dosyanın başka bir hesap bilirkişisine tevdi edilerek yaptırılacak zarar hesabında 20/11/2014 tarihli hesap raporundaki verilerin ücretler dahil olmak üzere göz önünde bulundurulması (raporda kusur oranlarının yanlış uygulandığı, bu yanlışlığın düzeltilmesi gerektiği gözden kaçırılmadan) ancak Dairemizin 25/04/2017 Tarih 2016/169 Esas 2017/3549 Karar sayılı ilamı gereği 20/11/2014 tarihinden sonraki dönemde sadece takip eden dönem için imzalanan TİS celbedilerek gerçek ücretin tazminatın hesabında esas alınması, işlemiş devrenin 20/11/2014 tarihini takip eden TİS döneminden ileri çekilmemesi ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren ücret artışlarının rapora yansıtılmaması suretiyle çıkacak sonuca göre karar vermektir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 12/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2019/2189, K. 2019/6837, T. 09.05.1960, www.arakarar.com/karar/yargitay-21-hukuk-dairesi-2019-2189-e-2019-6837-k-2a64d4ca0fb8