Yargıtay · 21. Hukuk Dairesi

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2010/3709 E. 2010/10532 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
21. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/3709
Karar No
2010/10532
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacılar, murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 98.000,00 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün temyizen incelenmesi davacılar ile davalılardan ... Sınai Ve Tıbbi Gazlar İstihsal End. A.Ş.,..., ..., ... vekillerince istenmesi ve davacılar vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.10.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacılar vekili Avukat ... ile davalılardan ... Sınai Ve Tıbbi Gazlar İstihsal End. ...vekili Avukat ... geldiler diğer davalılar adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Temyiz olunan karar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun değişik 432.maddesi gereğince kanuni temyiz süresinin geçirilmesi nedeniyle, davacılar vekilinin temyiz isteminin yerel mahkemece reddine ilişkindir. Temyiz isteminin reddine ilişkin karara yöneltilen temyiz dilekçesi süresinde ise de, işin esasına ilişkin yerel mahkeme kararının yasal süre içerisinde temyiz edilmediği anlaşılmaktadır. Gerçekten, hüküm İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun yürürlükte bulunan 8. maddesi hükmüne göre İş Mahkemelerinden verilen kararların 8 gün içerisinde temyiz olunması gerekir. Olayda, bu süre geçtikten sonra İş Mahkemesi kararının temyiz edildiği, dosya içeriğinden anlaşılmakla davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, davacılar vekilinin temyiz isteminin süresinden sonra yapılmış olması nedeniyle reddine ilişkin 26.01.2010 tarihli Yerel Mahkeme kararının ONANMASINA, 2-HUMK'nun 427. maddesindeki parasal sınırları değiştiren 5219 sayılı yasanın 2/c maddesi ile 21.7.2004 tarihinden itibaren verilecek kararlarda 40.000.000 TL olan kesinlik sınırı 1.000.000.000 TL’ye (1.000,00-YTL) çıkarılmıştır. Diğer bir deyişle 21.7.2004 tarihinden itibaren verilen kararların temyiz edilebilmesi için hüküm altına alınan miktarın 1.000.000.000.TL (1.000,00-YTL)’yi geçmesi gerekir. HUMK’na 5236 sayılı yasanın 19.maddesi ile eklenen Ek–4.maddeye göre ise “Görev, kesin hüküm, istinaf, temyiz, Yargıtay’da duruşma, senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on milyon lirayı (10,00-YTL) aşmayan kısımları dikkate alınmaz.” 2008 yılında bu parasal sınır 1.250,00YTL.olarak uygulanmıştır. Öte yandan 20.11.2008 gün ve 27060 sayılı Resmi Gazetede ilan edilen Maliye Bakanlığı’na ait 387 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, 2008 yılı için belirlenen yeniden değerlendirme oranı % 12 olarak öngörülmüştür. Buna göre, 2009 yılında mahkemelerce verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 1.400.00. YTL.’sini geçmesi gerekir. İnceleme konusu karar, bu tarihten sonra verilmiş ve ihtiyari dava arkadaşı olan davacılardan ... yararına 1.000,00-TL’lik maddi tazminata hükmedilmesine ilişkin hüküm kesin nitelik taşıdığından 1.6.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak davacı ... yararına hükmolunan maddi tazminata yönelik davalıların temyiz dilekçesinin kararın kesinlik sınırları içinde kalması nedeniyle reddine, 3-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre temyiz eden davalılar ... Sınaî ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi AŞ, ..., ..., ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 4- Dava 29.08.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davacılardan ... yararına maddi tazminata karar verilmiş, davacı çocukların maddi tazminat istemlerinin reddi ile tüm davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz edenlerin sıfatı ve davacı anne yararına takdir olunan maddi tazminata ilişkin hükmün temyizinin kabil bulunmaması karşısında, manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazları dikkate alındığında davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... yararına takdir olunan manevi tazminat yerindedir. Ancak davacı kardeş ... yararına manevi tazminat takdirinde yanılgıya düşüldüğü anılan davacı yararına manevi tazminatın fazla takdir edildiği görülmüştür. Davacıların ölen sigortalının annesi, kardeşi ve çocukları olduğu, sigortalı ...’ın öldüğü iş kazasında sigortalının %30, aralarında işvereninde bulunduğu diğer davalıların ise toplam %70 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez. Bu ilkeler gözetildiğinde davacı kardeş ... yararına 5.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 10.000,00-TL’sine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, kararın temyiz etmeyen davalı ... yönünden kesinleştiği, harcın da kamu düzenine ilişkin olduğu gözetilerek, H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca, temyiz eden davalılar ... Sınaî ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi AŞ, ..., ..., ... yararına düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine; “1-Davacı ... yararına 1.000,00TL maddi tazminatla, Davacı ... yararına 12.000,00-TL, davacılar ..., ..., ..., ..., ... yararına ayrı ayrı 15.000,00’er TL, davacı kardeş ... yararına 10.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 98.000,00-TL tazminatın temyiz eden davalılar ... Sınaî ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi AŞ, ..., ..., ...’in sorumluluğu davacı ... bakımından 5.000,00-TL toplamda 93.000,00--TL ve bu miktara olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizle sınırlı olmak üzere, olay tarihi olan 29.08.2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazla maddi ve manevi tazminat isteminin reddine, 2-Alınması gereken 5.292,00-TL ilam harcının, davalılar ... Sınaî ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi AŞ, ..., ..., ...’in sorumluluğu 5.022,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine’ye gelir kaydına, 3-Reddedilen ve kabul edilen miktarlar nazara alınarak, davacı tarafça yapılan toplam 779,10-TL yargılama giderinden takdiren 470,00-TL’nin davalılar ... Sınaî ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi AŞ, ..., ..., ...’in sorumluluğu 440,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, bakiye kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davacılar yararına hüküm altına alınan miktarları üzerinden hesaplanan 9.540,00-TL avukatlık ücretinin davalılar ... Sınaî ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi AŞ, ..., ..., ...’in sorumluluğu 9.140,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 6- Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davalılar yararına reddedilen manevi tazminat miktarları üzerinden 6.740,00-TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, 400.00 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalılar ... Sınai ve Tıbbi İst.End.A.Ş., ..., ... ve ... verilmesine davacıların maddi tazminat istemlerinin reddinin, katsayı değişiklikleri sonucu sigorta tahsisleri peşin sermaye değerindeki artışlardan kaynaklanmasına ve davacıların dava açılırken bu hususu bilebilmesinin mümkün bulunmamasına göre, maddi tazminatın reddi nedeniyle davalılar yararına avukatlık ücreti verilmesine yer olmadığına,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, davalı ... Sınai Ve Tıbbi Gazlar İstihsal End. ...yararına takdir edilen 750.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, 26.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2010/3709, K. 2010/10532, T. 26.10.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-21-hukuk-dairesi-2010-3709-e-2010-10532-k-56db2f3e7afc