Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2011/13343 E. 2012/14662 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/13343
- Karar No
- 2012/14662
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Dava : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat Hüküm : Davanın REDDİNE Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; Tazminat 466 sayılı Kanun hükümlerine göre istenmektedir. Ceza Genel Kurulu 23/03/2010 tarih ve 2009/256 Esas ve 2010/57 sayılı kararında, 466 sayılı Kanunun 2.maddesindeki üç aylık sürenin başlangıcı için 21/04/1975 tarih ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına atıf yapılarak kesinleşen beraat kararından davacının haberdar olmasının aranması gerektiği şeklindedir. Ancak adı geçen kararda tazminat davasının ne zamana kadar açılması gerektiğine dair bir açıklama yoktur. Borçlar Kanununun 60. maddesinde tazminat davasının, zarar verici fiil veya olayın vukuundan itibaren her halde 10 yıl sonra zamanaşımına uğrayacağı kabul edilmiştir. Kanun dışı yakalanan veya tutuklanan kimseler bakımından, devletin yaptığı yakalama veya tutuklama haksız fiili ceza davasının kesinleşmesi ile netleştiğinden bu tarih olayın vuku tarihi olup, bu tarihten itibaren 10 yıl dolduktan sonra 466. sayılı Kanuna göre tazminat istenemeyeceğinden kararın kesinleşmesinden 11 yıl sonra açılan davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmamıştır; Ancak; Davanın tümüyle reddedilmesi karşısında, davalı hazine yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi, Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının ilgili bölümüne "Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesine göre karar tarihinde geçerli olan 2.200 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı hazineye verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.06.2012 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ: 21.04.1975 gün ve 3/5 sayılı Yargıtay İBK'da 466 sayılı Kanuna dayalı tazminat davalarında 466 sayılı Kanunun 2. maddesindeki 3 aylık dava açma süresinin kesinleşmiş beraat hükmünün ilgili tarafından öğrenilmesinden itibaren başlayacağı belirtilmiştir. Kesinleşmiş beraat hükümlerinin ilgiliye tebliğini öngören hükme 466 sayılı Kanunda ve 1412 sayılı CMUK'da yer verilmediğinden, bu kanuna dayalı tazminat davalarının çok uzun süreler sonra açıldığı ve bazen kanunun tanıdığı bu hakkın suistimal edildiği gözetilmekle birlikte, kanun gücündeki bu İBK yine aynı yöntemle değiştirilmediği veya konuya münhasır kanuni bir düzenleme yapılmadığı sürece, bu sorun devam edecek, suistimallerin önüne geçilemeyecektir, ancak konunun suistimal edildiğinden hareketle de kanunun sınırlamadığı bir hakkın kullanılması engellenemez. Çoğunluk tarafından Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinden hareketle, hükmün kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık sürenin geçmesi halinde 466 sayılı Kanuna göre tazminat davası açılamayacağı kabul edilmiş ise de, bu kabulün 466 sayılı Kanunun dayandığı temel ilkelere aykırı olduğunu düşünmekteyiz. Diğer yönden inceleme konusu somut olayda, talepte bulunanın, Gökçebey Asliye Ceza Mahkemesinin 11/10/2005 gün ve 2005/14-2005/191 sayılı ilamı ile taklit anahtarla hırsızlık suçundan hükümlü olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Yargılama sistemimizde adli sicil kayıtlarının getirtilerek okunması zorunlu olduğundan, ilgili dosya getirtilip incelenmek suretiyle talepte bulunanın verilen beraat kararından haberdar olup olmadığı hususu belirlendikten sonra, süre yönünden değerlendirme yapılmalıdır. Bu nedenlerle, hükmün bozulması görüşüyle çoğunluğun aksi yönde oluşan görüşüne katılmamaktayız.