Yargıtay · 15. Ceza Dairesi

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/18671 E. 2013/2595 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
15. Ceza Dairesi
Esas No
2011/18671
Karar No
2013/2595
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; suça sürüklenen çocuğun, şikayetçinin evine giderek kendisini sosyal güvenlik müdürü olarak tanıttığı, şikayetçi adına düzenlenmiş Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tanıtım kartını şikayetçiye verdiği, bu kartla emekli maaşını çekebileceğini, ancak; Emekli Sandığı tarafından maaşına haciz konulduğunu söyleyerek maaşının üzerindeki haczi kaldırmak için 150 TL para istediği, şikayetçinin de suça sürüklenen çocuğa inanarak parayı verdiği şeklindeki eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 3/a-2 maddesine göre, kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk için suça sürüklenen çocuk ifadesinin kullanılması gerekirken sanık ifadesinin kullanılması, 2-Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi, 3-TCK'nın 52/3. maddesi uyarınca adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarın ayrı ayrı gösterilmesi gerekirken hükmolunan 3 gün para cezasının karşılığı olarak takdir edilen miktarın gösterilmemesi, 4- Suça sürüklenen çocuk müdafiinin 03/03/2008 tarihli oturumda "lehe hükümlerin uygulanması" yönündeki talebinin, 5237 sayılı TCK' nın 52/4. maddesinde tanımlanan adli para cezasının taksitlendirilmesini ve aynı yasanın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim nedenlerini de kapsadığı gözetilmeden, bu konularda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK' un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.02.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/18671, K. 2013/2595, T. 13.02.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-15-ceza-dairesi-2011-18671-e-2013-2595-k-f0e7a5ee97c1