Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/1173 E. 2025/6260 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1173
- Karar No
- 2025/6260
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2192 Esas, 2024/1764 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/655 E., 2021/194 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından davacılar aleyhine bonoya dayalı icra takibi başlatıldığını, bono da ihdas nedeni olarak "malen" kaydı belirtilmiş ise alacaklının bononun ihdas nedenini borç alınan para olarak talil ettiği takdirde ispat yükünün taraf değiştireceği ve bonodaki alacaklının bonoda belirtilen meblağ kadar parayı bono borçlusuna verdiğini usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerektiğini, davalı aleyhine ticareti kullanarak dolandırıcılık, sahte fatura düzenleme, kaçakçılıkla mücadele kanununa muhalefet suçlarından savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, davalının savcılıkta verdiği imzalı beyanına göre dava konusu icra takibi ve dayanağı bono ile ilgili ihdas sebebi olarak davacıya para verdiğini ikrar ettiğini ancak dava konusu icra takibine konu olan alacak sebebinin bonoda ihdas sebebi "malen" kaydının olduğunu, bu bağlamda Yargıtay içtihatlarına göre davalı alacaklının ihdas nedenini talil ettiğini, davacıya bono miktarı olan 500.000,00 TL para verdiğini usulüne uygun delillerle ispat etmesi gerektiğini, davalının davacıya verdiği bir para olmadığını ileri sürerek Mersin 4. İcra Müdürlüğü'nün 2016/16381 E. sayılı dosyasında davacıların borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyetli davalı alacaklının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın ispat yükü taraf değiştirir iddiasının hukuki bir dayanağı olmadığını, kambiyo senedinin düzenlenmesi ile taraflar arasında soyut bir borç ilişkisi doğduğunu, davacı taraf senette bedelin ‘’malen alındığını’’ bildirmiş ise, artık bu hususun aksini tanık ile ispat edemeyeceğini, bedel kaydının dava konusu olayda olduğu gibi mala taalluk ediyorsa malın teslim edilmediğini borçlunun ispat etmesi gerektiğini, bir an için davalının borçluya para verdiği kabul edilse bile bu durumun davacı borçlunun davalıya borçlu olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini savunarak davanın reddine ve davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu takip dayanağının 17.10.2016 tanzim, 17.12.2016 vade tarihli ve 250.000,00 TL bedelli bono ile 17.10.2016 tanzim, 17.11.2016 vade tarihli ve 250.000,00 TL bedelli bono olduğu, takibin kesinleştiği ve akabinde borçlular tarafından eldeki davanın açıldığı, takip dayanağı bonolarda "malen" kaydının bulunduğu ancak davacının dava dilekçesinde bonoların veriliş sebebinin hayali ihracat nedeni ile gümrük idaresine ödenecek rüşvet ve sahte fatura tanzimi için karşı firmaya ödenecek ücret olduğunu belirttiği, davalının ise kollukta vermiş olduğu 21.06.2018 tarihli ifadesinde senetlerin borç verdiği para karşılığı alındığını belirttiği, bu hali ile her iki tarafın da senedin ihdas sebebini değiştirdiği, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre çift taraflı talilde ispat yükünün yer değiştirmeyeceği, somut olayda davacılar tarafından bonodaki imzaya itiraz edilmediği, yalnızca bedelsizlik iddiasında bulunulduğu, bu nedenle ispat yükünün davacıda olduğu, dinlenen tanıklar celp edilen soruşturma ve ceza dosyası ile icra dosyası birlikte değerlendirildiğinde davacıların senedin bedelsiz olduğu hususunu ispatlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, bonoya dayalı alacağa yönelik başlatılan icra takibi nedeniyle menfi tespit talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve özellikle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 702. maddesinin "(1) Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. (2) Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir... " düzenlemesi ve ayrıca avalistin talil sebebine dayanamayacak olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 15.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.