Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2013/3488 E. 2013/10914 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/3488
- Karar No
- 2013/10914
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir. 5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün 9-259-47 sayılı kararında belirlendiği gibi,Olayın gelişimi sırasında sanığın,cebir ve/veya tehdit kullandığı polis memuru olan müştekiler suçun mağduru, kamu idaresi ise suçtan zarar gören konumundadır. “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçunun 5237 sayılı TCK’nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiş olması da kamu görevlilerinin suçun mağduru olamayacakları anlamına gelmemektedir.Aksinin kabulü halinde, görevleri dışında kendilerine karşı cebir ve/veya tehdit kullanılması halinde işlenen bu suçların mağduru olacaklarında kuşku bulunmayan kişilerin, aynı suçlara görevlerinin ifası sırasında kamu görevlisi sıfatıyla maruz kaldıklarında ise suçun mağduru olmadıklarını ileri sürmek çelişkisine düşülecektir ki, bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Sanıklar ..., ... ve tanıklar ... ile ...'in sahilde bir miktar alkol aldıkları, sonrasında bir markete alkol almak için gittikleri, sanık ...'nın market sahibi ile hesabın ödenmesi konusunda tartıştıkları, bu nedenle kavga ihbarı yapıldığı, şikayetçi polis memurlarının olay yerine gelmeleri ve haklarında işlem yapılmak için karakola götürülmek için ekip otosuna binmelerini söylemeleri üzerine sanık ...'nın şikayetçi polis memurlarına hitaben "beni asacakmısınız ulan biz teröristmiyiz, bunun hesabını hepinizden soracağız ulan" dediği, ardından şikayetçi polis memurları ... ve ... ...'i basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde darp ettiği, sanık ...'ın da aldığı şikayetçi polis memurlarına hitaben "buradan gidin, defolun lan buradan siz bu işe karışmayın, arkadaşlarda silah var, siz bu işe karışmayın" şeklinde sözler sarfettiği ve şikayetçi polis memurları ... ve ... ...'i basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde darp ettiği, sanık ...'ın eline sopa aldığı, fırlattığı sopanın şikayetçi polis memurlarına isabet etmeyip polis ekip otosuna isabet ettiği, ekip otosunda 750 TL maddi zarar oluştuğu, olay yerine takviye ekip çağrılarak sanıklar etkisiz hale getirilerek sanıkların Emniyet Müdürlüğü'ne getirildikleri, sanık ...'nın İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde asılı bulunan trafik panosuna kafa atmak suretiyle panonun camını kırarak zarar verdiği olayda, kamu malına zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Görevi yaptırmamak için direnme suçunun birden fazla polis memuruna karşı cebir ve tehdit göstererek hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmesi nedeniyle aynı nev'iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanıklar hakkında anılan suçtan tayin olunan cezanın TCK'nın 43/2.maddesi ile arttırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 11.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.