Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2011/14339 E. 2012/17676 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/14339
- Karar No
- 2012/17676
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62, 50/1-a, 52/2-3-4, 53/6. maddeleri uyarınca; mahkûmiyet. Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin bir nedene dayanmayan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1) 26.04.2007 tarihli olay yeri inceleme tutanağında, ...'in kesin ölüm nedenini tespit eden Doktor...ın yemininin yaptırılmaması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 64/6. maddesine muhalefet edilmesi, 2) Kabule göre de; a- Gözaltı, tutuklama ve tahliye tarihlerinin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi, b- Hükmün gerekçe kısmında cezanın asgari hadden tayin edildiği belirtildiği halde, hüküm fıkrasında 2 yıl 4 ay hapis cezasına hükmolunarak çelişkiye neden olunması, c- Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin 5237 sayılı TCK'nın 63. maddesi uyarınca cezasından mahsubuna karar verilmemesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 12.07.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Sanık hakkında taksirle ...’i öldürmekten kamu davası açılmış sanığın mahkumiyetine dair hüküm dairemizce bozulmuş, bozma kararındaki bir nolu düşünceye katılmadığımızdan, yani bilirkişi doktorun yeminini yaptırılmamasının sonuca etkili olmadığından bu hususun bozma sebebi yapılmaması ve diğer bozma sebepleri nedeniyle de hükmün düzeltilerek onanması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyoruz. Trafik kazası sonrası ölen çocuk Seydişehir Devlet hastanesine getirilmiş ve burada sağlık ocağında doktor olan ...’dan klasik otopsi yapılmadan kesin ölüm sebebi hakkında görüş alınmış ve olay yeri inceleme tutanağı olarak düzenlene zabıt Cumhuriyet savcısı ile doktor tarafından imzalanmıştır. Doktor olan bilirkişilerden yemin yaptırılmadan görüş alınmaması bir eksiklik değildir. Kaldı ki mesleğe başlarken yeminlerini yapmaktadırlar. Nasıl ki yaralama ile ilgili aldığımız raporlarda kimlik tespiti ve yemin yaptırmıyorsak aynı durum burada da geçerlidir. Bu olayda ölümü şüpheli hale getiren bir durum da yoktur. Bunun yanında 02.05.2007 tarihinde yürürlükten kaldırılan 3017 sayılı Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti Teşkilat ve Memurun Kanunu’nun 31/son ve 12.01.1962 tarihinde yürürlüğe giren ve halen yürürlükte olan 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun’un 10/2. maddesinde “Sağlık ocağı hekimleri kendi ocakları içinde adli tabiplik vazifesi görürler” hükmü karşısında doktor ... Cumhuriyet savcısı tarafından resmi bilirkişi olarak görevlendirildiğinden, ölüm olayından beş yıl sonra başka sorunlara yol açabilecek şekilde bozma kararı verilmemesi gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyoruz.