Yargıtay · 16. Hukuk Dairesi

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 2010/4817 E. 2010/5762 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
16. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/4817
Karar No
2010/5762
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ Ödeme şartını ihlal eyleminden borçlu ... hakkında yapılan yargılama sonucunda beraatine dair, ... İcra Mahkemesinin 02/06/2009 tarihli ve 2009/7-52 sayılı kararına yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına, yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin,Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin 15/07/2009 tarihli ve 2009/389 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Tebliğname ile; Borçlu hakkında ... 1. İcra Müdürlüğünün 2009/10 sayılı dosyası üzerinden yürütülen ilamsız takipte, borçluya çıkarılan ödeme emrinin 09/01/2009 tarihinde tebliğ edildiği, takip kesinleşmeden 12/01/2009 tarihinde alacaklı vekili ve borçlunun icra memuruna müracaat ederek huzurunda borçlunun taahhütte bulunduğu, ancak taahhütte borçlunun kendisine tanınan sürelerden feragat ederek takibin kesinleşmesini beklemeyeceğinden söz edilmediği anlaşılmakla, takip kesinleşmeden yapılan taahhüdün geçerli olamayacağı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemekle anılan kararın 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 12/05/2010 gün ve B.03.0.CIG.0.00.00.04-105-52-2750-2010/5482/30355 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 03.06.2010 tarih ve K.Y.B. 2010/127136 sayılı tebliğnamesiyle talep edilmiş olmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: "Borçlunun ödeme şartını ihlali halinde ceza" başlıklı 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK'nun 340. maddesi birinci cümlesi "111. madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını ihlal eden borçlunun, alacaklının şikayeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir." hükmünü içermektedir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı cezalandırabilmek için öncelikle ihlalde bulunanın borçlu olması gerekmektedir. Oysaki somut olaya bakıldığında borçlu ...'a ödeme emrinin 09.01.2009 tarihinde tebliğ edilmesi karşısında borçlu tarafından sürelerden de feragat edilmemesi nedeniyle henüz takip kesinleşmeden 12.01.2009 tarihinde taahütte bulunduğu dikkate alındığında, henüz borçlu sıfatını taşımaması nedeniyle belirlenen tarihte ödeme yapmamasının taahhüdü ihlal suçunu oluşturmayacağı gözetilmeksizin, beraate ilişkin karara yapılan itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle, Ünye Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/389 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA, Bozma üzerine 5271 sayılı CMY'nın 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden; Borçlu ... hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına yer olmadığına, dosyasının yerel mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 04.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, E. 2010/4817, K. 2010/5762, T. 04.10.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-16-hukuk-dairesi-2010-4817-e-2010-5762-k-783d32dbda5a