Yargıtay · 17. Hukuk Dairesi
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2010/5166 E. 2010/9043 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/5166
- Karar No
- 2010/9043
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın işyerinde muhafaza altında bulunan anahtarların alınması suretiyle çalındığını, ihbara rağmen davalının hasar bedelini ödemediğini belirterek 14.030 TL araç bedelinin olay tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili aracın anahtarı ile çalınması halinin teminat kapsamında olmadığını, ek sözleşme ile de teminat altına alınmadığını, davacının ihbar mükellefiyetini kasten geç yerine getirdiğini, sigortadan kaynaklanan haklarını kaybettiğini, hasar miktarının fahiş olduğunu, daini mürtehin haklarına sahip banka şubesinin muvafakatinin gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. TTK'nun 1269.maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gerekmektedir. Taraf (husumet) ehliyeti yargılamanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardandır. Somut olayda dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı banka şubesi 13.11.2007 tarihli cevabi yazısında "davacının açtığı davadan alacağı tutarın şubelerindeki hesabına havale yapılması kaydıyla davaya muvafakat ettiğini" bildirmiştir. Şarta bağlı muvafakat geçerli olmaz. Bu durumda, dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı Banka şubesinin muvafakatının olmadığının kabulü ile davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde rizikonun teminat dışında kalması ve davacının rizikonun gerçekleştiğini süresinde ihbar etmemesi nedeniyle davanın esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 28.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.