Yargıtay · 18. Hukuk Dairesi
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2012/1906 E. 2012/3722 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 18. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/1906
- Karar No
- 2012/3722
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, 2942 sayılı Kanun uyarınca kamulaştırma bedelinin artırılmasına karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili 18.04.2003 günlü dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın davalı idarece kamulaştırıldığını kıymet takdir komisyonunca değerinin düşük belirlendiğini, zemin için 41.085,00 TL, muhdesat (ağaçlar) için de 12.960,00 TL olmak üzere toplam 54.045,00 TL tazminata karar verilmesi istenilmiş, yargılama sırasında fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulduğu belirtilerek bilirkişi kurulu raporuna göre belirlenen 16.612,50 TL için 11.11.2005 tarihinde ek dava açılmış, mahkemece 11.11.2005 tarihinde açılan dava da dikkate alınarak toplam 43.797,00TL kamulaştırma bedelinin artırımına hükmedilmiştir. A-2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 14. maddesine göre, kamulaştırmaya konu taşınmaz malın sahibinin yapılan tebligat gününden veya tebliğ yerine geçen ferağ tarihinden itibaren 30 gün içinde, takdir olunan bedel ile maddi hatalara karşı adli yargıda dava açılabileceği hükmüne yer verilmiş olup, bedele ilişkin olarak açılacak dava yönünden yasada öngörülen, hak düşürücü nitelikteki bu süre geçtikten sonra malikin fazlaya ilişkin hak saklı tutulmuş olsa bile artık bedel konusunda dava açma hakkı bulunmamaktadır. Buna göre 11.11.2005 tarihli ek dava yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi, B-18.04.2003 günlü açılan ana dava açısından ise; 1-Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, bir yılda çift ürün alınabilen yörelerde dahi bu ürünlerin hazırlık ve yetişme süreleri dikkate alındığında bir yılı aşan süre gerektiği de gözönünde bulundurularak, genellikle iki yılda üç ürün esası uygulanmak suretiyle değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu yön dikkate alınmadan hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda iki yılda dört ürün (buğday, yer fıstığı, buğday, mısır) münavebesi üzerinden değerlendirme yapılması, 2-2942 Sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasa ile değişik ll.maddesinin 1.fıkrasının (f) bendi uyarınca bilirkişi kurulu, arazi niteliğindeki taşınmaz malın kamulaştırma tarihindeki mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini esas tutarak düzenleyeceği raporda, bedelin tespitinde etkili olacak bütün nitelik ve unsurları ve her unsurun ayrı ayrı değerini belirtmek suretiyle ve ilgililerin de beyanını dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit etmelidir. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında ise özel ve dikkate alınması gereken haklı bir neden bulunmadıkça tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde değerlendirme tarihindeki getireceği net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendirmede münavebeye alınacak ürünler için dekar başına elde edilecek ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatına ilişkin olarak ciddi istatistiki bilgilere dayalı olduğu bilinen o yerdeki gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüğü verilerinin esas alınması aranmaktadır. Mahkemece 2003 yılına ait veriler dikkate alınarak değer belirlenmesi gerekirken, hükme esas alınan 21.01.2010 tarihli bilirkişi kurulu raporunda 2009 yılına ait verilerin esas alındığı belirtilerek değer belirlenmiş olması, 3-Kamulaştırmaya konu ağaçların yaş ve cinslerine göre 2003 yılı itibariyle rayiç fiyatları gıda, tarım ve hayvancılık ilçe tarım müdürlüğünden getirtilip bilirkişi raporunun denetlenmemiş olması, 4-Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, taşınmazın üzerinde bulunan muhdesatın taşınmaz sular altında kalmadan önce dahili davalılar tarafından kesildiği keşif sırasında mahallinde mahalli bilirkişi beyanlarından anlaşılmıştır. Bu durum karşısında dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların enkaz bedelinin tespit edilen kamulaştırma bedelinden indirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, 5-Kabule göre de; davacılar dava dilekçesinde, 70.657,00 TL tazminata hükmedilmesini istemiş, mahkemece 57.597,00 TL'nin davalıdan alınmasına karar verilmiş olup, reddedilen miktar üzerinden kendisini vekille temsil ettiren davalı taraf yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması, Doğru görülmemiştir. Mahkemece bilirkişi kurulundan bozmaya uygun ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 09.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.