Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/21807 E. 2013/6148 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/21807
Karar No
2013/6148
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık (Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan) HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Müşteki hazine vekilinin 29.05.2008 günlü ara kararla davaya katılma talebinin reddine karar verilmiş ise de; ... Ceza Genel Kurulunun 19/10/2010 gün ve 2010/9-149/205 sayılı kararında açıklandığı üzere ve dosya içeriğine göre; suçtan zarar görmüş olan müşteki vekilinin CMK.nun 260.maddesi uyarınca kurulan hükmü temyiz ve kamu davasına katılma hakkı bulunduğunun anlaşılması karşısında; katılma isteminin reddine dair 29.05.2008 tarihli kararın kaldırılarak CMK'nın 237/2.maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede; ... CGK'nun 04/10/1993 gün ve 187/227 sayılı kararında açıklandığı üzere tür ve miktarı itibariyle kesin olan kararların suç vasfına yönelik bir temyiz bulunması halinde ...'ca incelenmesinin olanaklı bulunması, müşteki idare vekilinin temyizinin de suç vasfına yönelik olduğunun anlaşılması karşısında, usul ve yasaya aykırı bulunan temyizin reddine dair 29.05.2008 tarihli ek-kararın kaldırılarak yapılan temyiz incelenmesinde; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; Sanığın, olay tarihinde SSK'dan emekli olarak maaş aldığı halde 06.11.2006 tarihinde bunu gizleyerek, emekli ya da çalışan olmadığına dair taahütname imzalayarak, meydana gelen don olayından dolayı Devletçe ödenmekte olan 2,903 TL parayı almak suretiyle kamu kurumu olan hazineyi zarara uğrattığının iddia edilmesine karşılık 27/08/2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 26272 sayılı genelgenin mahkemece değerlendirilen 5/b-3 maddesinin "bu yardımlardan yararlanabilmesi için, yıllık gelir toplamının her yıl Bakanlar Kurulunca açıklanan 16 yaş ve üzeri asgari ücret bürütünün yıllık toplamının üç katına tekabül eden miktar veya altında olması gereklidir" hükmü kaşısında sanığın aldığı emekli maaş miktarına göre yardım alınmasının mümkün bulunması nedeniyle olayda dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmayıp eylemin TCK'nın 206.maddesi kapsamında yalan beyanda bulunmak olarak kabul edilmesinde isabetsizlik bulunamdığı anlaşılmakla, Sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK'nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizi mümkün olmadığından katılan vekilinin bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz istediğinin aynı Kanunun 317.maddesi gereğince REDDİNE, 04.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/21807, K. 2013/6148, T. 04.04.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2011-21807-e-2013-6148-k-2c78245c25a1