Yargıtay · 15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2012/791 E. 2013/14617 K.
Konu: Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 15. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/791
- Karar No
- 2013/14617
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Beraat Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır. Katılanın 2006 yılı Haziran ayında sanıklar ... ve ...'e ... İlinde iki kamyon karpuz sattığı ve karşılığında sanıklardan ... ... Şubesi'ne ait 7.840 TL'lik çeki teslim aldığı, daha sonra çeki ciro ederek ticari ilişkide bulunduğu başka kişilere verdiği ve çekin bankaya ibrazında sahte olduğunun söylendiği, nitekim ... Genel Müdürlüğü'nün 12/02/2007 tarihli yazısıyla da çekin sahteliğinin tespit edildiği olayda; 05/01/2009 tarihli bilirkişi raporu ile suça konu 10.12.2006 tarihli 7.840 TL değerindeki çekin arka yüzündeki katılan ... adına atılan ciranta imzasının katılana ait olduğunun bunun haricindeki yazı ve imzaların keşideci görünen ... ve katılan ile birlikte sanıkların ellerinden çıktığını gösterir uygun ve yeterli kaligrafik bulguların tespit edilemediği, ayrıca çekin üzerinde bulunan rakam ve bir kısım yazılarda tahrifat yapıldığının ve bu tahrifatın banka görevlilerince yapılacak kontrollerde ilk bakışta ve kolaylıkla dikkati çekebilecek nitelikte olması nedeniyle çekin iğfal kabiliyetini haiz olmadığının belirlendiği dolayısıyla sanıklara atılı resmi belgede sahtecilik suçunun oluşmadığına yönelik kabulde ve sanığın 16.01.2007 tarihli savcılık ifadesinde; sanıkların teyzesinin çocukları olduğunu kendilerine 15 yıldır ...'dan mal gönderdiğini, 2006 yılının Mayıs ayında ...'in yanına geldiğini kendisinden karpuz istediğini, bunun üzerine iki kamyon karpuz bularak sanıklara gönderdiğini, bir ay sonra yani Haziran ayında bu sefer ...'in yanına geldiğini karpuzun karşılığı olarak kendisine suça konu çeki ciro ederek verdiğini, kendisininde akrabası olması sebebiyle sanığa güvendiğini açıklaması karşısında; suça konu çekin sanıklar tarafından önceden ... borç için verildiği, çek tanziminden önce gerçekleşen şifahi sözleşme ve buna bağlı olarak katılanın edimini ifa etmesi sanıkların da bu edimin karşılığında borçlu konuma düşmeleri nedeniyle dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı gözetilerek dolandırıcılık suçunun oluşmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, ONANMASINA, 02.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.